Dans etmeleri neyse neredeyse hiç katlanılmadı, öyle ki, kimsenin onları göremeyeceği ormanda ya da gizli köşelerde veya çöp’ü boşaltmaya çıkarken dans ettiler. Süslenme elerini kuşkuyla bakıldı.Neşeli bedenleri ya da giyecekleri, incitilme ve cinsel saldırıya uğrama tehlikelerini arttırdı. Sırtlarındaki elbiselerin bile onlara ait olduğu söylenemezdi.
Size güzel bir şiir kitabı ile geldim. Ama içinde en çok sevdiğim "Kadın" şiirini anlatmak istiyorum.
Şiirde kadın sadece romantik bir figür değil. O hem "harp meydanında silah taşıyan" bir savaşçı hem de "hayat harmanında güğüm taşıyan" bir emekçi.
"Kimi neşter tutar, kimi kalem..." satırları, kadının hayatın her alanındaki imzasını çok güzel özetliyor. Bilimden sanata, evden sokağa her yerde var olan bir irade.
Kadın, dün ile bugünü kol kola gezdirip geleceğe umut çizen bir köprü olarak tasvir ediliyor.
Şiirin son kıtası ise kelimenin tam anlamıyla bir ustalık eseri. "Sekize gebe kılınır, Martta dünyaya kadın getirir" diyerek, tüm bu imgeleri çok zarif bir şekilde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne bağlıyor.