Kıyamet Suresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 1. Hayır, öyle değil! Kıyamet gününe yemin ederim ki, 2. Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim. 3. İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor? 4. Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz. 5. Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister. 6. "Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar. 7. Göz şimşek çaktığında, 8. Ay tutulduğunda, 9. Ve Güneş'le Ay bir araya getirildiğinde, 10. Der ki insan o gün, "Kaçılacak yer nerede?" 11. Hayır, yok sığınacak yer! 12. Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gün. 13. Haber verilir insana o gün, önden gönderdiği de arkaya bıraktığı da. 14. Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Sayfa 47 - Yeni Boyut Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Hakikat, en çok hoşumuza giden yalanın ta kendisidir!
*Karanlıktan yakınmak yerine ışığı yakmak çok daha iyi olur, dedi Bayan Ming. (Syf 9) *Eğer değerli bir insanla karşılaşırsan ona benzemeye çalış, sıradan bir insanla karşılaşırsan onun hatalarını kendinde ara. (Syf 37) *Bilge, içindeki kusurların nedenini ortaya çıkarır; çılgın, bundan diğerlerini suçlar. (Syf 38) *Onun elinden tutanı aydınlatan bir mumdur tecrübe. (Syf 41) *Dağı yerinden oynatan kişi önce küçük taşları temizlemekle başlar. (Syf 51) *Düşünmeden öğrenmek gereksizdir; öğrenmeden düşünmek tehlikelidir. (Syf 54) *Her gün ilerlemeye insan her gün geriliyor demektir. (Syf 55) *Bilge sakin ve dingin bir; sıradan insan kaygıların altında edilmiştir. (Syf 65) *Bayan Ming, tek başına bu halktı, anlaşılması güç, insani uygar Çin'di. (Syf 67) *Hakikat, bizim en fazla hoşumuza giden yalanın ta kendisidir. (Syf 73) *Bayan Ming, Ting Ring ve dokuz hayali çocuk kafamı hep meşgul ediyordu. (Syf 75)
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fatiha 1.Bölüm
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Kovulmuş, taşlanmış şeytandan rahman ve rahim olan Allah’a sığınırız. Daha önce rabbimizi isimlerinden tanıyalım, sevilmeye neden layık olduğunu bilelim ve onu, onun muamelesini sevelim diye sohbetlerimizi yapmıştık. Şimdi de hep beraber Fatiha Suresi’ni Kur’an’ın özü olarak nasıl anlayabileceğimizi, Fatiha’yı anlamasak olur mu, Fatiha’nın bize ne kazandıracağını, Fatiha’nın kulluğumuzdaki yerinin ne olduğunu öğrenmeye, anlamaya çalışacağız inşallah. Biri; “bismillahirrahmanirrahim” dediğinde; “benim rabbim rahman ve rahimdir, bana karşı merhamet sahibidir. Bana yaptığı muameleler rahmetinin eseridir, rahmetinin sonucudur. Beni yaratan, seven, rahmetiyle bana muamele eden odur. Allah bana nasıl bir muamelede bulunursa bulunsun, onun muamelesi güzeldir, ben onun muamelesini beğeniyor, kabul ediyorum; çünkü o benim rabbimdir” demiş olur. El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd, övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” Bu ayeti namazda Allah’a söyler, dua olarak okuruz. Namazda bu ayeti okuduğumuzda; “ya rabbi! Hamd, övme ve övülme senin içindir, sana layıktır. Övgüye layık olan sensin, ben de seni övüyorum ya rabbi! Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, ben seni överim; çünkü senin her işin övgüye layıktır. Bütün kâinatta ve varlıkta her ne varsa hepsini kâmil olarak, eksiksiz ve noksansız olarak yaratmışsın, bana da kâmil insan olayım diye dünya sahnesinde bir hayat tanımışsın. Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, senin o muamelen hamda, övülmeye layıktır; yani güzeldir, benim kazanabilmem için en
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Hallacı Maımır'dan Arınmışlık Üzerine 40 Durak 1.Yöntem 2.Korku 3.Yorulma 4.Arama 5.Şaşırma 6.Yıkılma 7.Esrime 8.Tutku 9.Doğruluk 10.İçtenlik 11.Yoldaşlık 12.Özgürleşme 13.Gösterme 14.Dinginlik 15.Anlama 16.Tanık olma 17.Oluş 18.Sayım 19.Çabalama 20.Eski duruma dönme 21.Yayılma 22.Hazırlanma 23.Kendini yalıtma 24.Bağlanma 25.Çekim 26.Görüntü 27.Uygulama 28.Dikkat 29.Yitirilen şeyler için üzülme 30.Direnme 31.Dikkate alma 32.Hayret 33.Düşünme 34.Sabır 35.Yorumlama 36.Onaylamama 37.Güçlü eleştiri 38.Uyma 39.İşaret alma 40.Başlangıç “Son durak arınmış ve gönlü temizlerin ulaşabilece­ği bir duraktır.”
