9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
90’ların o sıcacık mahalle kültürünü ve anne-kız arasındaki trajikomik, Sıdıka’yı anımsatan atışmaları yaşatan; ilerledikçe ise kalbimizi sızlatan nefis bir Sinem Sal romanı, Bizim Zamanımız. Hikâye, milenyumun eşiğindeki Hasköy’de annesiyle birlikte küçük bir tuhafiye işleten Mihrap’ın gözünden anlatılıyor. Mahalle kültürünü, komşuluk ilişkilerini, kasetleri, televizyon programlarını ve internetin hayatımıza yeni yeni girdiği günleri de yeniden yaşıyoruz. Ama aynı zamanda o sıcak mahalle atmosferinin altında saklanan yalnızlıklar, korkular ve hayal kırıklıkları da birer birer ortaya çıkıyor. Mihrap’ın sevme biçimi, fedakârlıkları ve kırılganlığı ise insanın içine dokunuyor. “Kendi ayakları üstünde duran kadınlara hep hayran kaldım… Ben de yok. Bitiş çizgisine sürünerek ilerliyoruz işte. Annem ve ben.” Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şeylerden biri Mihrap’ın o "Kimi sevsem ölür" korkusunun nereden geldiği oldu. Bu yüzden, Mihrap’ın çocukluğunu anlatan Mihrap'ı okumak için sabırsızlanıyorum. Sanırım onun hikâyesinin eksik kalan parçalarını orada bulacağım. Sinem Sal’ın kaleminde en sevdiğim şey ise mizah ve hüznün aynı satırlarda yan yana durabilmesi oldu. Bir bir sayfada gülümserken birkaç sayfa sonra gözleriniz dolabiliyor. 90’lar nostaljisini sevenlere ve mahalle sıcaklığını özleyenlere gönülden tavsiye ederim.
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,854 okunma
9/10
·344 syf.··
2026 33. kitabı
İnsanın, zamanın kıymetini bildiği dönemler vardı. Şimdilerde 90’ lar diyoruz o dönemlere. Sabah erkenden kalkıp önce gülümseyerek başlayan bir gün ve devamında mahalledeki herkese verilen selam eşliğinde işe gidilmesi , dönüşte eve lazım olunan şeylerin alınıp yine aynı sakin halle eve dönülmesi.. Babalar işteyken çocukların okul sonrası mahalle arkadaşlarıyla oynadığı oyunlar , genel olarak çocukların kendi elleriyle yaptıkları ve bu yüzden kıymeti daha büyük olan oyuncaklar.. Bir tebessüm ile başlayan tatlı arkadaşlıklar.. Yan yana yürümenin bile ayıp olduğu, yanağa konan küçük bir öpücükle başlayan ve evlilikle sonlanan gerçek aşklar.. Evde bütün aile bireyleriyle oturulan sofralar ve sohbet eşliğinde geçen akşamlar.. Hepimiz şimdilerde aynı cümleyi kuruyoruz; eskiden şöyle yapardık, böyle mutluyduk.. Evet gerçekten öyleydi.. • Bu kitap elimizden tutup bizi özlediğimiz o güzel mahalle hayatında gezintiye çıkarıyor. Elinde olan azıcık şeyle bile mutlu olan ailelerin, sevginin gerçek halinin ve utangaç gençlerin arasında dolaştırıyor. Bizim şimdilerde bir günde tükettiğimiz mutluluğun, aslında uzun ve yavaş yavaş yaşanması gerektiğini