5/10
·128 syf.··
2026 7. kitabı
Aşırı etkileyici bir kitap değildi. Sadece sahaf, kitap, sahafın üst katında yaşamak konuları geçtiği için ve Japon edebiyatına ilgi duymaya başladığım için almıştım ama maalesef beğenmedim. Fazla yüzeyseldi ve okurken bana bir şey kattığını şpek hissedemedim. 5/10
Morisaki Kitabevi GünleriSatoshi Yagisawa · Athica Yayınları · 2026137 okunma
7/10
·300 syf.··
2026 13. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:00
İki Yeşil Susamuru, Buket Uzuner’in kalemini merak ederek başladığım ve genel olarak severek okuduğum bir kitap oldu. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, insan ilişkilerinin sadece görünen tarafıyla anlatılmamasıydı. Aile, aşk, arkadaşlık, yalnızlık, bağlanma korkusu, geçmişten gelen kırgınlıklar ve insanın kendini bulma çabası romanın içinde sürekli hissediliyor. Buket Uzuner, karakterlerin hayatına bakarken sadece yaşanan olayları değil, o olayların insanın içinde bıraktığı izleri de göstermeye çalışmış. Bu kitapta aşk, bana çok romantik ve kusursuz bir yerden anlatılıyor gibi gelmedi. Daha çok insanın eksikleriyle, korkularıyla, geçmişten taşıdıklarıyla bir ilişkiye nasıl dahil olduğunu düşündürüyor. Bence kitabın güçlü taraflarından biri de buydu. Çünkü bazı ilişkiler sadece iki insan arasında yaşanmıyor; aileden gelen yükler, eski kırgınlıklar ve insanın kendine bile söyleyemediği şeyler de o ilişkinin içine karışıyor. Buket Uzuner’in dili akıcı ama yer yer yoğun. Bazı bölümlerde karakterlerin iç dünyasını okumak hoşuma gitti, bazı bölümlerde ise anlatımın biraz uzadığını hissettim. Özellikle bazı düşüncelerin daha az açıklanıp okura bırakılmasını isterdim. Bu yüzden kitabı sevdim ama tam anlamıyla içine gömüldüğüm bir okuma olmadı. Yine de İki Yeşil Susamuru bende güzel bir tat bıraktı. Şehirli insanın yalnızlığı, ilişkilerdeki karmaşa, kendini arama hali ve geçmişin insanın bugünkü seçimlerine nasıl karıştığı üzerine düşündüren bir romandı. Yer yer tanıdık, yer yer yorucu, yer yer de oldukça gerçek hissettirdi. Buket Uzuner’in anlatımını sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum. Benim için iyi bir okumaydı ama eksiksiz değildi. Puanım: 7,5/10
İki Yeşil SusamuruBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20256,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
5/10
·176 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 00:00
Ayşe Kulin’in kalemini normalde severim. Daha önce okuduğum kitaplarında insan hikayelerini anlatışını, akıcı dilini ve karakterlerin duygusunu okura geçirme biçimini başarılı bulmuşumdur. Bu yüzden Aylardan Kasım Günlerden Perşembe’ye başlarken beklentim vardı. Bir de konu Atatürk olunca ister istemez insan daha büyük bir merakla, daha hassas bir yerden okumaya başlıyor. Kitabın Atatürk’ün ağzından anlatılıyor olması ilk başta ilgimi çekti. Fikir olarak cesur bir tercih. Çünkü Atatürk gibi bir ismi anlatmak zaten başlı başına zor; bir de onun iç sesiyle konuşmaya çalışmak çok daha zor. Bu yüzden kitaba başlarken daha güçlü, daha derin, daha etkileyici bir metin bekledim. Ne yazık ki kitap ilerledikçe bu beklentim tam olarak karşılanmadı. Benim için en büyük sorun anlatımın tonu oldu. Atatürk’ün ağzından yazılmış bir metin okurken ister istemez daha keskin, daha zeki, daha derinlikli cümleler bekliyorsunuz. Fakat bazı bölümlerde kullanılan dil bana fazla sade ve yüzeysel geldi. Hatta yer yer ortaokul-lise düzeyinde bir okuyucuya hitap ediyormuş gibi hissettirdi. Bu kötü bir şey olmak zorunda değil elbette ama Atatürk gibi bir karakterin iç dünyasını okumaya çalışırken benim aradığım etki bu değildi. Kitapta tarihsel bir emek olduğu hissediliyor. Ayşe Kulin’in araştırma yaptığı, dönemin atmosferini vermeye çalıştığı belli. Fakat benim için bilgi vermekle o dönemin ruhunu hissettirmek aynı şey değil. Atatürk’ün son dönemleri, hastalığı, yalnızlığı, düşünceleri ve ülkeye dair kaygıları çok daha sarsıcı anlatılabilirdi. Ben okurken o ağırlığı tam anlamıyla hissedemedim. Özel hayatına dair bölümler de bende kararsız bir his bıraktı. Elbette roman türünde kurgu payı olabilir, yazar bazı boşlukları kendi anlatısıyla doldurabilir. Fakat Atatürk söz konusu olduğunda insan
