Okuuu
Puan vermedi·400 syf.··
2026 67. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 10:21
"Hayatta terk edemeyeceğin ne varsa hepsi küçük bir sırt çantasına sığabilmeli." İlk önce geçen yıl sonlarında canım ablam kitapsevdam okurken dikkatimi çekmişti sevgili yazarımız Hikmet Hükümenoğlu . Hemen keşfedilecekler listeme eklenmişti. Yazarı detaylı araştırınca ilk kitabı Kar Kuyusu ndan başlayın külliyata diye tavsiye görür görmez zamanı geldi artık deyip hemen sepete eklemiştim. O kadar merak ediyordum ki kavuşulur kavuşulmaz başlandı ve külliyatı tamamlama kararım pekişmişti !! Neyse çok uzattım bitirdikten sonra bir kez daha " çok doğru karar vermişim be " dediğim yazardan okuduğum en sıradışı diyebileceğ 6. eserle geldiimmm bugün. Spoi ' yi fazla kaçırmadan eserimize geçecek olursak; Sıradışı diyorum çünkü baş karakterimiz karşımıza çıkanlardan o kadar farklı ki.. Nasıl mı? Karşısındaki kişinin herhangi bir eşyasına dokununca onunla ilgili gizli saklı bütün her şey görebiliyor. Psişik mi denilirdi emin değilim ama işte o yönü kuvvetli Giray Bey ' in. Her şey Komiser Defne' nin kaybolan bir çocuğu araştırırken eski kocası Giray'dan bu gücünü kullanması için yardım istemesiyle başlıyor.. Hayal gücünüzü olabildiğince zorlayacak eseri okumadan önce arkadaşlar kendinizi distopik dünyaya hazırlayınnn!!!
1000Kitap
04:00Hikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 2026666 okunma
10/10
·133 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:43
Jean-Paul Didierlaurent’in "6.27 Treni" romanı, bir tren yolculuğunun hikâyesi gibi başlasa da, kitapların, kelimelerin ve insan ruhunun iyileştirici gücüne dair son derece sıcak ve dokunaklı bir anlatı. Romanın ana karakteri, her sabah 6.27 treniyle işe giden ve çalıştığı kitap öğütme tesisinde yok olmaktan kurtardığı sayfaları yolculara okuyan Guylain Vignolles. Hayatını rutinler içinde sürdüren, sessiz ve içine kapanık bir karakter olan Guylain, bir gün trende bulduğu USB belleğin sahibi Julie’yi aramaya başlayınca, kendi kabuğunu kırmaya ve yaşamına yeni bir anlam katmaya başlıyor. Olay örgüsü büyük sürprizlerden ziyade, küçük tesadüfler ve insan ilişkileri üzerinden ilerliyor; bu da romana samimi ve gerçekçi bir hava katıyor. Guylain’in kitaplara duyduğu sevgi, Julie’nin hayata karşı direnci ve yan karakterlerin kendilerine özgü hikâyeleri, romanın duygusal derinliğini artırıyor. Modern hayatın insanı nasıl yalnızlaştırdığını ama aynı zamanda küçücük bir umudun bile hayatın yönünü değiştirebileceğinin altı çizilmiş. Özellikle Guylain karakterine, görünmez olmayı seçmiş pek çok insanın sessiz çığlığını yüklenmiş. Yazarın sade ama etkileyici dili sayesinde kitap, insanın ruhuna dokunan bir masal gibi ilerliyor. "6.27 Treni", kaybolmuş görünen hayatların doğru zamanda karşılaşan insanlar ve doğru kelimeler sayesinde yeniden rayına oturabileceğini anlatan, umut, sevgi ve edebiyat üzerine zarif bir roman.
1000Kitap
6.27 TreniJean Paul Didierlaurent · Can Yayınları · 20171,340 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Guylain
Puan vermedi·133 syf.·
2026 59. kitabı
Okumuş olmamın üzerinden çok zaman geçmiş olsa da bu kitap hep görünmeyen insanları görünür kılacak zihnimde. Görev yaptığımız yerde, çalıştığımız mekânda yahut bir vagonda.. Görünmez olan o insanlar, o silik addedilen zihinler. Yaşlılar, mutsuzlar, işine anlam yükleyenler, herhangi bir anlam yüklemeden işini devam ettirenler.. Ne zaman umumi bir tuvalette hizmet veren birini görsem bu kitap geliyor aklıma. Ya da biraraya toplanmış bir yaşlı grubu görsem rastgele bir kitaptan bir pasaj açıp sesli okumak arzusu. Edebiyat bu duygusu bırakabiliyorsa edebiyat. Dolayısıyla da takdire şayan.
