6/10
·244 syf.··
2026 6. kitabı
OUTLİERS: BAZI İNSANLAR NEDEN DAHA BAŞARILI OLUR Sayfa : 244 - Tür : Kişisel Gelişim Yazar : Malcolm Gladwell İlk yayın yılı: Kasım 2008 Medicat Yayınları - Nisan 2026 da Storytel den dinledim Tavsiye puanım 6 / 10 KONU : Başarının sadece bireysel yetenekle değil; doğduğun zaman, bulunduğun çevre, kültürel arka plan ve fırsatlarla nasıl şekillendiğini anlatıyor. “10.000 saat kuralı” gibi popüler kavramlarla, başarılı insanların aslında doğru zaman + doğru koşullar + emek birleşimiyle ortaya çıktığını savunuyor. YORUM : Kitap kesinlikle akıcı ve bazı örnekler ilginç ama açık konuşayım, çok da “vay be” dedirten bir tarafı yok. Anlattığı şeyler bir noktadan sonra kendini tekrar ediyor gibi hissettiriyor. Ya da ben kişisel gelişim alanında çok kitap okuduğum için bana aynı geliyor bilemiyorum. “Başarı sadece çalışmak değil, fırsat meselesi de” fikri tamam ama bunu daha derin ya da çarpıcı bir yerden ele alabilirmiş. Bana ne kattı diye baktığımda, okudum bitti diyebiliyorum Okuyanlar veya dinleyenler varsa yorumlarını merak ediyorum Herkese keyifli okumalar... • Bunun gibi dizi ve kitap yorumları için Instagram Gülşah O. sayfamı takip edebilirsiniz. NE ZAMAN BİR KİTAP AÇIP OKUSAN, BİR AĞAÇ GÜLÜMSER ÖLÜMDEN SONRA YAŞAM OLDUĞUNU BİLEN
OutliersMalcolm Gladwell · MediaCat Yayınları · 202210bin okunma
7/10
·224 syf.··
2026 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 00:57
Ortadoğu'nun geçtiğimiz yüzyılında, hepsi de doğrudan doğruya Filistin ve Kudüsle bağlantılı, dört önemli suikast gerçekleştirildi. Ürdünün ilk kralı Abdullah bin Hüseyin 20 Temmuz 1951 de Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz 25 Mart 1975 te Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Enver Sedat 6 Ekim 1981 de ve İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin 4 Kasım 1995 te öldürüldüler. Katillerinin kimlikleri ve dünya görüşleri birbirinden tamamen farklı olsa da, bütün bu suikastların ortak bir noktası vardı: Hepsinden de maktuller, Filistin ve Kudüsle ilgili attıkları adımlar nedeniyle cezalandırılmıştı.
Dört SuikastTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 2024156 okunma
Reklam
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
Mesele “belki” ihtimalidir.
Puan vermedi·177 syf.·
2026 13. kitabı
7.5/10 Selam herkesee :) “Kumarbaz”, sadece bir kumar hikâyesi değil; insanın tutkularıyla, zaaflarıyla ve kendi kendine koyduğu sınırlarla mücadelesinin edebî bir yansıması. Dostoyevski’nin kendi yaşam deneyimlerinden süzülen eser, okuyucuya hem psikolojik bir derinlik hem de felsefi sorgulamalar sunuyor. Kitap boyunca ana karakterin kumar masasında yaşadığı iniş çıkışlar, aslında insanın kendi iç dünyasındaki karmaşanın bir metaforu gibi. Her kazanış bir kısa süreli zafer; her kayıp, kendi sınırlarını fark etmenin acı gerçeği. Dostoyevski, burjuva toplumunun, aşkın, para arzularının ve insan doğasının çatışmasını ustalıkla aktarırken, okuru kendi iç hesaplaşmasına davet ediyor. Bu Kitap Bana Neyi Çağrıştırdı: • İnsan doğasının kendi kendine açtığı kumar masası: Hayatta hep riskler var, kazanç ve kayıp her zaman yan yana. • Tutku ile akıl arasındaki sonsuz mücadeleyi; her seçim, bir tür kendi sınavımız. • Küçük zaferlerin geçici, kayıpların kalıcı etkisini, hayatın kırılgan dengelerini. “Kumarbaz”, felsefi bir ayna gibi; hem kendimize bakmamızı hem de insan olmanın karmaşıklığını anlamamızı sağlıyor. Ve belki de en çarpıcı ders: Hiçbir kazanış, kaybedilen aklı geri getiremez. •Aleksey, her