“Betaserc Bir Münacaat” isimli şiirimler yer aldığım Yedi İklim dergisinin 435.sayısı çıktı.🌷 ilahî! senin rahmetin melceimdir ve rahmeten li’l-âlemîn olan habib’in senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. eğer kemal-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen zaten o senin şanındır. çünkü erhamü’r-râhimîn’sin. dergikapinda.com/urun/yedi-iklim...
#𝙀𝙉𝘼𝙈_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎İ_𝙏𝙀𝙁𝙎İ𝙍☝️ ✅ Rabbiniz Allah işte O’dur. O’ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyi yaratandır. Öyleyse yalnız O’na kulluk edin. Her şeyin dizginini elinde tutan, her işte kendisine güvenilip dayanılan O’dur. 102 #Tefsir:. 📖 📖 Anlatılan bu yüce ve eşsiz sıfatları taşıyan, kendinden başka ilâh olmayan ve her şeyin yaratıcısı olan Allah, şüphesiz kulluk edilmeye layık yegâne varlıktır. O halde başkalarını bırakıp sadece O’na kulluk etmek lazımdır. Allah her şeye vekîldir. Her hususta ve her şeye karşı O’na dayanılır ve tevekkül edilir. İşler O’nun tasarruf ve idâresine teslim edilir. Çünkü vekîl, vekil kılındığı işlerin tümünü eksiksiz yerine getirebilen kişi demektir. Dolayısıyla kullar işlerine Allah’ı vekil kılmalı, dünyevî ve uhrevî sıkıntılardan kurtarması için ibâdetlerini vesile yapmalıdırlar. Şeyh Ebû Hamza Horasânî (r.h.)’ın başından geçen şu hâdise Allah’ı vekil kılmaya güzel bir misaldir. O, şöyle anlatıyor: Bir yıl hacca gidiyordum. Yolda bir kuyuya düştüm. Yardım isteme konusunda nefsimle mücadele ettim. Kendi kendime: “Allah’a yemin olsun ki kimseden yardım istemeyeceğim” dedim. Daha bu düşünce kafamdan gitmeden kuyunun başına iki adam geldi. Biri diğerine: “Gel şu kuyunun ağzını kapayalım da içine kimse düşmesin” dedi. Kamış ve çerçöp getirip kuyunun ağzını kapadılar. Bağırıp yardım isteyeyim diye niyetlendim, sonra kendi kendime: “Onlardan sana daha yakın olana sığın” dedim ve sustum. İşimi Allah’a ısmarladım. Bir saat geçmişti ki bir şey gelip kuyunun ağzını açtı ve ayağını sarkıttı. Sanki ondan çıktığını hissettiğim bir sesle: “Bana yapış” diyordu. Ayağına yapıştım ve beni kuyudan çıkardı. Bir de ne göreyim karşımda bir yırtıcı hayvan! Beni kurtarıp çekip gitti. Bu arada bana hâtiften: “Ey Ebû Hamza! Telef edici bir hayvanla seni helak olmaktan
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Muhammed ibn Sîrîn (rahimehullah) şöyle demiştir: “Eğer bir kimse ‘Saçların kıvırcık’ demenden hoşlanmıyorsa, ona bunu söyleme.” İbrahim en-Nehaî (rahimehullah) şöyle demiştir: “Eskiden şöyle denirdi: ‘Kardeşini, ona en sevimli gelen ismiyle çağır.’” Vekî‘, ez-Zühd/435/438
Din
osmanlı'nın hüküm sürdüğü yerleri sayınca “efsane”, ayrıntıya girince “imparatorluk” olduğu anlaşılıyor. önce şunu ayıralım: osmanlı'da doğrudan eyalet, vasal/himaye, askeri–siyasi nüfuz diye üç ayrı kategori vardı. bugün çoğu tartışma bu farklar bilinmeden yapılıyor. doğrudan veya fiilen osmanlı hâkimiyetinde bulunmuş bölgelerden bazıları: balkanlar'ın tamamına yakını – bulgaristan – yunanistan – sırbistan – bosna – arnavutluk – makedonya – kosova – karadağ – hırvatistan'ın bir bölümü – romanya eyaletleri (eflak–boğdan) – macaristan – ukrayna'nın güneyi (kırım dahil) orta doğu ve arap coğrafyası – anadolu – suriye – filistin – israil – ürdün – lübnan – irak
S:435
"Ne ilk defası, defalarca girdik çıktık Suriye'ye, daha önce de Irak'a girmiştik. Bıçak sırtında yaşıyorduk Nevzat, ölümle burun buruna..." Çünkü işiniz buydu, bilerek girmiştiniz bu mesleğe, alçaklığınıza kılıf arama diyemeyeceğim için acıyarak baktım yüzüne. "Ülkeler arasındaki sınırdan bahsetmiyorum İlhami. Şerefle şerefsizlik arasındaki sınırdan bahsediyorum, vicdanla vicdansızlık, haysiyetle haysiyetsizlik, dürüstlükle alçaklık arasındaki sınırdan. Yunan bir filozof şöyle demişti: 'Bir kere sınırı aşan için artık sınır yoktur.' Yani her günah mübah, her ahlaksızlık makbul, her hırsızlık artık mümkündür." Yırtıcı Kuşlar Zamanı Ahmet Ümit
*İSLÂM AHLÂKI - 435* *HACCIN RÜKNÜ ÜÇDÜR* *1* 1- İhrâma girerken hacca niyyet etmek. 2- Arafâtda vakfeye durmak. 3- Ziyâret tavâfı etmek. Arafâtda vakfeye durmanın evvelki vakti, Zilhiccenin dokuzuncu günü zevâl vaktinden, ertesi günü, sabâh oluncıya dekdir. [Bir gün önce veyâ bir gün sonra Arafâtda vakfeye durunca, hac bâtıl olur. Mezhepsizler, hilâli görmedikleri hâlde, bir gün önce bayram yapıyorlar. Vaktinde vakfeye durmıyanların hacları sahîh olmuyor.] - devamı var - *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı