Kötü Şöhretli Şair

Kötü Şöhretli Şair
Şair/Filozof “Cehaleti katlettiğim için lanetlendim.” XY 1 - Nilgün Marmara ∞ 2 - Sylvia Plath
Medipol Üniversitesi (Mezun) Anadolu Üniversitesi(Güncel)
İstanbul
476 okur puanı
Nisan 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
(Rüya) 02.05.2026 (Yaşlı adam sinirli bir şekilde hizmetçisine çemkiriyordu.) Yaşlı Adam: Bence bunların biri intikam almaya korkan bir çocuk diğeri ahlaksız kadının teki diğeri de basit bir ayakçının teki Hizmetçi: Onları anlamadığınızı düşünüyorum efendim Çocuk için bazı insanlar -milyonda bir de olsa - Başına gelen yüzlerce felakete rağmen isyan etmezler. Masumiyetin doğasıyla ilgili bir durumdur bu. Onları çoğu şey yaralamıştır belki ama doğaları gereği arınırlar. Bazı insanlar masumiyetlerini hiçbir koşulda yitirmezler. Lilithi okurken görürüz ki Çocuğun başına gelen felaket ve belalar onun hiç başına gelmemiştir. Buna rağmen en büyük kötü odur. Bazı kadınlar -milyonda bir bile olsa- aşk,duygusallık,para,mal mülk,statü gibi şeylerin peşinde değildir. Bazı kadınlar yalnızca dünya ateşler içinde yanarken İnsanlar acı içinde bağırıp yardım isterken Kahkaha atarak seyretmeyi isterler. Yaşlı Adam: Peki çocuğa olan sevgisi ? niye ? Hizmetçi: “İnsan kendine eksik olanı sever.” Yaşlı Adam: Masumiyet Hizmetçi: Nöbetçiyi okurken insan hedeflerinin alışılagelmiş olduğunu fark ederiz. Alt kesim para kazanma derdiyle orta kesim etliye sütlüye karışmamakla burjuva ise yatırımlarını büyütmek derdiyle yanar tutuşur. Oysa dikkatli bakarsak görürüz ki
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
(RÜYA) (03.05.2026) (Yaşlı bir adam takım elbiseleriyle yürüyor,yanında ise özel koruması el pençe bir şekilde hızlı hızlı adımlıyordu. Tabelada: Yıl 2150 yazıyordu) Yaşlı adam: Bu üçü hakkında bilgi topladın mı ? Koruma: Evet Efendim Çocuk: Küçük bir çocuk,hafif kilolu,fazla iyidir. Kusursuza yakın - kimsenin kötülüğünü istemez ama kimseyle de samimi olmaz - Fazla ezilmiştir ancak masumiyetini yitirmemiştir. Konuşmaz oynamaz etmez Güvenirse ve severse kartlarını açık oynar Koz vermekten çekinmez. Korkar normalde bu ama severse fazla cesurdur. Konu köprülerse yakmak çocuğun sanatıdır. Eriştiklerim bu kadar Lilith: Yemyeşil gözleri ve aşırı narin vücuduyla kusursuza yakın bir güzelliktir. Onu görüp de aşık olmayan yoktur -kadınlar da dahil- Çocuk dışında kimseyi sevmez. Herkesin kötülüğünü ister Siyasetçilerden,iyilerden ve yüksek sosyeteden aşırı nefret eder. İntikam olarak doğmuştur -intikam olarak yitecektir.- Fazla canidir bu ona iyilik yapanların bile kuyusunu kazar. Namus edep ahlak gibi kavramları yoktur. Hiçbir bağı yoktur. Birini öldürmek istiyorsa Onunla yatağa bile girer. Sadece nefret ettiği insanlarla bitmez intikamı
Edebiyat
İçtensizliğin kendine yalan söylemek olduğunu kabul edebiliriz; Ama insanın kendine söylediği yalanla düpedüz yalanı hemen birbirlerinden ayırt etmek koşuluyla. Yalan,üzerinde uzlaşılabileceği üzere,yadsıyıcı,olumsuz bir tavırdır.Ama bu olumsuzlama bilincin kendisine değil,yalnızca aşkın olana yöneliktir. Gerçektende yalanın özü,yalancının gizlediği hakikatin tümüyle farkında olmasını gerektirir. İnsan bilmediği şey hakkında yalan söylemez ,kendisinin de yanılgı içinde olduğu konudaki yanlışı yayan insan yalan söylemiyordur,Yanılgı içindeki insan yalan söylüyor değildir. Şu halde bir YALANCININ ideali,hakikati kendine olumlarken,onu kullandığı sözlerle olumsuzlayan ve bu olumsuzlamayı da kendisi için olumsuzlayan kinik bir bilinç olacaktır.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Alıntı
Kendilerini “dürüst kişiler” diye adlandıran burjuvalar,ahlaki değerlerini uzun uzun düşündükten sonra dürüst olmuş değildirler:ama dünya üstünde değildirler:ama dünya üstünde belirdikleri andan itibaren anlamı dürüstlük olan bir davranışın içine atılmışlardır.Böylece,dürüstlük bir varlık kazanır,soru konusu oluşturmaz: Değerler,çimenlere basmayı yasaklayan uyarı levhalarına benzer bin türlü küçük ve gerçek gereklilik gibi yolumun üstüne serpiştirilmişlerdir.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Alıntı
Çalar saatin çağrısını çağrı olarak kavramak,yataktan kalkmaktır.Şu halde yataktan kalkma edimi bile güven vericidir,çünkü “çalışmak benim imkanım mıdır?” sorusunu es geçer ve dolayısıyla beni dinginciliğin,çalışmayı reddetmenin ve nihayet dünyanın reddinin ve ölümün imkanını kavrayacak,durumda bırakmaz.Kısacası,zil sesinin anlamını kavramak nasıl onun çağrısı karşısında zaten ayağa kalkmış olmaksa,bu kavrayış da çalar saatine bir gereklilik anlamı yükleyenin yalnızca ve yalnızca ben olduğum şeklindeki içdaraltıcı görüye karşı beni korur.Aynı biçimde gündelik ahlak diye adlandırılabilecek olan şey de etik iç daralmasını dışlar. Kendimi değerlerle olan kökensel münasebetim içinde düşündüğüm zaman etik içdaralması vardır.Nitekim bu değerler,bir temel talep eden,gerekliliklerdir. Ama bu temel hiçbir şekilde varlık olmayacaktır,çünkü ideal doğasını kendi varlığında kuran değer,değer olmaktan çıkar ve benim istencimin heteronomisini gerçekleştirir.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Alıntı