Sultan II. Abdülhamit'in ilk yılları arasında bilhassa Musul ve Bağdat'ta anarşik faaliyetler çoğalmıştı. Bazı devletlerin kışkırtmaşıyla Irak'ta halkın huzurunu kaçırmak için soygunlar, cinayetler, ırza geçme vakaları artınca halk kendini artık güvende hissetmemeye başlamıştı. Asayişi sağlamakla sorumlu olanlarsa bu olaylara engel olamadıkları gibi durumu İstanbul'dan gizlemek için her seferinde Vilayet Gazetesi'nde şöyle bir manşet atarlardı:
"Sâye-i âsâyiş, vâye-i padişahide vilâyetin her bir tarafında emn ü âsâyiş berkemaldir. "
Günümüz Türkçesiyle:
"Padişahın şahane idaresi altında, ilimizin her tarafında huzur ve asayiş hakimdir. "
Onlar olayları böyle gizlemeye çalışsınlar olaylar artarak devam ediyordu. İlçelerden birini basan eşkıyalar tozu dumana katıp halkın can ve mal güvenliğini tehdit ettiğinin ertesi günü aynı gazetede yine aynı başlık çıkınca oranın meşhur hiciv şairi Şeyh Rıza Efendi buna dayanamayıp şu beyti göndermiş:
"Katl-i nehb-i eşkıyadan millet oldu pâyimâl
Emn ü âsâyiş yine, elhamdülillah berkemâl.”
Günümüz Türkçesiyle:
“Eşkıyanın cinayet ve yağması yüzünden millet ayaklar altına alındı.Ama Allah’a şükür ki emniyet yine de sağlanmış durumda(!)”