Her hikayesinde insanın yüreğini manevi bir hazla kaplayan ve gözlerde damlacıklar biriktiren böylesine mükemmel bir kitap daha okumadım.
Yazandan yazdırandan Allah’ımız razı olsun
Evliyâullah'in menkibelerini okumak, kalpte onlara muhabbete ve takvânın yerleşmesine vesîle olur, insanin ahirete olan rağbetini artırır, gafletten uyandırır. Sâlihlerin anıldığı yere Allâhü Teâlâ nın rahmeti iner. Allâhü Teala nin sevdiğizâtlar sevmek, Allâhü Teâlâ'yi sevmenin alametlerindendir. Bu büyuk zâtlarin menkibelerini, hikâyelerini okumali, can kulağı ile dinleyip ibret almali ve inkâr etmemelidir. Umulur ki Allâhü Teâlâ, veli kulunun kalbine nazar buyurduğunda orada bizi de görür, bu vesîle ile bizler de rahmet-i ilâhiyeye mazhar oluruz.
Fatih Sultan Mehmed Han’ın siyasi faaliyetlerini inceleyenler, onun at sırtından hiç inmediği, kültür faaliyetlerini tetkik edenler de, harp sahasına hiç gitmediği fikrine kapılır.
Zira hadiselere tek taraflı bakmayan padişah, ordusunu devrin en yeni ve modern silahlarıyla teçhiz ettiği gibi, askerlerini dua ordusuyla muhafaza altına almaktan geri durmadı. Tahsil ettiği ilimler ve sahip olduğu meziyetler sebebiyle hem Leşker-i Gaza(Gaza ordusu), hem de
Leşker-i Dua’ya(Dua ordusu) Serdar oldu.
16. Osmanlı sultanı ve 80. İslam halifesi olan Sultan Genç Osman, çok iyi bir tahsil ile yetiştirildi. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi Doğu ve Batı dillerinin klasiklerinden tercüme yapabilecek kadar güzel öğrendi. Çok iyi derecede edebiyat, tarih, coğrafya ve matematik tahsili gördü. Devletine sadıkane hizmet etmek istiyordu fakat, iç ve dış güçlerin kışkırtma ve bazı ince hesapları yüzünden genç yaşta şehit edildi.
Düşman güçlü, mevsim zemheri, bir soğuk savaştır yaşanan…
Tipinin en çetini, tifüsün en zalimi, çaresizliğin soğuk yüzü, soğuktan da beter üşütür askeri.
Hatalar, bir zincir gibi peş peşe gelir.
Bu zincir, kapatır yolları; bu zincir, ayaklarına pranga olur; Allahüekber’e bağlar on binlerce canı.
Şehitler, bu zincirin birer halkasıdır, uzanırlar kilometreler boyunca…
Şehitler, bu toprakların asıl sahibi olduklarını haykırırcasına vurulur mühür gibi dağlara.