Yufka Yürek
7/10
·52 syf.··
2026 22. kitabı
2026-26.kitap Kitabın Adı : Yufka Yürek Yazarı : Dostoyevski Yayınevi: @canyayinlari Türü : Novella Basım Yılı: 2017 Sayfa Sayısı: 49 Sayfa Düşünceler : En sevdiğim yazarlardan birisi olan Dostoyevski bu eserini 1848 yılında yazar. Eserini tamamladıktan 27 yaşında olan yazarın ünü artık artmaya başlamıştır. Suç ve Ceza, Kumarbaz ,Budala gibi ölümsüz eserleri olan yazarın bu novellası büyük eserlerinin adeta bir nüvesi gibidir. Orijinal ismini Zayıf Kalp ,Güçsüz Yürek olan eserin ana karakteri Vasta Şumkov ile arkadaşı Arkadi İvanoviç'tir. Vasya duygusal ve minnettarlık altında ezilen oldukça hassas bir kişidir. Bir gün nişanlanır ve arkadaşı İvanoviç ile gelecek planları kurmaya başlar. Ancak maddi sıkıntılar ,ön ödeme alıp yetiştiremediği bir iş ve bu yüzden yaşadığı derin minnet duygusu yüzünden sağlığı gitgide bozulur Vasya 'nın. Dostluk ,arkadaşlık ,fedakarlık ve işinize gibi temaların derince işlendiği bu güzel novellayı herkesin okumasını ister hararetle tavsiye ederim
Yufka YürekFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20175,4bin okunma
7/10
·158 syf.··
2026 98. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 13:58
Kitap konu ana çift hepsi gayet tatlış fakat bu yazarların gerzekçe saçma yaş farkı olayı canımı sıkıyor . Yani bir noktaya kadar kabul ediyorum ama sonra biyolojik gerçekler aklıma geliyor tadım kaçıyor . Callie 23 yaşında sevimlicik bir hemşire kızımız kötü bir evde oturuyor çok sevdiği mesleğini yapıyor ve okul borçlarını ödüyor . Vurulan bir adamı pansuman için girdiği odada Reid ve adamları ile karşılaşıyor . Reid 49 yaşında evet işte bu yaş farkı çok boktan oldu benim için . Adam mafya Boss tam anlayamadığımız şekilde son on senedir falan kimse ile birlikte değil dokunmaktan ve dokunulmaktan pek hoşlanmıyor . Fakat kızın dokunuşu halleri adamın çok hoşuna gidiyor . Kıza gel bana bak diye çok yüksek maaşlı iş teklif ediyor kız kabul etmiyor . Buda gidip kızın oturduğu evi hatta tüm binayı satın alıp oraya yerleşiyor . Kızın hep dibinde ayrıca manyak gibi güzel tadilatlarla bina ev şahaneleşiyor . Bakın konu hoştu dil iyi dram yok saçma trip vs yok nefis . Yani bu kadının yaşını 30-35 'lerde yap bari dimi :P
Kept by the KingpinEvie Rose · 01 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·205 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 23:19
