Yasna 44.5 (Yaratılış ve Düzen)
​Sana soruyorum ey Ahura, bana doğruyu söyle: Işığı ve karanlığı kim yarattı? Uykuyu ve uyanıklığı kim var etti? Sabahı, öğleni ve geceyi, insana görevlerini hatırlatsın diye kim tasarladı?
Alıntı
Philistinism ve Philistine
Philistinism kavramı en sade ifadeyle, felsefeyi, sanatı, aklı, bilimi vb. alanları veya kavramları hor gören, pespayelik ve saldırganca bir hınç ile cehalet ekseninde şekillenen anti-entelektüel bir tavırdır. ...Schopenhauer bir philistine'i şöyle betimler: "Ben, zihni ucu ucuna normal seviyede olduğundan ötürü, hiçbir zihinsel ihtiyacı olmayan kişinin kelimenin tam anlamıyla bir philistine olduğunu söylüyorum"(Schopenhauer, 1897: 44) O"...ilk olarak, kendisiyle ilişkisinde, hiçbir entelektüel hazza sahip değildir. Çünkü, önceden vurgulamış olduğumuz gibi, gerçek ihtiyaçlar olmaksızın, gerçek hazlar da olamaz. Philistine'lerin yaşamı, kendileri için bilgi sahibi olmaya duyulacak bir arzudan ve kavrayıştan veya kendilerine çok yakın olan gerçek bir estetik hazzı deneyimlemekten tamamıyla yoksun bir şekilde hayat bulur"(Schopenhauer, 1987: 45)
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
44. Sarhoşlar arasında ayık bir adamın bulunması komik bir durumdur. Çünkü sarhoşlar topluluğunda sarhoşlar çoğunluktadır ve normalliğin ölçüsünü onlar koyar. Böyle bir toplulukta ayık bir adam anormal görülecektir.
Sayfa 3
Tezatlar konusunda bana katılmıyorsanız öğrencilerime sorduğum bu soruyu buyrun siz çözün: SORU: Aşağıda Bedir Savaşı ile ilgili olan iki ayete göre, kafirler müminleri nasıl görmüştür? Enfal/44: O, karşılaştığınız sırada da sizin gözünüzde onları az gösteriyordu, onların gözünde de sizi az gösteriyordu ki, Allah olmasını murat ettiği şeyi gerçekleştirsin; zaten bütün işler Allah'a döner. Âl-i İmrân/13: (Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki grupta sizin için büyük bir ibret vardır: Biri Allah yolunda çarpışan (mümin) grup, diğeri ise gözleriyle bunları kendilerinin iki misli imiş gibi gören kâfir grup. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır. A) Sayıca az görmüşlerdir. B) Kendilerinin iki katı olarak görmüşlerdir. C) Kendilerini müminlerin iki katı olarak görmüşlerdir. D) Müminleri kalabalık görmüşlerdir.
Sayfa 108 - Alter Yayınları, 2026·Kitabı okuyor
Ben düşünce adamıyım şehir kütüphanesi değil. Mevcut bilgiyi değil mevcut olması muhtemel bilgiyi arayın bende. s.25 Bir davranışın birden fazla sebebi olamaz; davranışa sebep olan ilk düşünce o davranışın sebebiyken, diğerleri bahaneden ibarettir. s.29 İnsanlar aynı mıknatısın ayrı birer parçası gibidirler. Bir olabilmeleri için önemli olan, birbirlerine doğru noktadan yaklaşmalarıdır. s.32 Bir hayalim var. Gün gelecek, dört çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülke olacak. (Martin Luther King) s.44 Velhasıl. Bilinmesi ve doğru olarak kabul edilmesi gereken yanlış; Hiphop’un bir eğlence kültürü olarak doğduğu, protest yapıda doğanın ise Rap müzik olduğudur. s.68 Hiphop uyuşan beyinlerin değil, düşünen beyinlerin kültürüdür. s.75 Hiphop kültürü yalnızca temellerini değil uyruğunu da Afrika’dan alıyor. s.81 Rap, dili olanın seslendirebileceği değil, idealleri ve kültür birikimi olanın dillendirebileceği bir hitap müziğidir. s.93 Tüklerin Hiphop Kültürü ile Tanışması -Alpertunga Köksal’ın kurduğu ‘Karakan’ isimli Rap grubu ‘Defol Dazlak’ isimli bir single çalışması yayınladı. Karakan:
Sayfa 126·Kitabı okudu
Edebiyat
Genelde karşı devrimcilerin dayanaksız ve saçma bir tezle­ri de şudur: "Biz Müslümanlar "Tanrı" demeyiz, "Allah" deriz, "Tanrı "kelimesini Hristiyanlar kullanır." Bu tez bilgiye dayanmaz; bilgisizliği yansıtır. Etimolojik olarak "Tanrı" sözcüğü Türk lehçelerinde "gök" anlamına ge­len "tan" deyiminden türemiştir: Altay Türklerinde "Tanrı" Ya­kutçada "Tanara" Moğolcada "Tangı" ve Kazancada "Tangın" gibi çeşitlemeleri vardır. Özetle "Tanrı" kelimesi kendi dilimizin ürünüdür. İncillerde veya Tevrat'ta bu sözcük kullanılmaz. Aynı şekilde Kuran-ı Kerim önyargısız bir şekilde okunduğunda net bir şekilde ortaya çıkan, İslam dini için herhangi bir dil sınırla­masının olmadığıdır. Aksini iddia edenlere "Fussilet Suresi 44. Ayet"i okumalarını tavsiye etmek gerekir. Bu konuyu; Türk milletinin kimliğini, bin­lerce yıldır tarihe damgasını vurmuş mücadeleci ruhunu dillendi­rerek onun kendi özüne dönmesini sağlayan filozof ve sosyolog Ziya Gökalp'in sözleriyle bitirelim. "Dini Türkçülük, din kitaplarının ve hutbelerle vaazların Türkçe olması demektir. Bir millet, din kitaplarını okuyup anla­mazsa tabidir ki, dininin hakiki mahiyetini öğrenemez. Hatiplerin, vaizlerin ne söylediklerini anlayamadığı surette de ibadetlerinden hiçbir zevk alamaz. Çünkü ibadetten alınacak dini heyecan, ancak okunan duaların tamamiyle anlaşılmasına bağlıdır."