Küçüklüğümün evlerdeki gece dizi Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü adlı eserini ilkokul dönemi istemsiz izleme mecburiyetinde kaldığım dönemlerihatırlıyorum. O dönemler dizinin giriş kısmındaki ağaç hep dikkatimi çekerdi. Hatta İstanbul otobüs seyahatimde gördüğüm büyük ağaçta aklıma o fotoğraf karesi gelmişti. Güncel zamanda okuduğumda beni en çok etkileyen şey, ailenin yavaş yavaş çözülüşünü bu kadar sade ama derin bir şekilde anlatabilmesi oldu. Kitapta anlatılanlar o kadar tanıdık, o kadar bizden ki zaman zaman kendi ailemden, çevremden izler buldum.
Romanın merkezinde Ali Rıza Bey ve de bir yansıması.
Kitap boyunca her bir çocuğun ayrı bir yöne savrulması, tek tek "yaprak dökümü" yaşanması bana hayatın ne kadar kırılgan olduğunu hatırlattı. Özellikle kızlarının yaşadığı değişim ve bu değişim karşısında babanın çareailesi var. Ali Rıza Bey’in dürüstlüğe olan bağlılığı, onun hayata karşı duruşu beni hem etkiledi hem de düşündürdü. Bir yandan "doğru olanı yapmalıyım" düşüncesiyle yaşarken, bir yandan da değişen dünyaya ve modernleşmeye ayak uyduramayan bir baba figürü olarak ailesini istemeden felakete sürüklüyor. Bu yönüyle roman aslında sadece bir aile dramı değil, aynı zamanda dönemin toplumsal dönüşümününsizliği beni oldukça etkiledi. Bazen sinirlendim, bazen üzüldüm, ama hep düşündüm.
Reşat Nuri’nin dili sade ama etkileyici. Herkesin anlayabileceği bir üslupla, çok derin meselelere dokunuyor. Bence Yaprak Dökümü, sadece bir roman değil; aileye, değerlere ve değişen toplum yapısına dair bir ayna. Özellikle günümüz dünyasında da hâlâ geçerliliğini koruyan mesajlar taşıyor.
Okuduğuma çok memnunum. Hem klasik Türk edebiyatının önemli bir örneğiyle tanışmış oldum, hem de bir ailenin çöküş hikayesi üzerinden kendi hayatıma da dönüp bakma fırsatı buldum. Herkese