Adı:
6.27 Treni
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
133
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735479
Kitabın türü:
Çeviri:
Aysel Bora
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
36 yaşındaki Guylain Vignolles kâğıt geri dönüşüm fabrikasındaki işinden nefret eden yalnız ve mutsuz bir adamdır. Hayatı, sıkça sohbet ettiği küçük kırmızı balığıyla birlikte yaşadığı ev ve çalıştığı fabrika arasında geçer. Görevi, kitapları paramparça eden korkunç makine Zerstor 500’ü kullanmaktır.
Çalıştığı işletmede iki dostu vardır, biri ürkünç makinenin ayaklarını yediği Guiseppe, diğeri ise sadece aleksandrin hece vezniyle kurduğu cümlelerle konuşan bekçi Yvon Grimbert. Kitapları yok etmekten duyduğu vicdan azabından kurtulmanın yolunu, her gün bindiği banliyö treninde, Şey’den söküp aldığı birbirinden bağımsız kitap sayfalarını yüksek sesle okumakta bulan Guylain, tekdüze hayatının akışının vagonda bulduğu o akıllı bellekle birlikte değişeceği umuduna kapılır. Minik aletin içindeki metinlerin yazarının peşine düşen bu umutsuz, şehirli adamın küçük hayatı büyük bir dönemecin eşiğindedir artık.
Edebiyat alanındaki ilk başarılarını, yazdığı öykülerle, kazandığı prestijli ödüllerle yaşayan Fransız yazar Didierlaurent, bu ilk romanıyla, başta ülkesinde olmak üzere dünya çapında adından sıkça söz ettirdi. Yayımlandığı yıl bir edebiyat fenomeni olarak kabul edilen roman, kısa sürede 29 dile çevrildi.
Fransız öykü yazarı Jean-paul Didierlaurant'in 2014 yılında yayınlanan Ağustos 2017'de de Aysel Bora çevirisi ile Can Yayınları'ndan çıkan 6.27 Treni isimli bu güzel romanı okuduğuma çok sevindim. Yazarın dilimize çevrilmiş başka metinleri yok sanırım ama kitabın yayınlandığı her ülkede büyük ilgi görmüş bu yazarın farklı çevirilerini de en kısa sürede raflarda göreceğimizi düşünüyorum.

Hikaye bir kağıt geri dönüşüm fabrikasında Zerstor 500 isimli kitap öğüten korkunç bir makineyi yönetmekle görevli Guylain Vignolles'ün sıradan hayatının sıradan hikayesi. Sıradan diye özellikle vurguluyorum çünkü modern yüzyılda adeta bir makine gibi her gün aynı şeyleri aynı rituellerle gerçekleştirilen sıkkın bireyin, bir işçinin basit hayatının hikayesini seyrettiriyor kitap.

Guylain, bir işçi, Kitapları çok sevmesine rağmen bir kitap öğütücü makinesinin başında çalışıyor ve işinden nefret ediyor. Banliyo treni ile yolculuk ediyor ve bu yolculuklarında "Şey"den kurtardığı kitap sayfalarını yüksek sesle yolculara okuyor. Didierlaurent yazarların uzun zamandır pek de anlatmaya yanaşmadığı "işçi"ye modern bir yorum getirmiş. Gerçek bir karakter Guylain, uzun zamandır okuduğum romanlarda-öykülerde karşıma çıkmayan, hepimiz gibi, işine gidip gelen, her gün aynı şeyleri nefretle tekrarlamanın sıkkınlığında, makineleşmiş bir birey. Patron Kowalski, stajyer Brunner, kafiyeli konuşan Yvon, bacaklarını makineye kaptırmış Guisseppe... Tüm karakterlerin kurguda temsil ettiği bir imgesi, sorgulattığı bir değeri var. Yazarın bir öykücü olmasını etkisi ile de hikayeleri kurgunun içine çok güzel bir şekilde oturtulmuş. Ben çok başarılı buldum kitabı.

Henüz yılın çok başında okudum ama 2018 yılında okuduklarımın arasında en iyilerden biri olacak gibi duruyor bu roman. Umarım Türkiye'de de hakettiği ilgiyi görür ve çok okunur.

