En son buraya şubat ayıyla ilgili sorunlarımı annemin vefatini annemin babasinin vefatini depremi doğum günümü vs yazdıktan sonra yine şubatta anneannem vefat etti. Sonra da girmedim bu platforma. Sonra bolca yaz dizisi lise dizisi ergen dizisi izledim ve 4 aylık bir uzaklaşmadan sonra dün phantasmayı bitirebildim
1.231 gün’dür acımız her gün taze.(6Şubat)
3 yıl,4 ay ve 15 gün geçti. Hala adalet arayışındayız.. Bugün Babalar Günü… Ancak 6 Şubat depreminde babalarını kaybeden binlerce çocuk için bugün, buruk ve eksik geçen bir gün.Hayatını kaybeden tüm babaların mekânı cennet olsun.Nice çocuk babasız kaldı,nice yuva eksildi.Bir babanın yokluğu sadece bir insanın değil,bir güvenin,bir desteğin ve bir ömrün eksilmesidir. Ben de depremde ailesinden abisini kaybeden birisi olarak,geride kalanların yaşadığı acıyı ve özlemi yürekten hissediyorum.Bazı kayıpların tarifi yoktur;zaman geçse de bıraktığı boşluk hep aynı kalır. 6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçti. Binlerce insanımızı kaybettik,on binlerce hayat yarım kaldı.Ancak yıkılan binaların sorumlularından bazı müteahhitlerin hâlâ yakalanamamış olması vicdanları yaralamaya devam ediyor.Adaletin gecikmesi,acıyı daha da büyütüyor,sorumluların en kısa sürede hesap vermesini bekliyoruz. Bu Babalar Günü’nde aramızda olmayan tüm babaları rahmetle anıyor,geride kalan evlatlarına ve ailelerine sabır diliyorum.Depremde hayatını kaybeden tüm canları,özellikle de sevdiklerini toprağa veren aileleri dualarla yad ediyorum. Ruhları şad,mekânları cennet olsun. 🌹🕊️
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mayıs Okuduklarım & Haziran TBR (Yappingte Şampiyonlar Ligi)
Mayıs ayı, yine-yeni-yeniden çok dengesizdi. Ben bile bu kadar dengesiz değilim/j Kimi zaman, YKS25 sınavındaki sanat eserini çöp sanıp çöpe atan hizmetçi kadar süzme; kimi zaman Kintsugi sanatı gibi kendini kusurlarıyla dahi kabul eden hatta o kusurları daha da ön plana çıkaran o sanat türü gibi kendiyle barışık & mutlu hissettim. Ortasıysa hiçbir zaman kapımı çalmadı. Yaşadığım sıkıntı büyük ölçüde hobilerime yansıdı tabii. Özellikle kitap cephesi bundan fazlasıyla nasibini aldı: Kitap okumak, benim için aylar önce korktuğum şekilde yük haline geldi. Kitapları özümseyerek okumadım aksine vicdanımı rahatlatmak için bir araç niyetine kullandım. Sonucu ağır oldu gerçiçdğwdğwdwpğ. Vicdanım sadece kısa süreli rahatladı. Günün sonunda eylemleri yüzünden kitap okumaktan iyice soğumuş kendimle kaldım. Ama dengesiz demiştim ya ay hakkında, atlatmanın yolunu da buldum fazla gecikmeden. Yanlış anlaşılmasın, çok sıkıntı çektim süreç içinde. Sabotajcı iç sesim otoriter oldu, keyif aldığım şeylerin bana yine zevk vermemesinden korkup kaçtım. Ancak, tüm hayatıma entegre ettiğim bir sözü, düşünceler susana dek telkin ederek çıktım bataklığımdan: Yarına sağ çıkıp çıkmayacağım bile belli değilken ben ne diye saçmalıklara harcıyorum zamanımı? Ben, her zaman hayata en ufak rüzgarda uçup giden bir yaprak olmadığımı, iz bırakmak için geldiğimi düşündüm. İz bırakmak istiyorsam, sevdiğim şeyleri dibine kadar tatmak istiyorsam bir kelebeğin ömrü misali zamanı değerlendirmem gerekmez mi? Gerekir. Ben de kazandığım bu farkındalıkla yeni bir pencere açtım hayatıma. Ancak o pencere, direndiğim o rüzgarı beraberinde getirdi. Hâliyle yanlışım sandım. Sonra anladım, panzehirim rüzgarmış. Yıkılmakmış. Kitaplardan, çok sevdiğim şeylerden kendimi soğutmam yüzeysel bir olay değilmiş. Kendimi
1000Kitap
OBJEKTİF OLAYIM DERKEN DİNDEN ÇIKILIR MI?
