Herkese merhaba.
Bugün sizlere Efsane serisini yorumlamaya çalışacağım. Sırası ile Efsane, Deha ve Şampiyon. (Benim gibi son kitaptan başlamayın diye söylüyorum.)
Hemen hemen her distopya kitabında olduğu gibi bu seride de toplumda sınıflaşmalardan kaynaklı ekmeğin yağlı tarafını yiyenler ve ekmeği göremeyenler olarak uçurum çok büyük. Halk hem veba ile mücadele ederken hem de gruplaşmayı kategorize etmek için sınavlara giriyor. Hep bir mücadele içerisindeyken tepkilerini göstermekten de geri durmuyorlar.
Day, halkın efsanesi. June ise Cumhuriyet’in dehası. Sınavda tam puan alan tek kişi. (mi acaba?) June’un abisinin öldürülmesi üzerine suç Day’e yıkılır. Ve June, katil olarak bildiği kişiyi avlamak için halkın arasına karışır. Ama olay sadece Day’i bulmak ve Cumhuriyet’e teslim etmekle bitmiyor. Day’in gördüğü işkencelerde asla katil olduğunu kabullenmemesi üzerine June’ un kafası karışmaya başlıyor. Ve Day’in suçsuzluğuna inanmaya başlayan June artık onu kurtarması gerekiyor.
Seri içerisinde en en en başarılı kitap bence Deha’ydı. Heyecan ve olaylar hiç durulmadı.
Genel olarak akıcı ve kendini merak ettiren bir dili vardı. Ama ana karakterlerin o kadar yaptıkları ve akıl yürüttükleri olaylara rağmen 14, 15 yaşlarında olması bence fazlasıyla abartılmıştı. Ama bu durumda bir Marie Lu klasiği olarak geçiyor. 14, 15 yaşları ve ergenleri seviyor kendisi.
Ve sonuç; tam olarak öneriyor muyum, önermiyor muyum çözemediğim bir seri oldu. Aslında Açlık Oyunları ve Kuralsız serilerini okumamış olsaydım, kesin çok beğenirdim. Ama bunları okuduğum için Efsane serisi çok klişe geldi. O yüzden .