Keyifli okumalar
Spoi içerebilir.Guylain ana karakterimiz ve 36 yaşında.Kâğıt geri dönüşüm fabrikasında çalışıyor ve işinden hiç memnun olmadığı gibi çok mutsuz bir adam.Ben bu kitabı Franz Kafka'nın Dönüşüm isimli kitabına benzettim,biraz.Çünkü karaktwrler birbirine çok benziyor.Ana karakterimizin hayatı küçük kırmızı balığı ile ev sohbetleri ile fabrika arasında geçiyor ve fabrikadakı görevi ise kitapları paramparça eden bir makinayı kullanmak.Sadecd iki dodtu bulunan ana karakterimizin bir dostu bekçi Yvon ve diğeri ise Guiseppe'dir.En sevdiğim kısmı çocukların ana karakterimizden kitap okumasını istemeleri ve ana karakterimizin her gün bindiği banliyö treninde birbirinden bağımsız kopardığı sayfaları,vagonda bulduğu akıllı bellekle birleştirirse değişebileceği oldu.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.120 Oy)17.513 beğeni39.556 okunma2.120 alıntı165.632 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.488 Oy)8.434 beğeni22.890 okunma1.454 alıntı105.836 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.871 Oy)8.156 beğeni26.058 okunma628 alıntı126.909 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.018 Oy)12.494 beğeni31.797 okunma2.797 alıntı132.749 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.834 Oy)7.372 beğeni20.658 okunma692 alıntı79.877 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.983 Oy)8.374 beğeni23.270 okunma1.150 alıntı113.102 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.238 Oy)8.157 beğeni24.018 okunma1.934 alıntı102.663 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.259 Oy)5.367 beğeni18.169 okunma689 alıntı92.436 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.536 Oy)5.818 beğeni15.265 okunma2.249 alıntı78.718 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (5.412 Oy)5.076 beğeni14.592 okunma1.613 alıntı78.179 gösterim
Guylain kağıt geri dönüşüm fabrikasında zerstor 500 adında kitapları parçalayan bir makinenin kullanıcısıdır. Yaptığı işten nefret ediyor ve vicdan azabı duyuyor. Vicdanını rahatlatmak için zerstordan kurtardığı birbirinden bağımsız kitap sayfalarını her sabah 6.27 treniyle işe gelirken yolculara okur. Birgün trende bir USB bulur içindeki belgeleri okur sahibini aramaya başlar. Değişik bir konu, çok çok çok begendim tavsiye ederim
Kitap aslında hiç aklımda olmayan, hatta adını bile duymadığım bir kitaptı. Sipariş verirken önerilerde gördüm, konusunu okudum, ilgimi çekti attım sepete. Ve okuduktan sonra iyiki de almışım dedim.
2 saati bile bulmadan su gibi akıp gitti kitap. Yazarın ilk roman denemesi bir eser bu nedenle sıradan bir konusu var gibi görünüyor. Ama anlatım şekli son derece güzel, gündelik hayattan ve kitabın içine çekiyor okuru.
İşçi olmak ve İnsan Olmak temalarıyla yola çıkılarak yazılmış bir roman olması sebebiyle yazıldığı dönem Avrupa’da çok ses getirmiş.
Kağıt dönüşüm fabrikasında çalışan bir adamın yaşadığı zorlukları ve hayat mücadelesini, burjuvaya boyun eğmeyişini anlatıyor. Kitap okumayı, kitapları seven herkes eminim okurken kendisini karakterin yerine koyup o üzüntüyü, o vicdan azabını çekecek.
*Düşünsenize kitaplarınıza aşıksınız, okumayı seviyorsunuz ama işiniz kitap öğüten bir makinayı kullanmak!
Her ne kadar bu işi bırakmak istese de imkanların el vermemesinden dolayı hem patrona, hem o makinaya katlanmak zorunda olduğu satırları okurken kapitalizmin insanlar üzerindeki baskısını anlayacaksınız. Bu kadar mutsuzluğun arasında onun hayatında olan bir kaç dostu ve sonunda bulacağı aşkı ve her şeyden önemlisi kitap öğütücüden her gün kurtarabildiği ve okuduğu kitap sayfaları hayatının ışığı.
