"(Ey sevgili!) Güzelliğinin defterini resmeden (ilahî nakkaş), senin
yanağındaki ayva tüylerini o kadar güzel ve ter ü taze çizmiş ki, (bunca güzellik ile) yüzüne, ay ile güneş kul yazılmak için yüz bakımdan can atarlar."
Evliya Çelebi yazar:
Selimiye Camii'nde teravih namazlarında saflar arasına gül konulurmuş. Aklı ön
planda tutan Batılı bakış açısı bunu, camideki cemaat kesafetinden bozulan havanın,
yahut ayakla basılan zeminde bulunması muhtemel kötü kokunun giderilmesi gibi basit
bir sebeple (illiyet) izah edecek; ama gönlü ön planda tutan Osmanlı insanı buna, gül
kokulu Muhammed'den, onun "Bana dünyadan üç şey sevdirildi; güzel koku..." diye
başlayan hadis-i şerifine varasıya kadar pek çok güzel sebep (hüsn-i ta'lil)
bulabilecektir.
Mezarlıklara servi dikmek her yerde görülebilir. Bunun akıl ile bilinen nedeni,
servinin dezenfektan özelliği, yani ölü kokusunu alıyor olmasıdır. Ancak şark, bu gerçek
sebebin arkasında kendisine apayrı bir dünya kurar ve servi'nin Vahdet'i temsil
etmesinden başlayarak rüzgârda sarınırken "Huuu!" diye zikretmesine varasıya kadar
pek çok ayrıntı ile vak'aya ruh verir
Zeliha o hâle gelmişti ki çörekotundan ödağacına kadar herşeyin adı Yusuftu onun
için. Yusuf'un adını başka adlara gizlemişti, mahremlerine bu sırrı söylemişti.