yakışıklı bebiş Josh
7/10
·456 syf.··
2026 54. kitabı
Selam ya YŞNE BEN GELDİİİİMM Şaka maka ama uzun zamandır smut okumuyordum, özellikle smut olan bir kitaba başlamak biraz ağır kaçtı… ya neyse, seviyoruz okuyoruz işte kardeşim. Kitap cidden ne diyorsa verdi. Başta pffff bunu mu okuyorlarmış demedim değil, çünkü gerçekten garipti yani. Bir ara bıraksam mı dedim ama sınav senemdi ve ben kitaplara aç bir öğrenciyim. Okudum bitti yani, napabilirim? Neyse artık ciddi kişiliğini bir tarafa bırakıp yorum yapmak istiyorum özlemişim çünkü dowkfmwldka Ben normalde çatır çatır okurum smut’ı gerçekten ama bu kitapta yeter kardeşim gidin kısırlaştırın kendinizi diye bağıracaktım. Okey türü bu ama her sayfa değiştirişimde libidoları artıyo sonra taktaktaktak yani iyi ki böyle komik bir dili vardı yoksa okuyamazdım. Kırdığım üç puanların ikisi buradan gitti birisini de kitabın arka kapağında Josh’tan daha fazla stalk yapan bir adamdan bahsedilmişti, yani kanka sadece dört sayfa sürdü adam eve girdi işte sonra bir baktık bizimkiler bayıltmış adamı, ailesinin evinin önüne köpeğe ekmek atar gibi atacaklar adamı, sonra bir baktık pat Josh adamı yanlışlıkla öldürmüş. -_- Yani tamam bu da hafif değildi ama Josh’u geçmezdi yazar abartmış sanki bir tık? Ayrıca Josh’un babasının yaptığı kazara yamyamlık mevzusu derinleştirilmemişti, elbette babasının ne halt olduğunu az buçuk söyledi yazar, tamamen dememesi normal ama keşke biraz daha açsaydı konuyu. Ya ne diyeyim baya kabarık bir trigger listesi vardı ama bence hafif çıtır çerez bir kitaptı. Okuması kolaydı, sadece smut baydı bir noktadan sonra. Ama iyi diyebilirim. Josh’a sımsıkı sarılmak isterdim üzümlü kekim minik(1.93) Joshua’m ya :(
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025555 okunma
Mithat Cemal Kuntay - Üç İstanbul
Puan vermedi·648 syf.··
2026 16. kitabı
Edebî açıdan özellikle başları öyle zayıf geldi ki eserden ne anlayacağımı şaşırdığım anlar oldu ancak devamında anladım ki eserin amacı edebî keyif vermekten ziyade dönemin menfaat peşinde siyasî fikri değişen namussuzlarını okura tanıtmakmış. Abdülhamit'in Selanik civarını kurşun atmadan verdiğini daha önce de duymuştum, eserde verilen bilgilerden biri de budur. Eserde Divanı Lügatit Türk'ü bulan Ali Emiri Efendi hakkında bilgili ve namuslu bir memur olup kitap topladığından bahsedilir. Eser aslında günümüzde de devam eden çarpık ilişkiler, yapmacık saygı ve kendine işleyen bürokrasinin bir eleştirisidir. İttihat ve Terakkiyi ince ince eleştirirken aynısını Hürriyet ve İtilaf'a da yapar. Eser içerisinde bir partili "Manda istemek vatansızlıktır." der ve parti bu sözleri üzerine adamı partiden atar çünkü böyle namuslu insanlarla parti "simasını" kaybedecektir. Anadolu'nun doğusu ve güneydoğusundan "Kürdistan" diye söz edilir. Denilene göre meme hizasını geçmeyen sakalla orada devlet adamlığı yapmak imkânsızdır. Hikâye boyunca (bence bilinçli bir şekilde de abartılmıştır) o cenahtan bu cenaha savrulan, siyaseti şahsi menfaat için kullananların karıları da kocaları gibi güç dengesi kimdeyse onunla yatıp kalkarlar. Eser, annesi hasta olan genç Adnan'ın 93 harbindeki acıyla ilgili