Zihin, koşullarımızı değiştirmenin bize huzur getireceğine inanmak ister. Zihin bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünür. Fakat içten bir sabrın, içten bir huzur ve iyileşme getireceğini bilerek, şimdi oldukları haliyle koşulların içinde de rahatlayabiliriz, gerçek budur.
Rekabet çoğu kez sporun ve karşılaşmaların önemli bir öğesidir; harika bir motivasyon faktörü olabilir. Ancak çok ciddiye aldığımız zaman oynamanın eğlencesini kaybederiz. Çok ciddiye alan biriyle hiç kutu oyunu oynadınız mı? Eğlenceli değildir. Çok ciddiye aldığımızda hayat da öyle...
Birçoğumuz balonların olduğu o ofisteki çalışanlar gibiyiz; oyun oynama isteğini o kadar uzun bir süredir bastırmışız ki bu istek gizli bir aşk ilişkisi yaşama, uyuşturucu kullanma, alışveriş yapmaktan ya da yemek yemekten kendini alamama şeklinde dışarı sızar.
Oynamak sadece çocuklar için bir eğlence değildir, bizim yaşam gücümüzdür. Oynamak bizi özümüzde genç tutar, işimize tutku katar ve ilişkilerimizin iyi gitmesine yardımcı olur. Bizi gençleştirip canlandırır. Oynamak hayatı dolu dolu yaşamaktır.