Bağatur Şad, geriye dönmenizi buyurdu! Bu yıl Çin'e akın yok, dört bir yana duyurdu... Budunun gözü kızgın, yas Türkeli'ni sardı. Kağan ağulanarak gece uçmağa vardı!...
Yüzbaşının, erlerin, gözleri buğulandı.. Demek ki Çuluk Kağan, dün gece ağulandı!...
Bu haber, ortalığa yıldırım gibi düştü. Yumuşunu bitiren atlı geri dönmüştü. Ardında kalan yalnız koyu bir toz, dumandı... Fakat saldığı haber, bu gidişten yamandı!...
Demek ki Çuluk Kağan, ağulandı dün gece!... Ağu... Ölüm... Ne soğuk, yakışıksız dört hece!...
Yüce Çuluk Kağan'ın ağulu haberiyle, Bir ölüm sessizliği çöktü erler üstüne! Tunçtan, demirden olsa, dayanamaz, dağılır... Gök Tanrı, bu acıyı verse yerler üstüne! Alınlar kırışırken gönüller coştu birden, Gözlerden yaş boşandı, soğuk terler üstüne! Kılıçlar şakır şakır sıyrıldı kınlarından, Bir ağızdan dediler: -And hançerler üstüne!...
"Gök girsin, kızıl çıksın Kendi kanımız aksın... Toplayıp gücümüzü. Almazsak öcümüzü." "Gök girsin, kızıl çıksın, Kendi kanımız aksın... Toprak doymadan kana, Kılıç koyarsak kına!..."