yazmaya başladığı romanın girişiyle başlar. Savaşta bizimkiler ezkaza Sohum Kalesi diye ironik isimli bir kale alır ve bunun üzerine Abdülhamit kendini gazi ilan ettirir ama Ruslar Ardahan'ı bu sırada alıp Tuna'yı geçer. Adnan'ın babası şehit bir Miralay (Albay)dır ve ailesiyle İstanbul'da bir yalıya sığınmışlardır. Annesi veremdir. Adnan hem parasız hem de çalışmakta hiç gözü olmayan, eli kalem tutan ancak çok da ileri olmayan özenti bir tiptir. Annesi sefil ve aç bir halde yaşarken bu karı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,374 okunma
Reklam
Gazi Osman Paşa
Puan vermedi·176 syf.··
2026 44. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:42
Çoğu okur veya tarihe meraklı hatta tarihe ilgisi olmayan kişiler de Plevne Kahramanı denilince akıllarına gelen kişinin Gazi Osman Paşa olduğunu bilir. Hatta belki de çoğumuz bu Plevne’nin bir zafer olduğunu sanırız aslında bir yenilgiden, kahramanca bir yenilgi mutlaka, ibaret olduğunu bilmeden. Hatta Plevne’nin 93 Harbi gibi imparatorluğunun belini kıran bir hezimetin sadece bir cephesi olduğunu bile bilmeyen çoktur. İşte ‘Şanı Büyük Osman Paşa’ 93 Harbi’nde Plevne’de Ruslara karşı kahramanca -ama gerçek anlamda kahramanca- bir mücadelenin komutanıydı. Öyle ki Rusların üstün askerî sayısına rağmen toplamda üç büyük taarruzu püskürtmeyi başarmış ve bizzat Rus Çarı’nın cepheye gelmesine sebep olmuştu. Lojistik imkansızlıklar ve kuşatma altında yetersiz mühimmat sonucu cepheyi yarmaya çalışan Osman Paşa, yaralanarak teslim olmak zorunda kalmış ve kahramanlığı bizzat Rus Çarı tarafından da takdir edilmişti. Hayatının geri kalanını dönemin padişahı Sultan II. Abdülhamid’in yanıbaşında kimi bakış açısına göre çok prestijli kimisine göre ise göz hapsi sayılabilecek bir konumda geçirmişti. Efsaneliği ölümünden sonra da sürmüş ve bugüne kadar gelmiş Gazi Osman Paşa. Kitap hacim olarak kısa fakat Gazi Osman Paşa’yı okura tam olarak tanıtabilecek kadar yeterli bir çalışma olmuş. Herkese tavsiye ederim.
1000Kitap
Gazi Osman PaşaMesut Karakulak · Kronik Kitap · 20263 okunma
93 harbi
7/10
·248 syf.··
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 00:37
Kitap hakkında; Şahsen bazı yerleri akademik çoğu yeride roman gibi Kitap'ın %10'u 93 Harbi hakkında geri kalan %90 ise esir'ler hakkında, esirler hakkında verdiği bilgileri yada öne sürdüğü iddiaları zamanın gazetelerinden, röportajlarından, mektuplarından ve kişilerin hatıralarından vesaire desteklemesi güzel olmuş yani ne diye bilirim. Açıkçası esirlerin yaşadığı o korkunç ve acınası durumları okuyunca insan üzülmüyor değil bu kitap'ın bende geliştirdiği en önemli yönü şahsen esir olmak nasıl bir histir şahsen iliklerime kadar hissettim bu arada savaş osmanlı tarihinde en çok esir verilen savaştır savaşın kaybedilmesindeki önemli faktörler Abdülhamidin daha yeni tahta geçip acemi olması ve cephede yaşanan gelişmelerden tam anlamıyla haberdar olmaması ve Osmanlı Genelkurmayı'nın tecrübesizliği ve başarısızlıklarıdır. Ayriyeten savaşta Rusya'nında o kadar güçlü olmadığını biliyoruz bu kadar ağır bir yenilgi almamızın sebebini üstte belirtim zaten kitab bence 7,5 puanı hakkediyor.
