Çalar saatin çağrısını çağrı olarak kavramak,yataktan kalkmaktır.Şu halde yataktan kalkma edimi bile güven vericidir,çünkü “çalışmak benim imkanım mıdır?” sorusunu es geçer ve dolayısıyla beni dinginciliğin,çalışmayı reddetmenin ve nihayet dünyanın reddinin ve ölümün imkanını kavrayacak,durumda bırakmaz.Kısacası,zil sesinin anlamını kavramak nasıl onun çağrısı karşısında zaten ayağa kalkmış olmaksa,bu kavrayış da çalar saatine bir gereklilik anlamı yükleyenin yalnızca ve yalnızca ben olduğum şeklindeki içdaraltıcı görüye karşı beni korur.Aynı biçimde gündelik ahlak diye adlandırılabilecek olan şey de etik iç daralmasını dışlar. Kendimi değerlerle olan kökensel münasebetim içinde düşündüğüm zaman etik içdaralması vardır.Nitekim bu değerler,bir temel talep eden,gerekliliklerdir. Ama bu temel hiçbir şekilde varlık olmayacaktır,çünkü ideal doğasını kendi varlığında kuran değer,değer olmaktan çıkar ve benim istencimin heteronomisini gerçekleştirir.