Arsız Ahzan
Bir oğlum var, sadece geceleri doğan Her gün yeniden hep alnı açık doğar Oğlumun ismi Arsız Ahzan bey Her gece öldürür beni peyderpey Dünyada bulunuşumun şaşkınlığını Oğlum benden önce atlattı.. Sanırım ki erken bir ölüm esnasında Bağışıklık kazanıyoruz dünyaya..
Sayfa 60 - Serhat Karahan·Kitabı okudu
Şiir
1488-1491 yıllarını kapsayan cizye defterlerine göre, Rumeli'de İslâmlaşmaların bütün bölgede yılda 300'ü geçmediği anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle, her yerde, hatta Bosna'da dahi, İslâmlaşma başlangıçta şehirlerde ve askerî sınıf arasında başladı ve yavaş yavaş yayıldı. 1489'da Bosna'da 25.000 Hristiyan aileye karşı 4.500 Müslüman hâne vardı. Türkçe konuşamayan Müslüman toplulukları dışında, Balkanlar'daki Müslümanların büyük çoğunluğunun, Anadolu'dan giden Türklerin torunları oldukları kesindir. Türk göçleri, ilk fütuhat döneminde, 14. yüzyılda çok yoğun olmuştur. Barkan'ın tahrîr defterlerine göre yaptığı nüfus haritasında, Serez-Niğbolu hattının doğusundaki bölgede Türkler 16. yüzyılda çoğunluktadır. Bunun yanında, uc (serhad) bölgelerinde ve istilâ yolları üzerindeki şehir ve kasabalarda yoğun Türk toplulukları göze çarpar. Osmanlılar, fetihlerini güvenlik altına almak için, gerekli görülenler dışında bütün kaleleri yıktıkları gibi, o bölgeye Anadolu'dan sürgün yolu ile nüfus, özellikle göçer halkı sürüp yerleştirirlerdi. 1520-1535 tahrîr defterlerine göre, Rumeli'de Müslüman nüfusun 37.435 hânesi Yörük, yani göçer Türkmen ve 12.105 hânesi yaya ve müsellem (askerî hizmetlerle yükümlü vergiden muâf (bağışıklı) Türk çiftçileri) idi. Eski Osmanlı uc şehirlerinde, Serez, Yenişehir (Larissa), Üsküp (Skopje), Saray-Bosna'da Müslümanlar çoğunlukta olup bunların da çoğunluğu dükkân ve işyeri sahibi esnaf ve tüccârdan oluşuyordu. Eskiden Balkan tarihçileri, Müslüman Türkler Balkanlar'da askerî bir egemen sınıf olarak varlıklarını sürdürmüşler iddiasında idiler. Bu iddiayı, Osmanlı arşiv belgelerini incelemiş hiçbir tarihçi artık onaylayamıyor. Tahrîr defterlerinde, Müslümanların çoğunluğu çiftçi olup Hristiyan çiftçiler gibi vergi veren reâya sınıfı içinde
Sayfa 201 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sosyal demokrat partiler 1951 yılında Sosyalist Enternasyonal’in [Socialist International] kurulmasıyla birbirleriyle bağlantı kurmaya başladı. Enternasyonal’in büyüyen yapısı giderek daha geniş bir yelpazedeki işçi, sosyal demokrat ve radikal demokratik sosyalist partileri de içermeye başladı (Lamb, 2016: 16-17, 435-7).
