Yarın neler olacaktı? Ölecek miydi, kalacak mıydı? Kalmak... İşte ölümden de önemli, ölümden de çapraşık ve zor olan mesele. Asıl mesele kalmaktı, günlerin getirecekleri ile boğuşmaktı, onlara yenilmemek veya onlara lâyık olmaktı, aşınmadan, bozulmadan, çirkinleşmeden, satılmadan ayakta kalabilmekti.
Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
-Köyde bir okul açsana sen.
-böyle şeylerin zamanı mı şimdi? Köylülere okuyup yazmayı öğretmek tehlikeli. Toprağı işlemez olurlar.
-okuyup yazmayı öğrenince, toprağı daha iyi işlerler. Ne garip düşüncelerin var senin.