Dostluk, edebiyat, kitap sevgisi, aşk, insan hayatı.
Hepsi bu sade ama son derece etkileyici kitabın içinde.
Guylain Vignolles,
kırmızı küçük balığıyla birlikte yaşayan yalnız ve mutsuz bir adamdır.
Kağıt geri dönüşüm fabrikasında çalışmaktadır.
Kitapları paramparça eden korkunç makine Zerstor 500'den "Şey" diye bahsetmekte ve kitapları yok etmekten duyduğu vicdan azabı ile,her gün bindiği 6.27 treninde yüksek sesle birbirinden bağımsız metinler okumaktadır.
Yine bir gün bindiği banliyö treninde bulduğu Usb,Julie ile tanışmasını sağlayacak,belkide hayatının akışını değiştirecektir...
'
Yayınlandığı yıllarda Edebiyat fenomeni seçilen bu kitap,
buram buram "okuma aşkı" kokuyor
Hem konusu itibariyle,hem de dilinin sadeliğiyle keyifle okuduğum bir kitap oldu
Aslında kitapları çok seven ama, kitapları geri dönüşüm için imha eden bir makineyi çalıstırmakla görevli bir adamın tekdüze hayatını anlatan bir kitap. Her gün ise gitmek için bindiği 6.27 treninde buldugu USB hayatını degistirecektir.
Degişik bir tat bıraktı bende. Çok begendim diyemeyecegim, çünkü kitabın sonu geldiginde bir sürü soru kafamda cevapsiz kaldı. Beğenmedim de diyemiyorum,çünkü farkli bir kurguya sahipti. Ben kendi islerimden dolayi 2 günde bitirmis olsam da bir kac saatte bile okunabilecek bir kitap. Şans verilebilir.
Ben ki kitapları bu kadar seven bir insan; Zerstor 500 makinesine sinir oldum: bu makine kitapları geri dönüşüm için acımasızca parçalıyor. Açıkçası her iş gününde içim acıdı, iyi ki kitap kısa olmuş diye sevindim nerdeyse. Ana araç bir makine olduğu için bazı yerlerde teknik yazılmış ama sıkılmadım o bölümlerde, bir şekilde dengeliyor. Karakterimiz Guylain yasak olsa da o parçalanan kitaplardan kalan birbirinden bağımsız birkaç sayfayı kaçırıp, her sabah işe giderken yüksek sesle trende okuyor. Guylain'in yaptığı bu pasif direniş aslında çok özel, kimsenin haberi yok ama vicdanen rahat olmadığı için makineye karşı duruşunu gösteriyor. Tekdüze hayatın sıradanlığını yaşarken, Guylain'in hayatı basit bir adımla değişti. (Spoiler yok, arka kapakta yazıyor zaten) Bu adımdan sonra sonunu okumak için daha hızlı davrandığım doğrudur.
Burjuva hikayelerini okumaktan sıkıldıysanız, bu güzel işçi hikayesini tercih etmelisiniz. Keyifli bir kitap, yazarın ilk romanı. Fransız yazarımız ilk romanı için çok çalışmış belli ki ve güzel olmuş. Keyifle okumalar.
Kitap okumanın keyfine vardıran bir ilk roman. kitaplar için bir güzelleme gibi. Kahramanımız ilk başta sıkıcı gibi gelse de sizi öyle sıcacık öykülerle sarıyor ki.. Diğer taraftan uzun zamandır okuduğum en hoş aşk öyküsü de kitabın güzelliğini tavan yaptırıyor. Kısa sürede okunan, keyifli edebi bir roman. Öneririm.
İşinden nefret eden bir geri dönüşüm işçisinin duygularını içinizi ısıtacak şekilde çok güzel ifade etmiş fransız yazarımız. En sonunda da hayatının yönünü belirleyecek amacına ulaştırarak romanın kahramanını bence ödüllendirmiş. Zaman zaman ben de aynı duyguları yaşamış olduğum için kitap bana çok cana yakın geldi.Ve severek okudum. Umarım yazarımızın kitaplarının devamı gelir.
Guylain, kağıt geri dönüşüm firmasında işinden nefret ederek çalışan mutsuz bir işçidir. Hayatında keyif alarak yaptığı tek şey tren ile işe giderken sesli olarak okuduklarıdır.
Okumak ruhunu dinlendirip huzurdur Guylain için. Okuduğu birkaç sayfa hikaye geri dönüşümden elinde kalanlardır sadece .
Sade ve monoton geçen hayatında değişen sadece okuduğu sayfalardır.

