Kitaplar, gidemeyeceğim yerlere bir çırpıda alıp götürdü. Hayatımda hiç karşılaşamayacağım insanların itiraflarını bana anlatıp hiç göremeyeceğim kişilerin yaşamlarını gösterdi. Hissedemediğim duygular başıma hiç gelmeyen olaylarla dopdoluydu. Bu, televizyondan ya da sinemadan büsbütün farklıydı.
Anneme göre sevgi, yaş dolu gözlerle bana bakarak bu durumda böyle şu durumda șöyle yapman gerekir deyip vara yoğa fırça çekmekten başka bir şey değildi. Eğer bu, sevgiyse hiç sevmemek ya da hiç sevilmemek daha iyi değil midir? Elbette bunu söylemedim. Bunu, annemin davranış öğretilerinden çok dürüst konuşursan karşındakini üzersin düsturunu dilimde tüy bitecek derecede ezberlememe borçluyum.
Bundan ötürü annem, birçok annenin sinirlendikleri zamanlarda ileri sürdükleri, değersiz ve bir o kadar da ikna ediciliği olmayan şu sözü söylemişti:
"Ben çocuğumu sizden daha iyi tanıyorum."