Ellerimiz, ayaklarımız, gözbebeklerimiz ve kulaklarımız vücudumuzun bir çeşit haritasını taşımaktadır. Başka bir deyişle her organın el, ayak, göz bebeği ve kulaklarda yansıdığı bir yer bulunmaktadır. Her organ, yansıma alanı ile ilişki içindedir. Örneğin ayaktaki karaciğer noktasına baskı uygulayarak ya da ovarak karaciğeri uyarmış oluruz.
Klasik tıpta hastanın iyileşmesinden doktor sorumlu tutulur. Bütüncül terapilerde ise bu sorumluluk hastaya verilir; çünkü hastalık kişinin kendi düşüncelerinin, eylemlerinin sonucudur ve iyileşebilmek için kişi iyileşmeyi arzulamalıdır. Bu nedenle kişinin, kendisini hasta eden yaşam biçimini değiştirmesi gerekir.
Bütün sorumluluklardan, gündelik kaygılardan, yaşamsal hesaplardan arınmış
bir kararlılık ve istekle yanyanayız işte. Alabildiğine içten ve incelikli bir kendimizi koyvermişlikle birbirimize akıyoruz. Hiç bir bencillik, sınırlama, utanç ve kınama yok aramızda. Koyulaşan akşamın menekşe rengi duruluğunda sessizce, beklenmedik birer armağan gibi sunuyoruz gövdelerimizi birbirimize ve her birimiz kendi varoluş nedenimizi yeniden keşfediyoruz.