Sayfa 67·Kitabı okudu
Dayatmalara Rağmen Demokrasiye Sahip Çıkan Türk Halkı
9 Temmuz 1961 tarihli referandumla yeni anayasa kabul edildi. Referanduma 12.735.009 seçmenden 10.322.169’u katılmış; bunlardan 10.282.561’inin oyları geçerli sayılmış ve oyları geçerli sayılanların 6.348.191’i yeni Anayasa’ya “evet”, 3.934.370 kişi de “hayır oyu vermişti. Böylelille 1961 Anayasası kabul edilerek yürürlüğe girmiş oldu. Referanduma katılım oranı (%81,05) oldukça yüksek olmakla birlikte, geçerli oyların %38,26’sının “hayır”, %61,74”ünün ise “evet” yönünde çıkması, yeni Anayasa’ya büyük halk desteği bekleyen askerî yönetimi ve CHP’yi şaşırtmıştı.
Sayfa 87 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Allah Vedud’dur (Devamı)
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Ellezîne yenkudûne ahdallâh: “Onlar Allah’a verdikleri ahdi bozarlar.” Min ba’di mîsâkıhî: “Onunla (Allah ile) sözleştikten sonra.” Onlar Allah’a söz verdikten sonra Allah’a verdikleri sözü, ahdi bozarlar. İnsan, Allah’a nasıl söz vermiştir? Allah’ın ayetlerini dinleyen biri “ben iman ettim” dediğinde Allah ile ahitleşmiş, Allah’ın emrettiği gibi iman edeceğini, islamda olacağını, teslim olacağını, ihsan sahibi olacağını; yani dini bütünüyle kabul edeceğini söyleyerek Allah’a söz vermiştir. Eğer kişi bunların arasını keser, ayırırsa sözünü tutmamış olur. Ve yaktaûne mâ emerallâh: “Onlar Allah’ın emrettiğini keserler (birbirinden ayırırlar).” Bihî en yûsale: “Onunla vasıl olmaları gerekirken.” Onunla, Allah’a verdiği o sözle, emirle Allah’a vasıl olmaları gerekirken o sözü keser, arasını ayırırlar. Bu ayet birçok manaya birden gelir, hangi manalara geldiğini izah edeyim; Onlar Allah’ın “birbirine bağla” dediği şeyi keserler; yani Kur’an ile peygamberin arasını keserler. Nasıl? -“Bize Kur’an yeter” ya da “biz sünnete uyuyoruz, bize ne gelmişse ona uyarız” deyip keserler. Sanki bu dinin kitabı Kur’an değilmiş gibi Kur’an ile dinin arasını keserler. Aynı şekilde Allah’ın esmasıyla Allah’ın arasını keserler. Biri, Allah’ın esmasını öğrenmediyse, Allah’ı, Allah’ın esmasından Allah’ın kendisini tanıttığı gibi tanımayıp, kendine göre bir hayal kurduysa Allah ile isimlerinin, sıfatlarının, esmasının arasını kesmiş olur. Allah; “iman sevmektir” dediği halde başka biri çıkıp; “iman inanmaktır” derse bu sefer anlamı kendine göre başka türlü yorumlamış, mana ile vahyin arasını, Allah’ın muradıyla, hikmetiyle hakikatin arasını kesmiş olur. Ve yufsidûne fîl ard: “Onlar arzda fesat çıkarırlar.” Ulâike humul hâsirûn:(Bakara
Sayfa 28·Kitabı okuyor