Hayata Dair
6.27 TreniJean Paul Didierlaurent · Can Yayınları · 20171,340 okunma
Ali Şeriati - Sanatı
Puan vermedi·256 syf.··
2026 277. kitabı
Ali Şeriati sanatı şöyle açıklamaktadır: “Sanat var olandan kaçıştır…Bizi sanat yapmaya zorlayan şey, var olandan kaçış duygusudur…Var olandan kaçış,var olandan nefret ,sanatı meydana getirir.Sanatın insan için büyük anlamlar ifade ettiğini,toplumun can damarlarından birini oluşturduğunu söylemeye bile gerek yoktur.İnsan sanatsız yapamaz bu dünyada .Sanatsız bir toplum ,sanatsız bir medeniyet düşünülemez yeryüzünde!..” 5 Sanat var olandan kaçıştır. Ali Şeriati burada, insanların hayatta bir takım şeylerde eksik ve karanlık bir yönü olduğunu söyleyerek, insanların bu varolan şeylerin eksik ve karanlığından kurtarmak için bir takım faaliyetlere yöneldiğini söyler. İnsan bu karanlık ve eksikliklerden kendini kurtarmaya çalıştığı şey sanattır. Kendisinin dediği gibi “bizi sanat yapmaya zorlayan şey varolandan kaçıştır.” Bizler bu dünyadaki karanlık zindandan, birtakım eksikliklerden ve kötü şeylerden, kendimizi kurtarmaya çalışırız. İnsanı bu noktada sanat yapmaya zorlayan şey ise bu eksilikleri varolmayanları giderme arzusudur. Özellikle Ali Şeriati’nin bu vurgusu yaşadığımız bu çağda daha bir geçerlidir. Çünkü bu çağın getirmiş olduğu, özellikle de gençlik üzerinde oldukça etkili olan, teknolojiyle beraber ortaya çıktığı yanlızlık duygusu, nefret, antisosyal duygularda popüler olan sanat eserleri genellikle karamsar ve ruhun ıstaraplardan kaynaklanan yapıtlardır. Tabi ki sadece bu çağ için değil. Genellikle sanat eserlerinde; en çok acıyı, ıstırabı ve serzenişi konu olan yapıtlar daha bir el üstünde tutulur boyuttadır. Özelliklede birçok edebi eserlerde bunu görebiliriz. Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’u olsun, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı olsun bu tür sanat eserlerinde hep bir acı, ıstırap vardır. Mesela Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sındaki baş kahramanı Rasnalnikov’un
1000Kitap
SanatAli Şeriati · Fecr Yayınevi · 2008240 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2026 48. kitabı
Mario puzonun baba.. Omerta.. Aptallar erken ölür gibi kitaplarını okumadan önce kısa ince bir kitabi olan bu kitabı okudum.. Ama gerçekten ciddi vakit kaybi diyebilirim.. Tam bir Türk dizisi.. Yada yeşilcam filmi olacak kitap.. İşkenceye uğrayan.. Esi öldürülen bir adam ve onun intikam hikayesi..
Münih'e Kadar 6 MezarMario Puzo · E Yayınları · 2014488 okunma
10/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:49
Keşke duyabilseydi pişmanlığımı. Keşke yaşadığım acıyı duyumsayabilseydi. Keşke bilseydi onu ne kadar çok sevdiğimi. Keşke... ◇ KEŞKE, uzun zaman sonra duygu ve düşüncelerimi derinden etkileyen, bana yeni bilgiler kazandıran bir kitap oldu. Neden daha önce karşıma çıkmamış? Daha önce neden okumamışım ? Her şeyin doğru bir zamanı olduğuna inanırım ve bence kitabı anlayabileceğim en doğru zamanda okudum. ◇ Kitabımız ülkemizin 1940 - 1980 yıllarına bir nevi ışık tutuyor. Dönemin eğitim ve siyasi yanını bizlere Köy Enstitüleri'nde eğitim almış iki öğretmenin hikayesi üzerinden anlatıyor. Köy Enstitüleri'nin kuruluşundan kapanmasına, kapanmasının nedenlerine ve dönemin iç ve dış siyasetini okuyoruz. Yazarın konuyla ilgili yaptığı araştırmalar kitabın sonunda kaynakça kısmında yer alıyor. ◇ Köy Enstitüleri denilince akla ilk olarak İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Ali Yücel geliyor. Köylere öğretmen yetiştirmek için kurulan bu enstitülerde tarih, coğrafya gibi derslerin yanında ziraat, dikiş nakış, hayvancılık, marangozluk, müzik, tiyatro gibi çeşitli dallarda da eğitim veriliyordu. Günümüzdeki eğitim anlayışından çok farklı olarak uygulamalı eğitim gördüler. Doğruyu söylemek gerekirse onları çok kıskandım. Öğrencilerin her alanda yetiştimelerinin sağlanması o dönem için çok büyük bir şeydi. Benim bu konu hakkında çok fazla bir bilgim olmadığı için her sayfayı merak içerisinde çevirdim. ♡ Fikret ve Sabia öğretmenin hikayesi ise aşk, fedakarlık, özlem ve pişmanlık dolu. Zamanında söylenmemiş, eksik bırakılan her cümlenin ağırlığı altında birbirlerinden ayrı geçirdikleri yıllar. Hayatın onları tekrar bir araya getirmesi ise tesadüf mü kader mi ? Tarık, Doktor Sabia, Fatma, Mehmet, Fikret ve Öğretmen Sabia. Kaderleri birbirlerine bağlanmış 6 kıymetli insan. Her birinin
Edebiyat
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,022 okunma