OKUDUM - BİTTİ! | MARİO BENEDETTİ - MOLA Kitap Adı: MOLA Yazar Adı: MARİO BENEDETTİ Sayfa Sayısı: 205 Kitap Puanım: 10 / 8.5 Kitap İncelemem: Bazı kitaplar vardır, bittiğinde sizi bir boşluğa bırakır ama bir inceleme yazacaksanız o boşluğun içindeki teknik boşlukları da görmek zorundasınızdır. Uruguay edebiyatının devi Mario Benedetti’nin kült eseri "Mola" (La Tregua) ile olan randevum az önce sona erdi. Puanım: 8.5 / 10 Gelelim o 1.5 puanı neden kestiğime... Bir başyapıtı eleştirmek zordur ama imkansız değildir. Benedetti, Martín Santomé’nin o boğucu, bürokratik monotonluğunu o kadar kusursuz bir şekilde "rutinleştirmiş" ki; kitabın ilk üçte birlik bölümündeki o hantal ve gri hava, zaman zaman metnin edebi ritmini aşağı çekiyor. Okuyucuyu Santomé’nin iç dünyasına hapsetme tercihi çok güçlü olsa da, yan karakterlerin (özellikle çocuklarının) derinliği, başkahramanın devasa iç sesinin yanında biraz fazla "siluet" kalmış. Bu karakterlerin Santomé’nin dönüşümündeki potansiyel etkisinin daha kemikli işlenmesini beklerdim. Ancak bu teknik detaylar, romanın dehasını gölgelemiyor. Santomé’nin 49 yaşında, emeklilik kapısındayken Avellaneda ile bulduğu o "tregua" (mola), aslında hepimizin hayat boyu kovaladığı o kısa nefes alma alanı. Benedetti, aşkı romantize etmek yerine onu bir "varoluşsal sığınak" olarak sunuyor. Günlük formatının sağladığı o çiğ dürüstlük, okuru bir röntgenci gibi karakterin en mahrem korkularına ortak ediyor. "Mola", sadece bir aşk hikayesi değil; zamanın acımasızlığına, yalnızlığın kurumsallaşmasına ve kaderin en beklenmedik anlarda attığı o sert tokatlara dair bir manifesto. Sonuç olarak:
1000Kitap
MolaMario Benedetti · Yedi Yayınları · 2024292 okunma
9/10
·382 syf.··
2026 6. kitabı
·
168 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 17:19
Paul Auster sanki Orhan Pamuk ile Haruki Murakami evlenmiş de çocukları Paul Auster olmuş hissi veren bir yazar. Halbuki bu yazarlar aynı annenin çocuğu olacak kadar yakın yaşlardadırlar. 47 - 49 ve 52 doğumlu bu yazarlar birbirinden bağımsız dünyanın üç ayrı kıtasında benzer tarzda bu tip eserler nasıl verebilmişler hayret. Auster ile Pamuk’un bir dostluğu da vardı geçmişte hatta… Beyaz Kale kitabının gerçek kahramanları gibiler. Auster aynaya bakarken Pamuk’u görür gibi geliyor bana… Her ikisi de Roman a bir şekilde kendilerini katıyorlar. Murakami nerede duruyor derseniz zaten Auster okumaya Murakami’nin tarzını Auster e benzeten bir makale okuyunca başlamıştım. Auster ile Pamuk yakın. Auster ile Murakami yakın Murakami ile Pamuk uzak bir tarza sahip. Kitaba gelince Pamuk’un İstanbul’u neyse Auster’in New York’u da o… Sokaklar evler köşeler şehir romanın bir kahramanı adeta ortam ise Kafkaesk ama sanki Amerikan Altın Yılları’nın parlaklığının bir aradalığı söz konusu gibi bir his uyandırdı bende. Bir de bu kitabı/kitapları öyle ben arada okurum iki akademik eserin arasında bir edebiyat olsun diye okursan olmuyor ayrı bir mesai ayrı bir dikkat istiyor. Kaybolan insanlar kayıp mı oluyor ? Yoksa bizim 20 yıl içinde yaşadığımız değişim ve dönüşümü bir gün içinde yaşayıp başka birine mi dönüşüyorlar.
New York ÜçlemesiPaul Auster · Can Yayınları · 20161,326 okunma
Yaşamak öylesine yalancı ki!
