4:46 sessizliğin en yüksek sesi
Gece uyumuyor, ben de. Saat ise ikimizin arasında durmadan yol alıyor.
Düşünce
Zilzâl Sûresi (99. Sure) - Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.1, 2, 3. Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Ona ne oluyor?” dediği zaman, 4. İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır. 5. Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir. 6. O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır. 7. Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. 8. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir. Bu sure, kıyamet günündeki büyük depremi (zelzele), yeryüzünün içindekileri (ölüleri ve diğer yüklerini) dışarı atmasını, insanların şaşkınlığını ve o gün herkesin en küçük amellerinin bile karşılığını göreceğini vurgular. Kısa ama etkili bir sure olup, amel defterlerinin adaleti konusunda güçlü bir uyarıdır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Şunu hemen yanlış anlamayın ya . Samimi olduğum 3-4 arkadaşım var ya başka şehir ya başka ülkedeler , aynı şehirde olduklarım da çoluk çocuk sahibi hepsi meşgul
1000Kitap

YurdunuArayanMuhacirKuşu

@kitaplarinfisildaigi21
·
Sohbet edecek kimsem olmadığı için iletilerde kendimle sohbet ediyorum , ayemsori. Yazmak rahatlatıyor . Belki böyle alelade olmasa daha iyi ama aşıcaz onu da aşıcaz
1000Kitap
"Rabbim, sana dua edip de hiç hüsrana uğramadım..." 🔹Meryem, 4
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 📗 Kendilerine ilim verilmiş olanlar, şunu açıkça görmektedirler ki, sana Rabbinden indirilmiş olan bu Kur’an gerçeğin tâ kendisidir ve insanları, karşı konulamaz kudret sahibi ve her türlü övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletmektedir. 6 #Tefsir: 📖 📖 Vahiy ve peygamberlik hakkında geleneksel bir bilgiye sahip olan Ehl-i kitap âlimleri Kur’an’ın Allah kelâmı olduğunu bildikleri gibi, her biri Allah’ın bir kanununu keşfetmek için konmuş olup Allah’ın isim ve sıfat tecellilerini tanıtan Fizik, Matematik, Astronomi, Jeoloji, Botanik, Biyoloji… gibi ilim sahalarında iman nazarıyla araştırma yapan âlimler de, elde ettikleri neticeleri Kur’an’la mizan ettikleri zaman, onlar da kesinlikle Kur’an’ın ilâhî bir kelâm olduğunu anlayacaklardır. Nitekim günümüzde bunun pek çok misâli yaşanmaktadır: Birincisi: Kanadalı Prof. Dr. Keith L. Moore, embriyoloji sahasında yazdığı eserinde insanın rahimdeki safhalarını izah ettikten sonra bu bilgileri âyet-i kerîmelerle karşılaştırarak, ilmin Kur’ân-ı Kerîm’le mütâbakat hâlinde olduğu, hattâ Kur’ân’ın, verdiği misâl ve tariflerle tıp ilminin önünde gittiği itirâfında bulunur. Keith, Kur’ân’daki nutfe, aleka ve mudğa tâbirlerinin, yâni bu üç safhanın husûsiyetlerinin hepsinin de ilmî hakîkatlerle uygunluğu yanında tıp âlemine büyük bir ışık tutmakta olduğunu ifade eder. Nutfe hâli olarak ifade edilen safha, ilmî araştırmaların bütün muhteviyâtına şâmildir. Aleka safhası, asılı ve donuk bir kan vaziyetindedir. Cenînin bütün hayât özellikleri, bu pıhtı hâlindeki kanda depolanmıştır. Mudğa ise, çiğnenmiş et demektir. Şekline bakıldığında, onun sanki çiğnenmiş bir et parçası hâlinde olduğu görülür. Âdetâ üzerinde diş izleri vardır. Bu araştırmalar netîcesinde Keith, Kur’ân-ı Kerîm ve Peygamberimiz (s.a.s.) hakkında
Hasan el-Basrî rahimehullah şöyle demiştir: “Yolun ıssız ve yalnız olduğunu, bana yoldaşlık edecek kimsenin bulunmadığını anladım; bu yüzden Kur’ân’ı ezberledim.” Siyeru Aʿlâmi’n-Nubelâʾ, 4/564.