Ne desem, söze nasıl giriş yapsam bilemiyorum. Yazdığım şeyler bir inceleme değil, kitabı okuduktan sonra hissettiklerimdir. Bu zamana kadar kaç tane yazar, kaç tane kitap okudum, kendimi ifade etmekte zorlanmadım; ama okuduğum her Oğuz Atay eserinde bitirdikten sonra boğazım düğümlenmiş gibi hissediyorum.
''Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.(s.318)'' Yaşarken dilediğin gibi anlaşılmadın belki ama ardından seni ve eserlerini çok seven, en çok alıntılar yapılan ve sanat dünyamızın en önde gelen fikir insanları arasındasın. ''Bir insanın, iyi kötü, ortaya bir eser koyması ne zor, ne kadar takdire şayan bir gayrettir bilemezsin.(s.280)'' Bize bu denli kıymetli eserler bıraktığın için kendi adıma çok teşekkür ederim.
Kitaba gelince ise ana karakterin soyadı bile tek başına özetliyor gibi. Hikmet Benol, kişilik bölünmesi yaşayan bir türlü kendi aslını bulamayan baş karakter. Kimse tarafından anlaşılamayan, bu yüzden kendi iç dünyasına dönen ve kafasında kurguladığı oyunlarla hayatını sürdürmeye çalışan Hikmet Benol. Gecekonduya çekilip albayla tanışmış ve onu da kendi oyunlarına ortak etmiştir.
Ailesinden beklediği ilgiyi göremeyerek büyüyen Hikmet, mutsuz evliliğinin ardından büyük aşkı Bilge'den de umduğunu bulamayınca inzivaya çekildiği gecekondusunda son akşam yemeğini yine oyunuyla beraber vermiş, sıkça kez albayına yorulduğundan bahsetmiştir.
Yazarın bu eseri kaleme alırken kendi hayatından etkilendiği söylenmektedir. Tutunamayanlar da tüm insanları kucaklamak isteyen yazar Tehlikeli Oyunlar da sözlerine şöyle devam etmiştir: ''Bütün insanlığı kucaklamak isterken, neredeyse bu dünyanın altında eziliyordu..(s.231)''. Yorgunluğunun sebebini bu satırlarda çok nahif bir
Özgürlüğü kanatlarında taşıyan güvercinlere yuva olan Urfalıların hikayeleri var kitapta. Yürekleri eğik insanlar,kuşçular ve özgürlüğün simgesi olarak bilinen kuşlar; güvercinler... Kitap Urfa ağızıyla konuşan kahramanlarla Urfa sokaklarında gezdiriyor okuru. Bekleyen, eksilen ama yine de umut etmekten vazgeçmeyen insanların göğe salınan kuşları bekleyişinin hikâyesinde beklemeyi, umudu yeniden öğretiyor bize.