Tavsiye ederim sizlerde okuyun.
Özellikle anlatımı, ilginç karakterleri ve konusu ile modern bir masal tadı bırakan bir kitap. Biraz da Audrey Tautou'nun başrolünde oynadığı harika film Amelie'yi anımsattı bana. Musmutlu sonuyla da okurken en fazla keyif aldığım kitaplardan biri oldu.
"Savaşlar dağılmış suratlardaki yara izlerinden okunur, kalıp gibi, gıcır gıcır ütülü üniformalarına bürünmüş general fotoğraflarından değil."
Jean Paul Didierlaurent
Sayfa 76 - Can Yayınları
Bir gün bana, "Julie," demişti, "savaşlar dağılmış suratlardaki yara izlerinden okunur, kalıp gibi, gıcır gıcır ütülü üniformalarına bürünmüş general fotoğraflarından değil"
Yap canla başla uzun,ağır görevini
Kaderin seni çağırdığı yolda,
Benim gibi acı çek vd konuşmadan öl sonra
"... Söylemek istediğiniz belli bir sorununuz var mı? Eğrinin alt sınırındaki kilonuza rağmen, formda görünüyorsunuz."

Hayır, her şey o kadar da iyi değil, demek geldi Guylain'in içinden. Yirmi sekiz yıldır, ölü bir babayı bekliyorum, annem bir yayınevinde kadrolu olarak çalıştığımı sanıyor. Her akşam, bir balığa günümü nasıl geçirdiğimi anlatıyorum, yaptığım işten o kadar tiksiniyorum ki, içim dışıma çıkarcasına kustuğum oluyor ve son olarak, bunlar yetmezmiş gibi, hiç görmediğim bir kızın büyüsüne kapılmak üzereyim. Yani özetle, her alanda 'eğrinin alt sınırında' olmamı saymazsak, sorun yok, ne demek istediğimi anlıyorsunudur. Guylain bunun yerine kısacık bir "yok"la cevap verdi.
Boş ver güç savaşlarına,şeytani ihanetlerine,
Cinayetler işleyrn o karanlık prendlerin,
Tarih önemli değil,yeter ki kafiye tutsun
Ve nihayet doruklara ulaşma umudu yaşasın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
6.27 Treni
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
133
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735479
Kitabın türü:
Çeviri:
Aysel Bora
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
36 yaşındaki Guylain Vignolles kâğıt geri dönüşüm fabrikasındaki işinden nefret eden yalnız ve mutsuz bir adamdır. Hayatı, sıkça sohbet ettiği küçük kırmızı balığıyla birlikte yaşadığı ev ve çalıştığı fabrika arasında geçer. Görevi, kitapları paramparça eden korkunç makine Zerstor 500’ü kullanmaktır.
Çalıştığı işletmede iki dostu vardır, biri ürkünç makinenin ayaklarını yediği Guiseppe, diğeri ise sadece aleksandrin hece vezniyle kurduğu cümlelerle konuşan bekçi Yvon Grimbert. Kitapları yok etmekten duyduğu vicdan azabından kurtulmanın yolunu, her gün bindiği banliyö treninde, Şey’den söküp aldığı birbirinden bağımsız kitap sayfalarını yüksek sesle okumakta bulan Guylain, tekdüze hayatının akışının vagonda bulduğu o akıllı bellekle birlikte değişeceği umuduna kapılır. Minik aletin içindeki metinlerin yazarının peşine düşen bu umutsuz, şehirli adamın küçük hayatı büyük bir dönemecin eşiğindedir artık.
Edebiyat alanındaki ilk başarılarını, yazdığı öykülerle, kazandığı prestijli ödüllerle yaşayan Fransız yazar Didierlaurent, bu ilk romanıyla, başta ülkesinde olmak üzere dünya çapında adından sıkça söz ettirdi. Yayımlandığı yıl bir edebiyat fenomeni olarak kabul edilen roman, kısa sürede 29 dile çevrildi.

Kitabı okuyanlar 79 okur

  • hande
  • Fatoş
  • Ömer Salkım
  • Fatih
  • Betül Dokmeci
  • Tc Kemal Cengiz
  • Hakan Kar
  • Oğuz Albayrak
  • Gülseven Çakır
  • Ali

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.5 (9)
9
%22.7 (10)
8
%27.3 (12)
7
%18.2 (8)
6
%2.3 (1)
5
%2.3 (1)
4
%2.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%4.5 (2)