Sayfa 36 - 6. Bölüm·Kitabı okuyor
Düşünce
”[435] Açıklama: Birden fazla kadınla evli olan kocanın eşler arasında adaletli davranması gerekir. Çok evliliğe izin veren âyette, “Aralarında adaletsizlik yapmaktan endişe ederseniz bir kadınla yetinmelisiniz”[436] denilmektedir. Hz. Peygamber de, “Kimin iki hanımı olur da bunlardan birine farklı ilgi gösterirse kıyamet gününde bir tarafı felçli olarak haşredilecektir”[437] buyurmaktadır. Bu konuda şart koşulan adaletten maksat; şeklî ve zâhirî yönden gösterilen adalettir. Bu da eşlere zaman ayırmada, barınma, yeme-içme, giyim gibi aslî ihtiyaçlarını gidermede ve bir koca olarak hüsn-i muaşerette eşit davranma şeklinde yorumlanmıştır. İnsanın elinde olmayan kalbî bağlılık, söz konusu adaleti zedeleyici bir unsur olarak görülmemiştir. Nitekim bir başka âyette, “Ne kadar istekli olsanız da kadınlar arasında tam âdil davranmaya güç yetiremezsiniz. O halde birisine tamamen kapılıp diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın”[438] denilmek suretiyle kalbî temayülün söz ve davranışlara aksettirilmemesi istenmiştir. İslam hukukçularının genel temayülü, âyette zikredilen adaletin hukukî olmaktan çok dinen şart olduğu, eşlerine adaletli davranamayacağı hususunda zann-ı galibi olan kimsenin birden fazla kadınla evlenmesinin dinen câiz olmadığı yönündedir.[439] Koca eşler arasında gözetmesi gereken adaleti açıkça ihlâl ediyorsa, haksızlığa uğrayan kadının mahkemeye başvurma hakkı vardır." -- I‌mam Nesai Hadislerle Kadın I‌s‌retu‌'n Nisa 1 Cilt
Kısaca aklına ne gelirse en az yüzde yüz pahalılandı. Birkaç Örnek: Mavi tren 154 L. dan 435 L; rakı 160 L. dan 250 L. ya, sigara (Samsun) 15 L. dan 25 L. ya, telefon abonesi 2000 L. dan 4000 L. ya fırladı! Dış hat posta ücretleri %100 artırıldı. Akıl almaz boyutlarda her maddeye zamlar yapılıyor! Eli kulağındadır, sanırım evsahibi de kirayı artırmak isteyecek! Gazete 10 L. oldu. Yalnız C.tesi-Pazar günleri almağa karar verdim! Nereden ne kısılabilir, düşünüp duruyorum Nasreddin Hoca'nın hindisi gibi. Gûya Mart'ta kat sayısı artacak da biraz soluk alacaktık! Ne gezer, bu gidişle Federasyon'dan aldığım para, kirayla elektrik vs.yi karşılayabilirse ne âlâ! Ya halkın durumu? İçler acısı! Demirel efendi, ülkeyi para babalarına teslim ediverdi kestirmeden!
3 Şubat 1980·Kitabı okudu
Sa'lebi ve izinden giden Nesefi'nin ortak noktalarının başında özellikle muhaddisler tarafından eleştirilen Mukātil b. Süleyman ve Kelbi'e itibar kazandırmaları gelmektedir. Muhaddisler, her iki müfessiri isnad ve sıhhat (bireysel yorum ve şaz görüşler) sebebiyle eleştirmişlerdir. Bu noktada gelenekte Mukatil, sened kullanmadığı için çeşitli tenkitlere ve ambargolara maruz kalmıştır. Diğer yandan hadis otoriteleri Kelbi'nin hadis rivayetlerini kabul etmeyerek sika olmadığını belirtmişlerdir Onu yalancılıkla itham ederek "en zayıf tarikin" sahibi olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu bağlamda Taberi bile güvenilir birkaç isnad zincirinde yer alan rivayet haricinde doğrudan ondan nakil yapmamıştır. Hakkındaki olumsuz görüşlere rağmen, Kelbinin rivayetlerini Sa'lebi nakletmiştir. Nesefî de Sa'lebînin izinden giderek Kelbî'nin 435 civarında görüşünü aktarmış, istisnaları hariç bunlara itiraz etmemiştir. Hatta "rahimehullah" diyerek ona hayır dua etmiştir. Bu durum Kelbi'yi eleştirmekle birlikte mesafeli olmadığını göstermiştir.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Din