Okumadan geçme
10 dakikalık bir filmin yılın en iyi Kısa Film unvanı kazandığı ve sinemada gösterime gireceği açıklandı. Filmi merak edip izlemeye gelen büyük bir kalabalık toplandı. Seyirciler salona girdi ve film oynamaya başladı ama bir gariplik vardı. Film başlayalı 6 dakika olmasına rağmen ekranda aynı sahne vardı, kamera açısı sadece bir odanın tavanını gösteriyordu. 7.dakikada aynı sahnede bir değişiklik olmadan geçince seyirciler şikâyet etmeye başladılar ve bazıları zamanını kaybettiğini söyleyerek salondan ayrılmak istedi. Aniden kamera açısı tavandan yere indi ve omurilik felci, tamamen engelli yatağa uzanmış bir bayan görüldü... Ve şu cümle yazılıydı: “Bu engelli hanım kardeşimizin hayatının her saatinde gördüğü sahnenin sadece 8 dakikasını size sunduk ve siz buna 8 dakika bile katlanamadınız! Hayatınızın her saniyesinin değerini biliniz...
1000Kitap
Kendi Klasiklerimize Neden Bu Kadar Yabancıyız? Bugün “klasikler” denildiğinde zihnimizde çoğunlukla Batı düşüncesinin kurucu metinleri beliriyor. Şüphesiz bunlar insanlığın ortak mirasına ait eserlerdir ve okunmayı hak ederler. Ancak İslâm medeniyetinin asırlar boyunca ürettiği felsefî, hikemî ve irfânî klasiklere yönelik aynı dikkati gösterdiğimiz söylenemez. Hatta “okuyalım, çocuklarımıza da okutalım” dediğimiz klasikler söz konusu olduğunda, bu kavram çoğu zaman neredeyse otomatik biçimde Batı klasiklerini çağrıştırmakta klasik okuma tasavvurumuz büyük ölçüde bu minvalde sınırlanmaktadır. Klasikler, yalnızca geçmişte yazılmış metinler değildir. Bir medeniyetin varlık, bilgi, ahlâk ve insan anlayışının en yoğun biçimde billurlaştığı metinlerdir. Her medeniyet kendi kavramlarını, sorularını ve hakikat tasavvurunu bu eserlerde muhafaza eder. Bu nedenle kendi klasiklerine yabancılaşmak, yalnızca bazı kitapları okumamış olmak değil, kendi düşünce geleneğinin kavramlarına, meselelerine ve idrak ufkuna da uzak düşmektir. Bu bağlamda felsefe, hikâye, şiir ve ahlâk diliyle yazılmış bazı klasik eserlerimize hep beraber bakalım: Bu klasiklerin en temel ortak özelliği, en karmaşık metafiziksel ve ahlâkî hakikatleri dahi alegoriler, masallar ve yaşanmışlıklar gibi her seviyeden insanın okuyup 'vusatınca' anlayabileceği, kendi ruh dünyasına tatbik edebileceği edebi bir dille sunmalarıdır. Bunlardan "bazıları": 1. Sa'dî Şîrâzî (Ö. 691 / 1292) - Bostan ve Gülistan: Ahlâk, hikmet, siyaset ve insan ilişkilerini şiir ve hikâyelerle anlatan klasik edebiyatın başyapıtlarındandır. 2. Mahmud Şebüsterî (Ö. 720 / 1320) - Gülşen-i Râz: Vahdet-i vücûd, insan-ı kâmil ve metafizik hakikatleri özlü ve şiirsel bir dille ele alan tasavvuf klasiğidir. 3. Âşık Paşa (Ö. 733 / 1332) -
1000Kitap
Reklam
