FÂRUKÎ

FÂRUKÎ
Evli
Canlı Kitaplar, dünya ve ahiret sermayesidir.
Bibliyofil, Muhibbî kitap
233 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Leşker-i mâle ittika etmem Asker-i gaybe istinadım var. Sultan Dördüncü Murad (Gaza askerine değil,gayb(dua) askerine dayanır, güvenirim.
Beyt
Reklam
Bedava bir mesken sanır dünyayı kişi, bütün ömrünü verir halbuki kira yerine.
Beyt
Cahil ve şuursuz insana, ilim öğretmeye çalışanlar; kokmuş hayvan leşine, gül suyu serpenlere benzer.
Beyt
Bayram
Bayramlar bugün maalesef bir sıla-i rahim yapma, bayram sevincini paylaşma, Müslüman olma bilincini aşılama vesilesi olmaktan çıktı. Herhangi bir yere tatil sebebi oluverdi. İnsanoğlunun tabii ki tatile de ihtiyacı var ancak unutmayalım; biz Müslümanız. Bir dinin devamı, onu, nesle en güzel şekilde aşılamakla mümkündür. Bayramlar da bunların en büyük vesilesidir. Aksi takdirde böyle vesileler değerlendirilemezse ne neslimize dinimizi aktarabiliriz ne de bu kadim geleneğin ve kültürün devamını sağlayabiliriz. Bu da ileride yozlaşmış, kültürünü unutmuş ve bayramları yalnızca eski anılarda hatırlayan bir cemiyetin ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Onun için manevî mükâfatın tecelli ettiği bugünlerde, başta kendimiz olmak üzere evlatlarımızın kalplerine de bu dinin güzelliklerini aşılayalım, nakşedelim. Bu güzel kültürü çocuklarımıza aktaralım, onlarla yaşatmaya devam edelim. Bizim anlattığımız, hatıralarımızda yer eden ve ara ara hatırladığımız o güzel bayramları, çocuklarımıza da yaşatmaya, onların da bayram hatıraları edinmesine çalışalım. Bayramları bir vesile bilip sıla-i rahim yapalım. Gönüllerimizi birlik ve beraberlikle dinlendirelim.
1K
Anne Sütü Mucizesi
Neslin sıhhatle devamı, aile müessesine bağlıdır ve evlatlar hiç şüphesiz, ailenin sürur kaynağıdır. Evlatlar, daha dünyaya gelişinde, her misafirden tatlı karşılanır. Hem nasıl karşılanmasın; sevmenin ateşe perde, ikram etmenin sırat köprüsünü geçmeye vesile, birlikte yemenin, kurtuluş beraatı bahşettiği evlat, anne babası için dünya nimetlerinin en büyüğüdür. Rahmân’ın latif hediyesi olan bebeğin yolculuğu, anne karnında başlar. Bir damla suyun, ete kemiğe bürünme, insan cismiyle görünme hadisesi; yaratılışın ilk parıltısını orada gösterir. O, en korunaklı yuvasında sayılı günlerini tamamlayınca, minicik gözlerini koskoca bir âleme açma vakti gelir. O masum bebek; kendisini canına saran, bedeninde taşıyan annesinin merhametli kucağında bulur kendini. Sesini, kokusunu, tenini ilk tanıdığı; daha o anda bile üzerinde çok hakkı bulunan annesinin… İnsan her yaşında annesine ihtiyaç duyar ama en şiddetli o anda… Saçı, cildi, bedeni, öncelikleri, korkuları değişmiş bir hanımdır anne. Ama kalbi çok büyümüştür, bütün zorluklar içerisinde sevgiyle karşılar evladını. Dünyadaki ilk rızık “Anne Sütü” Yaşayan bir madde düşünün; içinde bağışıklığı güçlendiren ve vücudu iyileştiren milyonlarca canlı hücre bulunuyor. Bebeğin büyümesine, sindirimine, günlük ritim planlamasına yardımcı oluyor. Enzimler, büyüme hormonları taşıyor ve bu madde, her annenin kendisine ve bebeğine özel yaratılıyor. İşte o benzersiz besin; anne sütüdür. Âlemde benzersiz sayılacak pek çok şey vardır; ancak bu nitelemeyi en fazla hak eden; anne sütüdür. Kimya ne kadar gelişirse gelişsin, onun benzeri yapılamaz. Çünkü annenin bebeğe her temasında, bebeğin ihtiyacına göre, anne vücudunda farklı içerikte süt üretilir. Her seferinde ama her seferinde; yeniden formüle edilen bir besin maddesi hazırlanır. Bebekte
1000k