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,497 okunma
8/10
·400 syf.··
2026 1. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 00:00
2026 yılının ilk kitabı Kırlangıç Çığlığı oldu. Bu zamana kadar polisiye, dedektiflik ya da gizem içeren birçok kitap okudum ama Ahmet Ümit okurken bende gerçekten başka bir şey oluyor. Kendimi resmen kitabın içine gömüyorum. Sanki dışarıdaki dünya biraz susuyor, ben de Nevzat’ın peşine takılıp olayların içinde dolaşmaya başlıyorum. Kırlangıç Çığlığı da benim için böyle bir kitaptı. Okuması çok akıcıydı ama konusu itibarıyla insanın içine oturan bir tarafı vardı. Zaten Ahmet Ümit’in en sevdiğim tarafı da bu sanırım. Sadece “katil kim?” diye okutmakla kalmıyor, arka planda insanı rahatsız eden meseleleri de önüne koyuyor. Başkomiser Nevzat’ı o sakinliği, olaylara bakışı, ekibiyle olan hali bana hep tanıdık geliyor. Kitap ilerledikçe merak duygusu artıyor ama bir yandan da anlatılan şeylerin ağırlığı daha çok hissediliyor. Bazı yerlerde hızlı hızlı okumak istedim, bazı yerlerde de konu gerçekten içimi sıktı. Çocuklar, adalet, vicdan, suç ve insanların görmezden gelmeyi seçtiği şeyler… Kitapta bunlar polisiye olayın içinde güzel işlenmişti. Yalnız bazı bölümlerde verilmek istenen mesaj biraz fazla açık anlatılmış gibi geldi bana. Belki biraz daha okura bırakılsa daha etkileyici olabilirdi. Bu yüzden tam puan vermedim. Yine de severek okudum. Ahmet Ümit’in kalemini sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum. Hafif bir polisiye bekleyenlere biraz ağır gelebilir ama polisiye içinde toplumsal meseleler okumayı sevenler için güzel bir kitap. Puanım: 8.5/10
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201839,9bin okunma
Beklentimin altında kaldı.
5/10
·208 syf.··
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:27
Bahçıvan ve Ölüm benim için ne yazık ki beklediğim etkiyi yaratamadı. Kitabın felsefi derinlik sunma çabası hissediliyor; ancak bu çaba, zaman zaman anlatının akıcılığının önüne geçiyor. Hikaye ilerlemek yerine aynı duygu ve düşünceler etrafında dolaşıyor gibi hissettirdi. Karakterlerle güçlü bir bağ kurmakta zorlandım. Özellikle baş karakterin iç dünyası uzun uzun anlatılırken diğer karakterler yüzeysel kalmış. Bu da duygusal yoğunluğu artırmak yerine monoton bir okuma deneyimi yaşattı. Yazarın dili yer yer etkileyici olsa da aşırı metaforik anlatım ve ağır üslup, hikayeye odaklanmayı güçleştiriyor. Bazı bölümlerde ne anlatılmak istendiğini anlamak için tekrar okumak zorunda kaldım ve bu durum okuma keyfimi azalttı. Kitabın temel temaları olan yaşam, ölüm ve yas üzerine düşündürücü fikirleri olsa da bunların işlenişi bana göre yeterince özgün değildi. Daha güçlü bir kurgu ve daha canlı karakterlerle aynı mesaj çok daha etkileyici aktarılabilirdi. Sonuç olarak, derinlik arayan bazı okurlar bu kitaptan etkilenebilir; ancak benim için fazla ağır ilerleyen, duygusal olarak mesafe koyan ve beklentimi karşılamayan bir roman oldu. Hatta içimi kararttı diyebilirim. Kısacası çok zor bitirdim. 10 üzerinden 5 yıldız.
Duygu ve Düşünce
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
5/10
·147 syf.··
2026 18. kitabı
Kitaba Puanım 10/5 Kitap sevgisi çok güzel işlenmiş fakat o kadar çok İslamiyet alay haline getirilmiş ki kitabın ana temasına odaklanamadım ve kotapla bağ kuramadım.Fakir Baykurt bir daha okur muyum pek sanmıyorum️ Hangi görüsten olursak olalım eğer siyaset kitabı vb yazmıyorsak özellikle roman, öykü kalemimiz evrensel olmalı bence bir tarafı kitaba çekeyim derken diğer tarafı itmemeliyiz.Zira hicbir taraftan olmayıp sadece kitap okumayı kıymetli bulduğu için okuyan insanlar da var ️
Duygu ve Düşünce
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,4bin okunma