Hikmet-i Hûda, denk geldi, bu sıralar Kur'ân'ın âyetlerini kanunlar gibi görmeye dair birçok yazı karaladım. "Kanun" derken ne kasettiğimi de bir parça açayım: Efendim, kanun derken, "her zamanda nümûneleri bulunan hükümler" demeyi azmediyorum. Sözgelimi: Yerçekimi bir kanundur değil mi? Evet. Peki neden? Çünkü yer her zamanda çeker. Ve her mekânda bu çekimden dolayı çekilen/düşen bir şeyler bulunur. (Uzayda değilseniz tabii.) Ayağı kaydığı için havada uçmaya başlayanımız hiç olmamıştır. Hep düşülmüştür. Hep çekilinmiştir. İşte buna "kanun" denir. Yâni kanunlar sonuçları tekrarlanan hükümlerdir. Saded harici girecek ama söylemeden geçemeyeceğim: Benim evrim konusundaki itirazlarım da hep bu noktadan kaynaklanır: "Bilimsellik" dediğimiz bilgi alanının dayandığı "sonuçların tekrarlanabilirliği" ilkesi evrimde bulunmaz. Yâni, hangi şartlar bu katakulliyi tetikliyorsa, onların tesbit edilip laboratuvar ortamında tekrarlanmasıyla, bu evrim denen hakikati(!) görebilmemiz lâzımdır. Peki bize gösterilen bir şeyler var mıdır? Vardır. Ama bunlar hep tür içi çeşitlenmelerdir. Tür içi çeşitlenmelere hiç kimse itiraz etmez. Çünkü zaten şu dünyada kaç milyar insan varsa hiçbirinin yüzü, sesi, parmak izi, retina kalınlığı, DNA'sı, daha bilmem neleri neleri birebir birbirini tutmaz. Evet. Bu çeşitlenmedir. Haktır. Tekrarlanmaktadır. Her zamanda görülmektedir. Tamam. Fakat evrim hakkında asıl sorunumuz şudur: Bu türden tür içi çeşitlenmelerle türden türe atlamalar mümkün olabilir mi? Kardeşlerim, dostlarım, canlarım, bu konuda bencileyin derim ki: **Evrimciler gayba imânda Müslümanlardan daha ileridedirler. Hattâ dinlerinin haphalis Mü'minidirler. Meselâ: Müslümanlar, âyette buyrulduğu gibi, bahara bakıp tekrar dirilişin mümkünlüğüne kanaat getirirler. Nümûnesini görüp,
“Gazetecilikten Yazarlığa: Haber Dilinin Yetmediği Yer”
Gazetecilikten yazarlığa, belgeselden nehir söyleşiye uzanan üretim serüvenini anlatan Hatice Aydoğdu, haber dilinin sınırlarını, medyanın dönüşümünü ve tanıklığın anlatıdaki yerini değerlendirdi. Aydoğdu, gazeteciliği bırakışını bir kopuş değil, farklı anlatım biçimlerine yönelen bir dönüşüm olarak tanımlarken; günümüz medyasında haber üretiminin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara ve gazeteciliğin değişen doğasına dikkat çekti. 