İPEK YOLU MODA PROJESİ Dünyanın bilinen "Türk Desenli" İlk Pantolonu Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün Avrasya Bölümü'nün Pekin şubesinin dünya çapında çok sayıda kurumla birlikte yürüttüğü bir araştırma projesidir. Araştırma, Doğu Asya'da 3.000 ila 1.000 yıl önce giyim ve mobilyalara odaklanıyor. 2013'ten 2016'ya kadar proje, "Nesnelerin Dili - Sosyal Gelişmeler Bağlamında Maddi Kültür" teklif çağrısının bir parçası olarak Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı tarafından finanse edildi. Binlerce yıl önce ölen Tarım Havzası sakinlerini Batı Çin'deki müzelerde görenler onları asla unutmayacaktır. Aşırı kuraklık onları ve eşyalarını çürüme ve kayıptan kurtardı. Mumyalanmadılar, bu yüzden mumyalanmadılar, bandajlanmadılar veya Mısır'daki gibi bağlanmadılar. Yas tutanlar onu giydirdiler, yeni saçlarını yapıp son yattığı yere yatırdılar ve bugün hala yararlı ve değerli olduğunu düşündüğümüz şeylerle birlikte mezara gömdüler. Şeylerin özelliklerini ve etkilerini ne kadar yakından analiz edersek, o zamanlar insanlar için ne anlama geldiklerini daha iyi anlayabiliriz. Giysileri de korunmuştur. Giysiler erkeği yarattığı ve birçok kişisel özellik gösterdiği için, geçmiş bir çağdan insanlarla gerçekten tanışma izlenimi özellikle güçlüdür. Görünüşe göre tek yapman gereken onu uyandırmak. Prof.Dr.Mayke Wagner, 2019 *** Turfan Yanghai Sitesi Doğu Türkistan- (burada sürekli batı çin vurgusu yapılıyor oysa anılan tarihlerde buralar İskit-Saka,Hiung Nu (Hun) , Göktürkler ve Türk Boylarının egemenlik ve kültür alanlarıydı) -buluntuları giysi (binici pantolonu )ve eşyalar üzerinde desen ve motiflerin de Türk desenleri olduğunu yazmayı nedense unutuyorlar.Doğu İran Oxus Uygarlığı diyorlar ki aynı şeyleri tekrarlamaya gerek yok Oxus’un ötesi tarih boyunca İskitya-Turan-Türkistan
“Ve nüyessirüke lil-yüsrâ" A’la/8
Din
Amel defterimizde her gün bulunması gerekenler:
1 Beş vakit namazı vaktinde kılmak 2 Gücümüz yettiği kadar Kur'ân-ı Kerîm tilavet etmek Allah Teâlâ'yı zikir ile anmak 4 Anne ve babamızın duasını almaya çalışmak 5 Karşılaştığımız insanlara selâm vermek 6 Her gün az da olsa dinimizi öğrenmek için ilimle meşgul olmak Z Sabah ve akşam Seyyidü'l-Istiğfar okumak 8 İmkanımız ölçüsünde insanlara faydalı olmak ve iyilik yapmak Kaynak: instagram.com/p/DZ4cLaBs2cE/?...
SORU: Kıyamı uzatmak mı yoksa rükû secdeyi çok yapmak mı faziletlidir? Kıyamı uzatmak rükû ve secdeyi çoğaltmaktan daha faziletlidir. Örnek; İki kişi gece namazı kılıyor: - Birinci kişi 2 rekât namaz kılıyor, fakat her rekâtta uzun uzun Kur'ân okuyarak kıyamı uzatıyor. - İkinci kişi ise 8 rekât namaz kılıyor, ancak her rekâtta çok kısa okuyarak namazı çabuk bitiriyor. Âlimlerimizin tercihine göre, ikinci kişinin yaptığı tavaf daha faziletlidir. Çünkü "Peygamber Efendimiz ﷺ'e: 'Hangi namaz daha faziletlidir?' diye sorulunca. O da: 'Kıyamı (ayakta duruşu) en uzun olan namazdır.' buyurdu."
Din İslam
Reklam
Reklam