📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ölüm, İnsanlık var olduğundan beri insanlığın düşünce dünyasını kaplayan büyük olgulardan birisi olmuştur. İnsanoğlu ölüme karşı hassastır ve kafasında ölüme dair her zaman soru işaretleriyle yaşar. Ölüm her zaman bilinmezlik ve soru işareti olmuştur, olmaya da devam edecektir. Ölümün ve ölümle birlikte yok olma fikrinin ürperticiliği karşısında insanoğlu yüzyıllardır ölümden sonra yaşam olduğuna inanmak istemiştir, bu doğrultuda birçok din insanlar tarafından var edilmiştir. İnsanoğlu ölümden sonra yok oluşu hiçbir zaman kendine layık görmemiştir, her şeyi kendisi için var olmasını istemiştir ve evrenin merkezinin Dünya olmasını istemiştir. Bu yolda boşluğu Tanrılarla doldurmuş, çeşitli dinleri ve öğretileri yaratarak hayatı ve ölümü anlamlandırmaya çalışmıştır.
Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek. Yazar Irvin Yalom diyor ki güneşin ya da ölümün direkt olarak yüzüne bakamazsınız. Haklı. Bir gün yok olup DNA’mın Evren’de dağılacağı fikri gerçekten benim de tüylerimi ürpertiyordu. Varoluşsal sancılarımla yüzleşmede yeni bir bakış açısı kazanabilme umuduyla kitabı elime aldım. Hayatta kendime yaptığım en iyi yatırımlarından biri olacağını bilemezdim... İlk sayfadan son sayfaya kadar insanlıktan ve kendinizden bir şeyler buluyorsunuz kitapta. Yazar Nietzsche, Schopenhauer, Epikouros gibi birçok filozofun ölüm ve yaşam hakkında fikirlerine kitabında yer vermiş. En güzel kısmı da Epikouros gibi, Schopenhauer gibi, Nietzsche gibi büyük filozofların bile ölüm anksiyetesi yaşadıklarını bilmeniz. Filozof dediğimiz kişiler bile bu sancıları çekmişlerse, benim çekmem kadar normal bir durum olamaz dedim kendime. Çok büyük bir teselli gerçekten de. Özellikle Epikouros’un ölüme getirdiği yorumlar harikulade güzel. M.Ö 3.YY da yaşamış filozofumuz bugüne kadar yaşayıp insanlara yardımcı