İçimizdeki Şeytan’ı baya bi beklentiyle okudum ama açıkçası bende beklediğim etkiyi yaratmadı.
Konu aslında güzel, insanın iç çatışmaları falan ilgi çekici ama kitapla bi türlü bağ kuramadım. En büyük sebep de dili olabilir; bana biraz eski geldi. Okurken bazı yerlerde akıcılık kayboldu, sanki sürekli bir mesafe varmış gibi hissettirdi.
Belki dönemine göre çok iyi bir kitaptır ama ben okurken içine giremedim, o hissi alamadım.
Kısacası kötü diyemem ama bende vay be etkisi de bırakmadı. Belki farklı bir zamanda okusam daha çok severdim.
Halbuki ne șeytanı azizim, ne șeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... Içimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytar yok... Içimizde aciz var... Tembellik var... Iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...