Her şey karmakarışık olmuştu. Her şeyin bir rüya olduğunu hissedebiliyordu sadece; mutluluğun veya mutsuzluğun, insanların veya yalnızlığın, geçmişin ya da geleceğin. Hiçbir şeyi arzulamıyordu artık. Böyle bir anda böylesine sakinleşmek ölmek miydi diye düşündü acı içinde. 
Çünkü sanat, yeryüzünde ve insanların içinde olup bitenleri, çöplükle sarayı aynı hakikatten uzak ve güzelleştirici örtüye bürüyen ay ışığı gibi, tatlı bir yalan bulutunun arkasından göstermeye mecburdu.