1-Reuters, Anadolu Ajansı ve haftalık Yeni Gündem dergisi gibi kurumlarda uzun yıllar çalıştıktan sonra 2010’da kurumsal gazeteciliği bıraktınız. Bu karar sizce mesleki bir kopuş muydu, yoksa anlatım biçiminizi değiştirme ihtiyacı mıydı? Bir kopuş değil, farklı anlatı biçimlerine yönelmek diyebilirim. Bir dönüşüm… Gazetecilikle beraber diğer alanlarda da derdimi anlatmayı sürdürebilirdim ama olmadı. Örneğin kısa film ve belgesel çalışmalarına gazetecilik yaparken başlamıştım… Sonuçta yapmaya çalıştığım, gazetecilikten beslenerek farklı anlatım biçimlerine yönelmek oldu. Dil, bu anlatım biçimlerinin aracı, ister yazınsal olsun ister görsel olsun… 2-“Gazetecilik artık bildiğim yollardan yapılabilir olmaktan çıktı” sözünüz hâlâ alıntılanıyor. Bugün dönüp baktığınızda o cümlede daha çok medya düzenine mi, yoksa gazeteciliğin diline mi itiraz vardı? Medya düzenini ve gazeteciliğin dilini birbirinden ayırmak zor. Medyanın sahiplik yapısı, ekonomik ve siyasi ilişkileri haberin diline de yansıyor. Türkiye’de özellikle 1980’lerden itibaren büyük sermayenin medya sektörüne girişi, holdingleşme, medya gruplarının el değiştirmesi gazeteciliğin yapılma biçimlerini de değiştirdi. Bazen çalıştığınız kurumun yapısından bağımsız olarak eğer muhabirseniz haber yapma koşullarınız bir anlamda elinizden alınıyor. Bir yandan haber kaynaklarına ulaşmak
Beni bilenler bilir bilmeyenler şimdi öğrensin
Ben kimim neyim diye bişi varmış ondan yapacağım ama ilk kimden gördüm hatırlamıyom😔☝🏻 Baslayım hemmen. MBTI: INFJ-T (artık kesin her çözdüğümde aynı ae) Burç: Balık🐟 Doğum Günüm: 24 Şubat Ennegram: 4w5 (yine de kendimizi böyle sınırlandırmayalım yane) Seviye:YKS 2026 MİT: Şuan Heosphoros diyelım Winx: Miusa Disney: Mulan Mu little pony: Rainbowdash (testtede öyle çıkmıstı😝) Mevsim: Sonbahar-kış Renk: Mor mavi kahverengi Sevmediğim renk: Sarı, turuncu Hobi: Kitap okumak vsvs klişe şeyler. Çok yönlüyümdür AMA RESİM ÇİZMEK BENİM İÇİN AYRI BİR BOYUT TMM. şimdi bunu hobi olarak ele almak istemezdim ama şuan hobiden öteye geçememekte... Az kaldı resim çizmeyi yakında iş hâline getirmeyi planlamaktayım. Yks meselesi olmasa Pinterest hesabımı büyütecektim orada genel çizdiğim şeyler vs paylaşıyorum para kazansam çok iyi kazanırdım ama Pinterest şartları... Her neyse yakında bunu güzel yerlere getiririm diye umuyorum. Sadece kâğıt üzerinde değil dijital olarakta çizim ve video editler, şarkı mashupları falanda yapıyor"dum" dediğim gibi Yks falan filan. Ama en kısa zamanda editleri düzenleyip yksden sonra paylaşacağım inşallah diyelim ablanıza destek olun tmm(opsiyonel) Resim çizmek gibi el işlerine yatkın olmamın yanı sıra dikiş işleri örgü gibi el işlerinde fevkalade kötüyümdür. Benim için öğrenmeside zordu unuttum zati. Genelde kendi kendime geliştirdiğim ve sevdiğim el işlerinde daha başarılıyım☝🏻