Tanrım, Bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için huzur, değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, aralarındaki farkı kavramak için de akıl bahşet.
Peki ama dünyanın işleyişi için bizim kontrolümüz gerçekten gerekli mi? Evrene güneşin doğmasını sağlamasını hatırlatmak için her sabah erkenden kalkmak zorunda değiliz; okyanusa sırt çevirdiğimizde, evren işi yüzüne gözüne bulaştırıp gelgitin yanlış gerçekleşmesine sebep olmaz. Çocuklarımıza her yıl boy atmalarını ve büyümelerini hatırlatmak, çiçeklere nasıl açacaklarını anlatmak için seminer düzenlemek ya da gezegenlerin, aralarındaki mesafeyi koruduklarından emin olmak zorunda değiliz.
Olayların bizim yardımımıza gereksinimleri olduğuna inanmamıza rağmen, dünyada meydana gelen birçok harika olay bizim katkımız, müdahalemiz ya da yardımımız olmadan gerçekleşir. Vücudumuzdaki hücrelere bölünmelerini söylemek zorunda değiliz, bir kesiğe iyileşmesini söylemek zorunda değiliz. Bu dünyada bir güç var. Her olayın, her şeyin, fark etmediğimiz ya da görmediğimiz zaman bile iyiye doğru gidiyor olduğuna güvenin. Bu inançtır. Sabırlı olmak inançlı olmaktır.
Daha sabırlı bir hale gelmenin ilk adımı, olayları zeltme ya da değiştirme ihtiyacından vazgeçmektir -öyle düşünmesek ya da bunu göremesek bile bazı şeylerin bir sebepten ötürü öyle oldukları farkındalığına sahip olmaktır.
Sabırlı olmak kurban olmamız gerektiği anlamına gelmez. Sabırlı olmak güçsüz olduğumuz, berbat koşullara katlanmak ya da istismarı hoş görmek zorunda olduğumuz anlamına da gelmez. Aynı anda sabırlı olabilir ve gücümüzü kullanabiliriz.