93 HarbiMesut Karakulak · Kronik Kitap · 202518 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2021 7. kitabı
"Ben fahişe değilim. Ama çocukluğumdan beri babam, amcam, kocam, hepsi bana bir fahişe olarak büyümeyi öğrettiler." Çocuklukta büyüdüğümüz aile, gördüğümüz sevgi tipi ileri hayatımızda insanlarla ilişkimizi şekillendiriyor. Firdevs, kadınların köle gibi görüldüğü bir toplumda önce sözde sevgiyi amcasının tacizleri ile tanıyan küçük bir kız aslında. Sonra kimsesizlik ile oradan oraya o adamdan bu adama savrulan sahip çıkılmayan, değer verilmeyen bir kadın. Her zorlukta kendini sokakta buluyor Firdevs. Şiddetten yüzünden kanlar akarken kimsenin onu görmediği bir toplumun yürüdüğü bir sokakta. Evi olmamanın verdiği en büyük yük... Zor durumda kendini sokağa atabiliyorsun sadece. Çalacak bir kapın, gidecek bir kimsenin olmaması. Bir kadın olarak toplumda bu kadar hor görülmenin ne demek olduğunu gösteriyor bizlere. Sayfa 93, toplumun ahlak anlayışını -olmayan ahlakı- gözler önüne seriyor. "Beni hapse atmakla önemli bir adamın yatağına götürmek arasında fark yoktur. Her ikisinde de polis kutsal bir görevi yerine getirmiş olacaktı." "Erkeklerin, kadınları bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum." Ne kadar ağır bir cümle. Allahın emaneti sayılacak eşe verilen değerin ne kadar alçak olduğunu gösteren bir cümle. Kitaptan sonra evliliğe, ilişkilere ve bir kadın olarak erkeklere bakış açınız değişiyor. Firdevs sonunda bir adamı öldürdüğünde bir gerçek ile sarsıldı. Kendisinin de bir erkeğe el kaldırabileceği hatta öldürebileceği gerçeği ile... Hor görülmeye, erkeğin egemen olmasına o kadar alışmış ki böyle bir şeyin mümkün olabileceğini fark etmek sarsıcı bir gerçek oldu. Bir kadın olarak çizdiği yolda tüm doğru ve yanlışları ile hayatta bende varım demeyi başardın Firdevs. Bir kadın olarak teşekkür ederim...
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 10:37
KÜRK MANTOLU MADONNA (Roman) SABAHATTİN ALİ Toplumcu gerçekçi sanat anlayışını yazdığı roman ve hikâyelere yansıtan, bundan önce de yaşadığı hayata bu perspektifle bakan ve bunun bedelini ödeyen istisna sanatçılardan biri olan Sabahattin Ali’yi okumaya, onun en çok bilinen üç romanından biri olan Kürk Mantolu Madonna ile devam ediyoruz. Romanın merkezinde bulunan kahraman Raif’tir. Raif, anlatıcının bir şirketin muhasebesinde çalışmaya başladığında karşılaştığı sıra dışı bir mesai arkadaşıdır. Dış dünyaya karşı pasif bir tepkisizlik içinde olan Raif’i tanımaya çalışan anlatıcı, bir süre sonra onun hastalanıp öleceğine şahit olacaktır. Ölmeden önceki son akşam kendisine bir günlüğüne emanet edilen defter okununca, Raif’in dış dünyaya taşmayan iç dünyasının merkezinde, romanda sürekli “Kürk Mantolu Madonna” olarak anılacak olan Maria’nın bulunduğu anlaşılır. Tabiatı gereği çekingen olan Raif, babası tarafından Almanya’ya, ailece uğraştıkları sabun işinde kendisini geliştirmesi için gönderilir. Raif bir pansiyona yerleşerek yeni hayatına uyum sağlamaya çalışır. Biraz da resme meraklıdır. Bir resim sergisinde bir kadın portresini görüp duygusal olarak adeta kilitlenir. Resim onu o kadar çok etkiler ki etraftakiler bunun dedikodusunu yapmaya başlarlar. Resmi yapan ressam yanına gelerek onunla tanışır. Ancak Raif nazarını resimden ayıramaz. O günün akşamında pansiyondaki dul kadınlarla dışarı çıkar. Bu sırada resimdeki kadını kendilerine bakarken görür ve kolundaki dul kadını bırakarak onun peşine düşer. Bir barda keman çaldığını öğrenir. Onu takip ederek tanışır. Kadın da onu tanımıştır zaten ve bir önceki gün yanına gelip onunla tanıştığını hatırlatır. Raif şoktadır. Kadınla zaman geçirirler. Sıra dışı bir kadın olduğu bellidir. Hayata kendi başına tutunan, kendi
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,1bin okunma
Reklam
Reklam