"O çok saf. Çok iyi. Çok dürüst ve içten.
Çok nazik ve anlayışlı. Bu huyları yüzünden ona âşık oldum çünkü onda, birinde olmasını hayal ettiğim özelliklerin hepsi, hepsi vardı. Ve beni sevdi. Buna rağmen ben, ona âşık olmama sebep olan tüm bu özellikleri lekelemek istedim. Niye? Bencilce onu karanlığa çekip yanımda kalmasını sağlayabileyim diye. Çok yanlış bir karardı."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Şimdi ne?" diye sordum çileden çıkarak. "Onunla el ele, gün batımına doğru uzaklaşmak istemiyor muyum sanıyorsun?
İnatçılık yapmıyorum, Jake. Cinayetlerin hepsini bitirebilmek için ilerlediğim bu yolda, zihnimde kaybolacağım o karanlık seni endişelendiriyor çünkü sürekli gerçekliğe tutunamayacağımı düşünüyorsun.”
Eşim ilk evladımızı doğurduğunda daha 30’uma gelmemiştim. Hala o geceyi hatırlarım. Bütün geceyi arkadaşlarımla geçirmiştim. O gece, gereksiz konuşmaların olduğu ve arkadaşlarımı güldürmek için çeşitli saçmalıklar yapıyordum. O zamanlar diğer insnaları etkileme ve güldürme gibi ilginç bir yeteneğe sahiptim. Taklit edeceğim insnanın sesine uygun olarak sesimi değiştirebiliyordum. Kimse benim alaylarımdan kaçamazdı, arkadaşlarımla bile alay ederdim. Sonra bazı insanlar zamanla dilimden kurtulmak için benden uzaklaşmaya başladılar.
Tam o gece pazarda dilenen kör bir adamla dalga geçmiştiğimi hatırlarım. Daha da kötüsü ona çelme takarak düşürdüm ve o kör adam ne söylediğini bilmeyerek kafasını sağa sola döndürmeye başladı.
Her zaman ki gibi evime geç saatte döndüm ve karım beni bekliyordu. Eşim korkunç bir durumdaydı ve titrek bir sesle “Raşid… Neredeydin ?” diye sordu. “Marsta olacak halim yok ya, arkadaşlarla beraberdim” diye cevapladım. Oldukça hassas durumda olduğu belli olan ve göz yaşlarını zor tutan eşim; “Raşid, çok fazla yorulmaya başladım ve sanırım evladımız yakında doğacak.” dedi ve sükunet içinde bir gözyaşı yanaklarından süzüldü. O an eşimi ihmal ettiğimi hissettim. Bu zamanlarda dışarılarda gezmek yerine onun yanında olmalıydım çünkü eşim hamileliğinin dokuzuncu ayını doldurmak üzereydi.
Sonra eşimin sancıları başladı ve hiç zaman kaybetmeden onu hastaneye götürdüm. Hemen eşimi doğum odasına aldırlar ve uzun süre acı işçinde o odanın içinde kaldı. Ben dışarıda onun doğum yapmasını bekledim fakat doğum zordu yine de sızana kadar bekledim. En sonunda hastaneye telefon numaramı bırakarak eve gittim iyi haberleri bana söylemelerini istedim. Aradan biraz süre geçtikten sonra hastane çalışanları bana Salim’in doğumunu müjdelediler. Hastaneye geri döndüm ve
Eşinize bugün sevgi deposunun 0-10 arasında kaç puan dolu olduğunu yani sevgi deposunun kaçı gösterdiğini sorun. Eksiklik var ise onu doldurmak için ne yapabilirim, diye sorabilirsiniz.