Demek iman, bir manevî tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor.
Küfür ise manevî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor.
Demek selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyette ve imandadır.
Öyle ise, biz daima
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى دٖينِ اْلاِسْلَامِ وَ كَمَالِ اْلاٖيمَانِ
demeliyiz!!
Hem dua, istediğimiz tarzda kabul olmazsa makbul olmadı denilmez. Hâlık-ı Hakîm daha iyi biliyor, menfaatimize hayırlı ne ise onu verir. Bazen dünyaya ait dualarımızı, menfaatimiz için âhiretimize çevirir, öyle kabul eder. Her ne ise…
Bahtiyardır o evlat ki peder ve validesinin hastalık zamanında, onların seriü't-teessür olan kalplerini memnun edip hayır dualarını alır. Evet, hayat-ı içtimaiyede en muhterem bir hakikat olan peder ve validesinin şefkatlerine mukabil, hastalıkları zamanında kemal-i hürmet ve şefkat-i ferzendane ile mukabele eden o iyi evladın vaziyetini ve insaniyetin ulviyetini gösteren o vefadar levhaya karşı, hattâ melâikeler dahi "Mâşâallah, bârekellah" deyip alkışlıyorlar.