Vera A. Smirnova’nın Doğunun Bilim Güneşi: İbni Sina kitabı, yalnızca bilginin yaşam öyküsünü anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda çağın düşünsel iklimini, iktidar–bilim ilişkisini ve bilginin bedelini de gözler önüne seriyor. Kitap, İbni Sina’yı efsaneleşttirmeden, onu tarihsel koşulları içinde, çelişkileriyle ve cesaretiyle ele alıyor.
İbni Sina, 980 de Buhara yakınlarındaki Afşana’da dünyaya gelir. Küçükken Buhara’ya taşınır bu onun kaderini belirleyen ilk kırılmadır. Smirnova’nın da vurguladığı gibi Buhara, yalnızca bir şehir değil, dönemin en önemli bilim ve kültür merkezlerinden biridir. Daha 12 yaşında fakih toplantılarına katılan, Kur’an’ı ezbere bilen ama aynı zamanda öğretmenlerini sorularıyla zorlayan bir çocuktan söz ediyor. Bu noktada yazar, İbni Sina’nın sorgulayıcı karakterini öne çıkararak onun erken yaşta dogmatik düşünceyle arasına mesafe koyduğunu gösterir.
Babası Abdullah’ın Karmatilerle olan düşünsel yakınlığı da bu sorgulayıcı zemini beslemiştir. Toplumsal eşitliği savunan bu akımın etkisiyle, İbni Sina yalnızca metafizik ya da tıbbi meselelerle değil, toplumun yapısıyla da ilgilenen bir düşünür olarak şekillenir. Abdullah en-Natili’nin onun ilk öğretmeni olması, Farabi, Bekr er-Razi, İshak el-İsrailî ve Ali bin Abbas gibi isimleri erken yaşta okuması, Smirnova’nın anlatımında bir “bilim işçiliği” metaforuyla açıklanır: Altın arayıcılarının tonlarca kumu eleyerek birkaç parça ışıltıya ulaşması gibi, bilginin de ancak büyük bir emekle elde edilebileceği vurgulanır. İbni Sina bunu henüz 17 yaşındayken başarmıştır.
994 ile ünlü bir hekim olarak tanınır ve 995’te Samanoğulları hükümdarı Emir Nuh bin Mansur’u tedavi etmesi, onun siyasal iktidarla ilk ciddi temasını sağlar. Ancak Smirnova’nın çizdiği İbni Sina, iktidarla uyumlu değil, mesafeli ve