Uzun bir süre kimseyle konuşmadım; içime döndüm. Dünya ile arama uzaklık koydum. Dünya güzeldi, içim de güzel olsun istedim. İçimde bir suçluluk, hatta kötülük yokmuş gibi yapsam, yavaş yavaş kötülüğü unuturdum. Böylece hiçbir şey olmamış gibi yapmaya başladım. Hiçbir şey olmamış gibi yaparsanız ve gerçekten de hiçbir şey olmuyorsa, hiçbir şey olmaz sonunda.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
O zamanlar "ben, beni kimse görmediği zaman en çok kendim oluyorum" diye düşünürdüm. Yeni keşfediyorum bu düşünceyi. Kimse sizi gözlemiyorsa, içinizdeki gizli ikinci kişiyi dışarı çıkıp dilediği şeyleri yapabilir.
Kendi zihnimin altını üstüne getirdiğim zaman orada yol arkadaşı ve denk olmak ve dünyayı daha yüce amaçlara sevk etmek yönünde asil duygular bulamıyorum. Kendimi, kısa ve alelade bir şekilde, insanın kendi gibi olmasının çok daha önemli olduğunu söylerken buluyorum. Eğer asil bir biçimde ifade etmenin yolunu bilseydim, başka insanları etkilemeyi hayal etmeyin, derdim.
İnanın ki -ben son on yılın büyük bir kısmını üç yüz yirmi kadar ilkokulu izleyerek geçirdim- demokrasiden dem vurabiliriz ama aslında İngiltere'deki fakir bir çocuğun, büyük eserleri doğuran o düşünsel özgürlüğe kavuşmak konusundaki umudu, Atinalı bir kölenin oğlundan yalnızca biraz daha fazladır.
Kim beni suçlar? Şüphesiz birçokları bana memnuniyetsiz diyeceklerdir. Elimde değildi, huzursuzluk doğamda vardı, beni bazen acı çekecek derecede kışkırtıyordu.