Eğer ünlü Fransız ansiklopedisi Larousse'un 1930 baskısı, 3. cilt, 867. sayfasını açarsanız bu hilekâr komşunun şöyle tanımlandığını görürsünüz. "Grek: Roue, fripon, escroc, particulierement au yev: Etpulser les grees d'un cerele." Ne demektir bu? Türk Dil Kurumu'nun Fransızca-Türkçe Büyük Sözlük'üne göre yukarıdaki metnin manası şudur:
"Çıkarı için anasını satar. Kurnaz, sinsi, düzenbaz, dümenci, üçkâğıtçı, hin oğlu hin, edepsiz, bilhassa oyunda kulüpten kovulan!" Böylece çıkarı için anasını satacak kadar tiynetsiz olduğunu öğrendiğimiz bu edepsiz komşuda, hilekârlığın karakter haline geldiği anlaşılıyor.
Şöyle ki: Eski çağda Yunanlılar Karadeniz'e Pontus adını vermişlerdi. Zaten "Pontus", Grekçe'de "deniz" demekti. Yunanlılar tiynetlerine uygun olarak bir elçabukluğuyla, kendileriyle hiçbir ilgisi bulunmayan bu devleti kendi devletleri, devletin İranlı kurucusu Mihirdat'ı da Mihirdates yaparak kendi kahramanları ilan ettiler! Karadeniz'in güney sahillerine Pontus, bölge sakinlerine de Pontuslu dediler. Sonra bölgede yaşayan bütün Hıristiyanları Yunanlı ilan ettiler. Onlara göre Karadeniz Müslümanları da Türklerin zoruyla din değiştirmiş Ortodokslardı. Aynı oyunun Trabzon isminde de oynandığı anlaşılıyor.
Hüseyin Hüsamettin Efendi, Amasya Tarihi'nde Trabzon adının Tibaren veya Tibaron kelimelerinden bozma olduğunu yazar. Diyarbakırlı Sait Paşa'nın Miratü'l İbar'da bildirdiğine göre bazı Arap tarihlerinde Trabzon'un adı, şehirde çoğunluğu teşkil ettikleri anlaşılan Tibarenler'e izafeten Tibarende, Tibarite, Trabende, Trabzende imlaları ile yazılmıştır. Bazı Arapça eserlerde ise Karadeniz'e Bahr-i Trabezanda yani Trabzon Denizi denmektedir. İdrisî şehrin adını Atrebezun olarak kaydeder. Konuyu inceleyen Mahmut Ak, Joachim Lelewel'in Atlası'nda Trabezonda olarak geçen