Kamyonların sallanışı, adamların seslenişi, yağmurun yağışı, hepsi monoton. Başlarımıza yağmur yağıyor, cephedeki ölülerin başlarına da yağmur yağıyor; yarası kalçasına göre çok büyük o küçük acemi erin vücuduna yağmur yağıyor, yağmur Kemmerich'in mezarına yağıyor. Kalplerimize yağıyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizim can kaybımız, sanıldığından az çıktı: Beş ölü, sekiz yaralı: Ölülerimizin ikisi güllelerin açtığı mezarlarda yatıyor, bize üzerlerine toprak örtmekten başka bir iş kalmıyor.
Ey demir karyolalı, kareli yataklı, önleri dolaplı, tabureli loş, rutubetli koğuşlar, siz bile dileklerimizin amacı olabiliyorsunuz! Bu Allahın kırlarında bayat yemek, uyku, tütün, elbise kokuları dolu köşe bucaklarınızla siz bile yurdu hatırlatan masalımsı bir parıltı oldunuz!
Kırılmadık, alıştık. Başka bazı şeylere katlanmamızı güçleştiren yirmi yaşımız, bu işte bize yardım etti. Ama en önemlisi, içimizde sağlam, pratik bir dayanışma duygusunun belirmesi oldu. Bu duygu, cephede harbin yarattığı şeylerin en iyisini meydana getirdi. Arkadaşlık!