Distopik toplumu mükemmel bir şekilde anlatan Ray BRADBURY'nin Fahrenheit 451 adlı eserinde itfaiyeciler sizi şaşırtabilir.
Distopik bir toplumdaki insanların uyuyan bilincini, sorgulama gücünü, toplum olma düşüncesini harekete geçirmeye çalışan bir itfaiyecinin yaşadıkları;duru bir dille hiç sıkmadan sürekli kitap sansürü ne kadar kötü birşey dedirten,özellikle kitapsız yaşayamam diyenler için yaşanılmasi imkansız gibi görünen bir toplum anlatılmaktadır.
Normalde itfaiyeciler yangınları söndürürken-ki kitapta da bu duruma yer verilmiştir- bu kitapta kitap olan evleri ve bu kitapları yakmakla görevli olan kişiler olarak karşımıza çıkıyor.
İftaiyeci Guy Montag'ın gözünden kitapların yakıldığı bir toplumdaki insanların düşünce yapılarını onların hayat bakış açıları sorgulamadan insanın ot misali yaşayıp gittiği bir toplum bize hissettirilmistir.Psikolojik unsurlar ve iç çekişmeler,ikilemler kitapta başarıyla işlenmiş.
İnce ince çok güzel dokundurmalar ve anlayanlara çok güzel dersler var tabi ama o dersleri alabilmek içinde okumak gerekiyor.Tabi bizim ülkemizde okumak dediğimizde sadece okula gidip sınava girmek anlasildigi için etrafımızda epey bir itfaiyeci ve fahrenheit 451 topuna sahip insan mevcut...
Otları sadece biçen bir adamla, gerçek bir bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır, derdi. Otları biçen bir adam orada hiç bulunmamış gibidir, fakat bahçıvan ömür boyu oradadır.
Kitaplar, tören alayı büyük bir gürültü içinde caddede ilerlerken, Sezar’ın kulağına, ‘Unutma, Sezar, sen de ölümlüsün,’ diyen pretoryen muhafızlarıdır.