8/10
·216 syf.··
2025 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 11:59
Çok başarılı yazarları olmasına rağmen, zevkimce Amerikan edebiyatının yükünü sırtlayan yazardır Steinbeck. Değindiği konular hoşuma gider, anlatımını içten, akıcı ve güzel bulurum. Kült sayılan eserleri dışında; Fareler ve İnsanlar, Sardalye Sokağı, İnci gibi eserlerini okumuş ve çok beğenmiştim. Yoksulluk, ezilmişlik, hayatın sefil tarafı, inanç, umut, azim üzerine bir çok şeye rastlayabilirsiniz eserlerinde. Gerçekçi bir yazar. Okurken de hissediyorsunuz, hayatın gerçeklerini. Toplumcu gerçekçi anlayışı her eserinde zuhur ediyor. Bahsi geçen kitabına gelecek olursam: "Cennet Çayırı (vadisi)" kitabımız cennet gibi tasvir edilen çok verimli ve görsel bir şölen gibi gözler önünde uzanan bir vadide yaşanan olaylar ve insanların hayatlarını konu alıyor. Betimlemeler ve tasvirler gerçek gibi her noktanın gözlerinizin önünde canlanmasına olanak sağlıyor. Yazar bu konuda tam bir ustalıkla resital sunuyor okuyanlara. Diyaloglardaki kişilerin, konuşma esnasındaki jest ve mimikleri bile resim çizer gibi anlatılıyor. Cennet Çayırı adı verilen bu vadide bir sürü insan yaşamakta çoğu çiftçilikle uğraşan, hayatın telaşında olan sıradan insanlar. Sadece bu vadide yaşayan insanlara değil, hayatın süreciyle yolu buraya düşen, uğrayan insanları da görüyoruz. Kimi kısa süreli kimi uzun süreli... Herkesin başka bir öyküsü var. Kitabın bölümlerinde farklı farklı kişilerin hayatlarına dokunuyoruz. Ortak noktaları Cennet Çayırı. Cennet diye tasvir edilen bu yerde herkes bir şekilde , hırsları, ihtirasları, iki yüzlülükleri, yalanları ile kendi cehennemini yaşıyor... Olaylar ve hikayeler birbirinden bağımsız gibi görünsede ana çerçevede hepsi bağlantılı. Kitabın dili ve anlatımı güzel ve anlaşılır. İnsanı sıkmadan, keyifli bir okuma geçirmenizi sağlıyor yazar. Betimlemeler
Cennet ÇayırıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20162,114 okunma
9/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 17:43
“Bir mahallenin içinden geçen tanıdık duygular…” Şermin Yaşar ~ Gelirken Ekmek Al 9/10 Altı Harfli Bir Tatlı ile tanıştığım Şermin Yaşar, bu kitapla kalbimdeki yerini daha da sağlamlaştırdı. Toplam 18 öyküden oluşan kitapta her hikâye farklı bir hayatı, farklı bir kırılma anını anlatıyor. Dili samimi, yalın ve çok etkileyici; okurken zaman zaman hüzünlenmek kaçınılmaz.. En sıradan görünen anların içinden bile insanın kalbine dokunan duygular çıkarabiliyor. Apartmanlar, aileler, komşular, anneler, kırgın çocuklar ve sustuğu hâlde çok şey anlatan insanlar… Her hikâye ayrı bir kapı aralıyor sanki. Anlatılanlar büyük olaylar değil belki ama hepimizin hayatına bir yerden değiyor. Şermin Yaşar insanı ve gündeliği gözlemlemeyi çok iyi biliyor… Ne abartılı bir dram var ne de yapay bir duygu yükü. Her şey olması gerektiği kadar gerçek. Bağırmadan etkileyen, sakin ama güçlü bir anlatım. Kısa hikâyelerin bıraktığı o tanıdık duygu özellikle çok etkileyici. Kitap bitince, uzun zamandır yaşadığın bir mahalleden ayrılıyormuş gibi hissettiriyor… “Bir kitapçıda rafların arasında senin kokunu duyuvermenin hayalini hep kurdum.” (49) “İnsan sevdiğinden duyduğu sözlere ilahi anlamlar yüklüyor bazen.” (59) “Baba ocağı olmayana asker ocağı kucak gibi gelir.” (86) “Kısmetten öte yol yok, çok istersin olmaz ama hiç istemediğin sırada oluvereceği tutar.” (111) Kısacık öyküler içinde büyüyen insan halleri .. . . .
Gelirken Ekmek AlŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20259,7bin okunma