Günümüzdeki gibi zamanlarda, içgüdülerine bırakılmış olmak, fazladan bir beladır. İçgüdüler birbirleriyle çelişir, birbirlerini bozar, yıkarlar; m o d e r n l i ğ i fizyolojik öz-çelişki olarak tanımlamıştım. Eğitimin aklı, demir bir disiplin altında, bu içgüdü sistemlerinin en azından bir tanesinin, bir diğerinin kuvvet kazanması, güçlenmesi, egemen olması uğruna felç olmasını ister. Bugün birey, ancak b u d a n a r a k olanaklı kılınmalıydı: olanaklı, yani bütün...
Gerçekten daha ahlaklı mı olduk, sorusunu sorma hakkını görüyorum kendimde. Tüm dünyanın buna inanıyor oluşu, şimdiden buna karşı bir itiraz oluşturuyor... Biz modern insanlar, çok narin, çok kırılgan, yüzlerce özen göstererek ve gösterilerek, aslında sergilediğimiz bu narin insanlığın, merhamette, yardımseverlikte, karşılıklı güvende ulaşılan bu hemfikirliliğin, olumlu ilerleme olduğunu, bununla Rönesans insanlarından çok ileride olduğumuzu zannediyoruz. Oysa her çağ böyle d ü ş ü n ü r, böyle düşünmek zorundadır.