Bugün takvimler 26 Şubat’ı gösterirken, yüreğimizde 1992’nin o karanlık gecesinde Hocalı’da açılan derin yaranın sızısını taşıyoruz.
25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan o meşum gecede; 83’ü çocuk, 106’sı kadın olmak üzere 613 Azerbaycanlı Türk kardeşimiz, dünyanın gözü önünde tarihin gördüğü en aşağılık vahşetlerden birine maruz kaldı.
Ermeni doktor Zori Balayan’ın, 13 yaşındaki bir Türk çocuğunun derisini yüzdüğünü itiraf ettiği o zifiri karanlık, sadece bir bölgenin değil, insanlığın bittiği yerdi.
Ancak biz biliyoruz ki; Hocalı’daki o kesilen başlar, yüzülen deriler ve oyulan gözler münferit bir cinnetin değil, Epstein ile aşikar olan, son bir asırdır Dünyaya yön veren, coğrafyamızı kan gölüne çeviren Elitist Sapkın bir kadronun sistemli projesinin parçalarından biriydi.
Zulmün Küresel Ağı: Epstein’den Karabağ’a
Bugün Gazze’de bebekleri katleden zihniyetle, Bosna’da toplu mezarlar kazan irade ve Hocalı’da çocukları pencerelere çivileyen el aynı karanlık merkezden beslenmektedir.
Epstein skandallarıyla ifşa olan, çocukların kanı ve masumiyeti üzerinden sapkın bir sömürü düzeni kuran "dünya elitleri", bu coğrafyanın çocuklarına yapılan işkenceleri sadece izlemekle kalmıyor; bu vahşetin lojistik ve ideolojik zeminini hazırlıyorlar.
Dünya Sadece İzler!
Tarih bize en acı dersi verdi: Srebrenitsa’da Boşnak kardeşlerimiz katledilirken Avrupa sadece izledi.
Hocalı’da Türk kanı dökülürken Rusya ve Batı sadece izledi.
Bugün Gazze’de bir halk soykırıma uğrarken modern Dünya sadece izliyor.
Eğer biz bu coğrafyanın insanları olarak; Türk, Kürt, Arap demeden tek bir yumruk olmazsak, yarın başka bir şehirde aynı trajedinin "izleyicisi" olunmaya devam edilecektir.
Siyonist-Emperyalist çarkın dişlileri arasında ezilmemenin tek yolu, kendi "Ruh Kökümüz" üzerine