FÂRUKÎ

FÂRUKÎ
Evli
Canlı Kitaplar, dünya ve ahiret sermayesidir.
Bibliyofil, Muhibbî kitap
233 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Sultan İkinci Abdülhamid'in Alatini Köşkü’nde geçirdigi acı günleri, yanında bulunan kızlarından Şadiye Osmanoglu'nun hâtiratindan okuyalım. Diyor ki, Abdülhamid'in bu kızı : «—
Tarih
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?

FÂRUKÎ

, bir kitabı yarım bıraktı
Muhsin Kadıoğlu
7/10 · 9 okunma
Kore esir kampında Türkler
Türk askerler, açlıktan ölmemek için kamp çevresinde kar ve buzu kazarak topraktan donmamış ot ve kökleri çıkarıyorlar, ihtiyaçları olan vitamin ve mineralleri az da olsa bunları tüketerek karşılamaya çalışıyorlardı. Fakat bir zaman sonra açlık o kadar dayanılmaz hâle gelmişti ki çaresizlik onları daha ağır seçimler yapmak zorunda bırakmıştı. Bir defasında uçakların attığı bombalar sonucu ölmüş ve zamanla çürümüş bir katırın etini yediler. Bunun sonucunda birçoğu hasta oldu. Açlıktan dolayı çok sayıda esir ölmeye başlayınca, Türk esirler, kampta gezen kedi ve köpekleri avlamaya başladılar. Amerikalı bazı esirler de ayni yola başvurunca, önceleri bir lokma için insanlara sokulan hayvanlar, sonraları onlardan kaçar hâle gelmişlerdi.
1000Kitap
Meşrutiyet
Sultan ikinci Abdülhamid hatıratında diyor ki : «Meşrutiyet ilân edildi de ne oldu?. Devletin borcu mu azaldı?. Memleketin yolları, limanları, mektebleri mi çoğaldı?. Kanunlar şimdi daha ma'kul ve mantıki mi tanzim ediliyor?. Masuniyyet-i şahsiyse evvelkinden ziyade te'min edilebildi mi? Ahali daha mi müreffehtir?. Ölüm azalıp doğum arttı mi? Efkâr-ı umumiyye-i cihan, daha ziyade mi lehimizdedir?. Iste bir sürü sual ki, ne kadar çoğaltılsa, hiçbirisine müsbet sekilde cevap verilemez! Usul-i Mesrutiyetle idarenin aleyhinde bir fikir ve kanaatim bulundugu zannolunmasın. Hekim olmayan ve nasıl kullamlacağını bilmeyen adamların elinde, ilâc-i şâfi bile zehr-i katil olur»
Tarih
Çingene Talat
«Meşveret» yine gizli ellerle yurda girmektedir!. «Meşveret» ile birlikte diğer «evrak-ı fesâdi-ye»yi bu kerre yurda sokan : Posta memuru Talât’tır!. O Yıllarda sadece «Talât Bey» olan, bilâhare Ittihad ve Te-rakki'nin başında sadâret makamina kadar yükselip «Talât Paşa» ünvanını alan bu, posta memuru Talât, 1874 yılında Edirne'de doğmuştur. Bazı çevrelerce Talât Bey'in çingeneliği iddia edilmiş, hattâ meşhur şair Eşref merhumun hicviyyesinden başka, Neyzen Tevfik : «Fırka, parti diye halkın boğazından sıkarak Milletin on senedir olmuş idi mengenesi Kazdığı çah-i belâya yine kendi düştü, Örsünü, kıskacını ...... ğimin çingenesi.» derken; bir başkası da : «Çerkesi takına boncukla yazılsın tarih Şaha bir çingenecik oldu vezir-i-a'zam.» Talât Bey, bu yeni faaliyet devresinde, Avrupa'dan dönen firarilerle birleşmiş, Sultan Abdülhamid'in istibdâdından (!) şikayet eden bâzi kimselerle dostluk kurmuş ve MASON olarak kısa zamanda bir kaç derece birden terfi edivermiştir!.
1000Kitap