Flaubert'in henüz 17 yaşındayken yazdığı; bana göre, en çok bilinen ve ustalık eserlerinden biri olan Madam Bovary'den, yaşı ve tecrübesizliği, ilk eseri oluşu göz önünde bulundurulduğunda çok daha güzel olan kitap.
Her şeyden önce anıların sahibi deli değil aksine birçoğumuzdan akıllı. Farklı ve derin düşünebilene deli demek insanlığın genel sorunu sanırım...
Anılar 2 bölümden oluşuyor. Yazarın buhranlı, kasvetli ruhunu okuyucuya aktardığı, romantizm akımının etkisinden kurtulamadan sade bir dille yazılan fakat çoğu zaman oldukça uzun cümlelerden oluşan bu yüzden daha yavaş okunması gerektiğini düşündüğüm ilk bölüm ki bu benim en sevdiğim tekrar tekrar okumak istediğim kısım. Yaşadıklarıyla kendi gözünden aşkı anlattığı kısım da kitabın ikinci bölümünü oluşturuyor, bu bölümü pek sevemedim.
Ilk bölümü çok sevdim çünkü en basit şeyleri bile o kadar güzel anlatmış ki durmadan altını çizmek istedim cümlelerin. Tabi ben şayet yazar bu konuda başarılıysa karamsarlık ve kasvetli ruh haline bayıldığım için bu kitabı sevmiş olabilirim. Eğer sevmiyorsanız hiç boşuna okumayın çünkü çok çabuk sıkılacağınızı düşünüyorum.
Kitabın sonlarında, kendini tamamen özgür ve her şeyden üstün sanan, her şeye müdahale edebileceğini sanan insana ne olduğunu daha doğrusu ne olmadığını anlatan, 17 yaşında birinin kaleminden çıkamayacak kadar güzel cümlelerden oluşan bir bölüm var. Dünyaya gelişimiz ve öldükten sonra ne olacağımız gibi konularda inanç gereği aynı fikirde olmasam da insanı bazı konularda kendini sorgulamaya iten cümleler var. Okunmaya değer