tekrar hatırlatıyor. Temiz kalplerin gerçek sevgilerini, beklemenin kıymetini, sahip olmanın ve yine yavaşça tüketmenin verdiği mutluluğu hatırlatıyor. Bir mektubun, sabit telefonla gelen güzel bir haberin ve sokaklarda özgürce oyun oynayabilmenin aslında ne büyük bir nimet olduğunu hatırlatıyor.. • Bu satırları okurken bir 90’lar çocuğu olarak içim titredi. Hem hatırlamanın ve o dönemleri yaşamış olmanın güzelliğinden hem de artık hiçbirini yaşayamıyor olmanın hüznünden.. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.. • Yazarımıza buradan teşekkür etmek isterim; beni tekrar bir kahvenin gerçekten kırk yıl hatırının olduğu zamanlara
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202630 okunma
Reklam
Puan vermedi·216 syf.··
2026 96. kitabı
Doksanlı yılların mahalle hayatını özleyenler için kitabın içinden çıkmak istemeyeceksiniz eminim. 90’lı yıllar… o yılların aslında sadece bir zaman dilimi değil, insanların birbirine daha çok benzediği, sokakların daha samimi, akşamların daha uzun olduğu bir duygu olmasıdır bence. O yıllarda bir şarkı kasetten dinlenir, televizyon karşısında ailece aynı program beklenir, mahallede oynanan oyunlar hava kararana kadar sürerdi. Telefonlar değil insanlar birbirini arardı, fotoğraflar anı olsun diye çekilir, mektuplar acele etmeden yazılırdı. Şimdi geçmişe dönüp bakınca insan, aslında en çok çocukluğunun sesini özlediğini fark ediyor, sokaktan gelen top sesi, açık camlardan yükselen müzikler, yaz akşamlarında çekirdek kokusu ve hiçbir yere yetişmek zorunda olmayan insanların huzuru… 90’lar biraz da kaybolmuş bir sıcaklığın hatırası gibi duruyor o yılları yaşayanlar için. Belki de bizler o yıllardan daha çok o yıllardaki “biz” olma hali özlüyoruz en çok… İşte Mihrap bizi o zamanlara götürüyor. Hem de daha ilk sayfasında kuponla tabak seti aldığımız dönemlere. Mihrap annesiyle birlikte yaşıyor. Çünkü babasını kaybetmiş biri, sonra da kocasını. Ama kocası yaşayan dünyada kaybolmuş biri. Dolayısıyla annesi ile birbirine sarılan iki arkadaş gibi hayatlarını sürdürmeye devam ediyorlar. O anlatıyor siz dinliyorsunuz. O dönemleri yaşayan birisi olarak anlattığı her şey o kadar tanıdık ki. Mihrap ile birlikte tüm mahalleyi tanıyoruz. Anlatacağı o kadar çok şey var ki, hem yüzünüzü güldürüyor hem de hüzünlendiriyor. Komşunun kızı bir kahve içmeye evinize gelmiş de sohbet ediyorsunuz gibi hisle okudum. Kitapları bir kurgu çerçevesinde okuruz ama sayfa aralarında okuyucuyu hayatın bir zamanına götürür, bir şarkı, mutfaktan gelen bir koku, bir mahallenin sokağı öyle tanıdık duygular
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,854 okunma
Bazı yalnızlıklar fazla tanıdık geliyor.
