Bardaklar büyüdü ve ben de çayı bıraktım
Ne huzur iskan ettim ne kaldı dem meskeni
Viradır... limanlara uğramayı bıraktım
Terk edilmiş rüzgârlar dolduruyor yelkeni
Ben bir ülküyü sevdim bebeğim bir de seni
Seni görse çökecek kapına Kusva olup
Üç bin yıllık göçebe genlerim ferden mahrum
Bu yaşta utanmadan hem rezil rüsva olup
Adetim değil fakat sır vermek, söylüyorum
Seninle yoldan çıktı, dünya, şaştı ekseni
Ben bir ülküyü sevdim bebeğim bir de seni
Cürmüyle gurur duyan taammüden mücrimim Kendimi ihbar ettim sana daha demincek
Dört kapı kırk makamın dışında yedi iklim
Gür nehirler doğuran yamaçlardan gelecek
Bir ses bir koku gibi bekliyorum gelmeni
Ben bir ülküyü sevdim bebeğim bir de seni
Hurufata aldırma tek mevzi yek sipersin
Zaman akıp gidiyor al kiremit damlardan
Kim var ki senden başka görüp kalbim ürpersin
Kim kaldı benden başka o eski adamlardan
Sen Baykal'dan Budin'e üç bin yıllık en yeni
Ben bir ülküyü sevdim bebeğim bir de seni.
Afşın Efkarlıoğlu
- İnsanlara kalbimin bahçesinden çiçekler devşirdim. Ve kucağımda çiçekler, kapılarını çaldım. Kapılar açılmadı...
Coğrafi kader, biyolojik kader, sosyal kader. Bunların bir tanesi benden çok daha kabadayısını felce uğratmaya kâfi iken, üçü birden çullandılar üstüme...
Cemil Meriç