zaman kazanma umudunu elinde tutan, kendini hem aşkta hem kumarda sürekli bir ihtimale sığınarak sınayan biri. Kitap boyunca kazansa da kaybetse de, son sayfalarda bile hâlâ bir beklenti içindedir. Hayat, onun için her zaman bir sonraki kazanışta mutluluğu aramak demektir; bu, insanın kendi umutlarıyla oynadığı en büyük kumardır. •Polina, Aleksey’e karşı karmaşık duygular besleyen karakter. Onun varlığı, Aleksey’in tutkularını ve zaaflarını besler, ama Polina da kendi sınırlarını ve beklentilerini taşır. Bu ikili, aşkın da bir tür kumar olduğunu gösterir; kazanabileceğini
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,6bin okunma
9/10
·130 syf.·
2026 34. kitabı
Yedi Zirveler (Seven Summits), her kıtanın en yüksek dağına tırmanma hedefidir. Dağcılar için prestijli bir projedir. 8 Kasım 1996’da Yedi Zirveler’i tamamlayan 44. dağcı ve o tarihteki en genç dağcı olan Nasuh Mahruki ‘nin kaleminden ve objektifinden harika bir eser daha.. 1. Everest • Ülke: Nepal / Çin (Tibet) • Kıta: Asya • 8.848 m 2. Aconcagua • Ülke: Arjantin • Kıta: Güney Amerika • 6.961 m 3. Denali • Ülke: ABD (Alaska) • Kıta: Kuzey Amerika • 6.190 m 4. Kilimanjaro • Ülke: Tanzanya • Kıta: Afrika • 5.895 m 5. Elbrus • Ülke: Rusya • Kıta: Avrupa • 5.642 m 6. Vinson Massif • Bölge: Antarktika • Kıta: Antarktika • 4.892 m 7. Puncak Jaya • Ülke: Endonezya • Kıta: Okyanusya • 4.884 m
Bir Hayalin PeşindeNasuh Mahruki · Yapı Kredi Yayınları · 200877 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2026 95. kitabı
Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım, sadece bir aşk hikayesi değil; aynı zamanda bir dönemin ruhunu, gençliğin ideallerini ve mücadele azmini yansıtan bir anı kitabı. "Kasım, 1966’nın son günleri. Dolmabahçe’ye Shangri-La adın-da bir uçak gemisi demirlemiş, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden birkaç öğrenci bu gemiye davet edilmişti. Onları karşılayan bir subay tüm soğukluğu ve kibriyle savaş gemilerini güç gösterisine dönüştürecekti. Bu geminin çetrefilli zamanların habercisi olduğu henüz bilinmiyordu. Öyle ki geziye katılan öğrencilerden biri sonrasında başlayan 6. Filo eylemlerinin merkezinde bulacaktı kendisini. Bu eylemler birçok şeye gebeydi. Üniversite gençliği de değişip dönüşecekti zaman içerisinde. Öğrenci haklarına dayalı başlayan hareketleri emperyalizme karşı mücadeleye, ezilen halklarla dayanışmaya evrilecekti. Hareket, içerisinden en gözü karalarını, en tutkulu olanlarını yeşertecekti. Deniz Gezmiş onlardan biriydi." Aygün Kevrina’nın kişisel tarihini paylaştığı Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım, kırk iki yıl boyunca gizlenmiş, özenle saklanıp korunmuş bu karşılaşmanın altmış yıl sonra tarihe düşülmüş notu, devrim ateşi sönmesin daha da harlansın diye belki de yarım kalmış bir sevdanın tanıklığıdır. Deniz’in kavgasında olduğu kadar sevdasında da gözü kara oluşunun bir hatırasıdır. AYGÜN KEVRİNA'nın kişisel tarihini paylaştığı SIRLARIM İPTE ASILI KALDI BALIM; kırk iki yıl boyunca gizlenmiş, özenle saklanıp korunmuş bu karşılaşmanın, altmış yıl sonra tarihe düşülmüş notu, devrim ateşi sönmesin diye, belki de, yarım kalmış bir sevdanın tanıklığıdır. DENİZ'in kavgasında olduğu kadar, sevdasında da gözü kara oluşunun bir hatırasıdır. - BİR DEVRİM ATEŞİ İÇİNDE, BİR SEVDA YAŞADIK. BU SEVDA; ÖYLESİNE KOLAY VE DOĞAL GELİŞEN BİR İNSAN GERÇEĞİYDİ Kİ,
Biyografi Edebiyat Anı-Mektup-Günlük
Sırlarım İpte Asılı Kaldı BalımAygün Kevrina · Kor Kitap · 2025131 okunma
Reklam
Reklam