Yorulmuştu, oturdu. Ben de yanına çöktüm. Kısa bir sessizlikten sonra konuştu: "Yıldızlar, gözden ırak bir çiçek yüzünden güzeldirler"...
- Doğru. Dedim ve başka söz etmeden ay ışığı altında uzanan kum tepelere baktım.
-Demek sen de susadın? Dedim.
Ama soruma karşılık vermedi.
-"Su yüreğe de iyi gelir" dedi yalnızca.
Dediğini anlamamıştım ama sustum.
Onu sorguya çekmemek gerektiğini öğrenmiştim.
Biz saatlerce konuşmadan yürüye duralım... karanlık çökmüş, yıldızlar parlamaya başlamıştı.
Susuzluktan yanıyordum, düşteymişim gibi görüyordum yıldızları, küçük prensin sözleri belleğimde dönüp duruyordu.