10/10
·216 syf.··
2026 71. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 00:00
Bizim Zamanımız, olaylardan çok hisleriyle aklımda kalan kitaplardan biri oldu. Sinem Sal bu kitapta sadece bir dönemi anlatmıyor aslında. Yalnızlığı, sıkışmışlığı, hayatı biraz kaçırmış gibi hissetmeyi anlatıyor. Ve bunu o kadar gerçek bir yerden yapıyor ki okurken bazı duygular bana inanılmaz tanıdık geldi. Kitabın en sevdiğim yanı, büyük olaylar yaratmaya çalışmamasıydı. Daha çok küçük hayatların içinde biriken büyük duygular vardı. Anne-kız ilişkileri, kırılgan aileler, mahalle kültürü, ekonomik sıkışmışlık, susarak büyüyen insanlar… Karakterler kusursuz insanlar değil. Hatta çoğu zaman ne yapacaklarını bilemeyen, kendi hayatlarının içinde sıkışıp kalan insanlar. Ama tam da bu yüzden çok gerçek hissettiriyorlar. Özellikle “iyi görünmeye çalışırken içten içe yorulma” halleri kitap boyunca beni en çok etkileyen şeylerden biri oldu. Mihrap ise beni en çok etkileyen karakterdi sanırım. Anne-kız ilişkisinde sevgiyi tam hissedememiş birinin içindeki sevgi açlığı çok gerçek yazılmıştı. Ve sevildiğini düşündüğü anda kendinden verdiği şeyler, yaptığı fedakarlıklar… insanın içine sessizce oturuyor gerçekten. 90’lar atmosferi de sadece bir dekor gibi kullanılmamıştı. Televizyonlar, mahalle ilişkileri, eski şarkılar… Hepsi karakterlerin yalnızlığına eşlik ediyordu sanki. Sinem Sal’ın dili çok sade ama duyguyu doğrudan geçiriyor. Özellikle karakterlerin iç seslerinde o “dağılmamak için güçlü görünmeye çalışma” hissi çok gerçekti. Altını çizdiğim çok fazla cümle oldu. Bu kitap bende en çok şu hissi bıraktı: “Bir şeyler eksik ama yine de yaşamaya devam ediyoruz.” Kime öneririm? • Karakter odaklı roman sevenlere • 90’lar atmosferini özleyenlere • Hüzünlü ama samimi kitaplardan hoşlananlara Tavsiyemdir.
1000Kitap
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,854 okunma
Sevda büyüsü gibisin sen Firuze
8/10
·224 syf.··
2026 70. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 16:35
Kitap, "Hayat Sana Teşekkür Ederim" ile başlayıp "Gidemem" ile biten en güzel dizelerini ve şarkılarını topladığı o güzel eser.. Kim sevmez ki Sezen Aksu şarkılarını.. Mutlak ezberimizde vardır birkaçı.. Sezen Aksu'nun güçlü bir kadın şair/söz yazarı olarak yerini sağlamlaştıran bir arşividir.. Şarkı söylemek dinlemek dışında da metin olarak okumanın da bir o kadar önemli olduğunu ispatlar gibi bir duygu fırtınası yaşatıyor okuyucuya.. Özellikle şiir severler kitabı okurken oldukça keyif alacaktır.. Sezen Aksu, şarkı sözlerinin müzik ve yorum olmadan "eksik" kaldığını düşündüğü için bu ismi vermiş kitaba çok da haklı galiba .. Sezen Aksu... 80ler 90lar 2000ler... Bugüne kadar hayatımıza değen şarkı sözleri... Zaten okurken çoğunu mırıldanıyorsunuz da.. Hem bir dinleyici hem de bir okur olarak, onun duygu dünyasında gezindiğinizde kendinizden mutlaka birşeyler buluyorsunuz.. Hepinize keyifli okumalar dilerim. Huzurla kalın..
Eksik ŞiirSezen Aksu · Metis Yayınları · 20121,138 okunma
Puan vermedi
Bangır bangır ferdi çalıyordu anneler temizlik yaparken.. Mahir Ünsal Eriş’in kaleminden çıkan bu kitap, 80’ler 90’lar Türkiyesi’nin kasabalarında geçen gündelik hayatı sıcacık, samimi ve yalın bir dille anlatan öykülerden oluşuyor. Her bir öykü farklı karakterlerin gözünden insanların iç çatışmalarını, yoksunluklarını ve küçücük mutluluklarını taşıyor. Atmosferi öylesine tanıdık ki kitaptaki karakterleri “bizim mahallede de var böyle biri” diyecek kadar gerçek. Yazar bir yandan gülümseten bir yandan iç sızlatan bu öykülerle okuyucuyu eski zamanlara yolculuğa çıkarıyor. Okurken bir an durup kendi çocukluğuma o mutfaktan gelen ferdiye kulak verdim. Bazı kitaplar sadece anlatmaz, hatırlatır da...
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor EvdeMahir Ünsal Eriş · İletişim Yayınevi · 20183,499 okunma
Reklam
Reklam