O ayrı bir konu, dedi. Yardımla ilgisi yok. Ben boyuma göre birini bulamadım, hepsi bu.
Peki aradın mı?
- Hayır, aramadım. Böyle biri olsaydı, o gelip beni bulurdu.
Sen aramadığın sürece kimse seni bulmaz, dedim ona.
- Keşke! oldu aldığım yanıt.
Anlat ama, uzun olmasın, dedim.
Yağmurdan çıkmış bir sıçan gibiydi. Titreyerek, Öyleyse susayım, dedi.
Susma, anlat, ama uzun olmasın, dedim. Yaşam öykümü dinlemek istediğinizden emin misiniz, dedi.
Evet, dedim. Yoksa bu sıcak çorbayı niçin vereyim sana?
Adını vermeden bahçe kapısına doğru uzaklaşırken, sevdikleri bir insanı yirdiklerinde, akıllarını da yitirip onları yaşatmaya çalışan insanlardan biriyle tanışmış olduğumu sezinler gibi olmuştum.
O soldakini tanıyordun sen, dedi. Necla'nın elini tutanı.
Evet, tanıyordum, dedim.
O da seni tanıyordu, dedi.
Sanırım, dedim.
Seni görünce korkup kaçtılar, dedi. Olabilir, dedim.
Olabilir ne demek abi? dedi.
Şu anda benim de göğüs boşluğumda güvercinler kanat çırpıyor, dedim.
Yaşasın güvercinler, dedi.
Yaşasın, dedim.
Yaşasın kanat çırpışları, dedi.
Yaşasın, dedim.
Bir cigaran var mı? dedi.
Var, dedim.
Çıkarıp bir cigara verdim.
Ateşin de var mı abi, dedi.
Kibritimi çıkardım. Cigarasını yaktım.
Derin bir nefes alıp, sonra da derin bir Ohh! çekti. Dünya varmış, dedi.
O kadar derin çekme, güvercinleri düşün, dedim. Onlar da seviyor bu dumanı abi, dedi. Hem nasıl seviyorlar bilemezsin.