İLBÜKE

İLBÜKE
@ATSIZ_OKUR
Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim: Bir ülkünün mehabetinin zirvesindeyim. Dünya denen mezellete dalsın her isteyen; Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim. *Atsız
TDE Öğretmen
Türkoloji -Yüksek Lisans
Kuzey Kafkasya
6 Mayıs
711 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
sadece bir aptal sürekli taşlara ya da insanlara takılır. doğrular ve yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır. beni anlamıyorlar. ben, bu kulaklara göre ağız değilim.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Işbara Alp aradı dün geceki bulutu... "Sona mı eriyordu Türklüğün yüce kutu?" Boşa attığı oku düşündü derin derin... "Neresinden gelmişti uğursuzluk, göklerin?" "Tanrı, Kağanı alıp yüz mü çevirdi bizden?" "Türk'ü, Tanrı katında, düşüren nedir gözden?" Yüzbaşı düşündükçe, baktı artacak derdi, Sağ elini kaldırıp erlere buyruk verdi: -Hey!... At sürün ardımdan, boşuna burda durmak! Yumuşumuz, son hızla, Bağatur Şad'a varmak!... Sonra, dizgin boşaltıp mahmuzladı atını, Nal sesleri bürüdü, göğün yedi katını!... Hızı arttı, terleyip köpüklenen atların, Öfkeler çivilendi bağrına bulutların!...
Toprak doymadan kana, kılıç koyarsak kına
Bağatur Şad, geriye dönmenizi buyurdu! Bu yıl Çin'e akın yok, dört bir yana duyurdu... Budunun gözü kızgın, yas Türkeli'ni sardı. Kağan ağulanarak gece uçmağa vardı!... Yüzbaşının, erlerin, gözleri buğulandı.. Demek ki Çuluk Kağan, dün gece ağulandı!... Bu haber, ortalığa yıldırım gibi düştü. Yumuşunu bitiren atlı geri dönmüştü. Ardında kalan yalnız koyu bir toz, dumandı... Fakat saldığı haber, bu gidişten yamandı!... Demek ki Çuluk Kağan, ağulandı dün gece!... Ağu... Ölüm... Ne soğuk, yakışıksız dört hece!... Yüce Çuluk Kağan'ın ağulu haberiyle, Bir ölüm sessizliği çöktü erler üstüne! Tunçtan, demirden olsa, dayanamaz, dağılır... Gök Tanrı, bu acıyı verse yerler üstüne! Alınlar kırışırken gönüller coştu birden, Gözlerden yaş boşandı, soğuk terler üstüne! Kılıçlar şakır şakır sıyrıldı kınlarından, Bir ağızdan dediler: -And hançerler üstüne!... "Gök girsin, kızıl çıksın Kendi kanımız aksın... Toplayıp gücümüzü. Almazsak öcümüzü." "Gök girsin, kızıl çıksın, Kendi kanımız aksın... Toprak doymadan kana, Kılıç koyarsak kına!..."
Erkek onu unuttu .. Fakat kız hala seviyor!.
Bir bayram günü erkekle kız yine karşılaşırlar. Bu defa erkek, kızın direnişini kırar ve onu doya doya öper. Kız bir masaya kapanarak hıçkıra hıçkıra ağlar. Erkek, "Yine benim olmıyacak mısın? Nişanlına böyle mi gideceksin" diye sorar. Kız "Ben hiçbir erkekle hayatımı birleştirecek değilim! . .. " cevabını verir. Kız da erkeği sevdiği halde inat ve gururundan ona evet, dememiştir. Hayat kısadır ve neticeler çabuk alınmalıdır. Erkek kızı unutur, başkasını sever ve evlenir. Kız, erkeğin evlendiğini haber almıştır. Yine bir bahar gecesidir. Kız, kendisini yatağına atmış, ağlamaktadır. Gökte ay ile yıldız konuş­maktadır. Ay şöyle demektedir: "Erkek onu unuttu .. Fakat kız hala seviyor!. .. "
Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin Değişilir topu da bir sokak kaltağına.