"Önemli eserlere ulaşımı kolaylaştıran matbaanın akıllı zekâların kendilerini bulmasını sağladığı gibi arkadaş çevreleri de kişiyi yanlış tercihlerden alıkoyan birer karakter olabilir."
"Aklı başında genç, arkadaşlarının düştüğü komik durumlara düşmez ve onların çalışmayla ilgili yerici, saçma muhabbetlerine izin vermez. Çünkü birçoğunun kendi hayatını bile şekillendiremediğini ve tıpkı cansız bir oyuncak gibi girdabın içinde olduklarını bilir. Onlarla konuşurken ruh sağlığı doktorunun aklı yerinde olmayan hastasını dinlediği zaman söylenene çok fazla inanmaması gibi dinlemelidir. •Ne yani bana karşı ön yargıları olacak diye, onların sevgisini ve hayranlığını kazanacağım diye verimli çalışma mutluluğuna, sağlığıma, özgürlüğüme mi değişeceğim onları!•Mutluluklarının yorgunluktan, kuru gürültüden ibaret olduğunu biliyorken onların saçmalıklarına mı katılayım? Konuşmaların kendilerini haklı çıkarmaya varacağını bildiğim için onların muhabbetlerine asla girmem, boyun eğmem. •Yalnızlığı bin kere tercih ederim.Yığınlardan kaçıp sakin, temiz, nezih bir ortam oluşturmayı tercih ederim.• Hatta bana bir şeyler katacak öğretmenlere yaptığım çalışmaları göstermekte, hedeflerimden bahsetmekte, akıl hocası olmalarını sağlamakta fayda var. Barda, kafede takılmak yerine müzelerle, gezintilerle veya faydası olacak birkaç gerçek arkadaş sohbetleriyle ilgilenmek gerek."
"Öncelikle maddi durumu iyi olan ailelerin çocukları gelecek kaygısı olmayışı ve değerler eğitiminin eksikliğinden dolayı gençliklerini boşa harcayıp sonra da yaş ilerledikçe çalışanların işiyle alay edip küçümserler. Bunların dışında daha azılı bir grup daha var ki kendileriyle kolejde karşılaşırız. Onlar daha baştan yenilgiyi kabullenen, işten kaçan pesimistlerdir. Tüm ezik karakterler gibi kıskanç, kendini beğenmiş ve hasettirler.
Bunlar kendi türlerinin enteresan bir koludur; sabırlıdırlar, durumları süreklilik arz eder. Sanki umut kırmak için yaratılmışlar; tüm anları depresyonla dolu gibidir. Eksiklikleri belli bir süre sonra kendilerine büyük zararlar vermeye başlar. Eksikliklerinin farkında olduklarından başkalarının da çalışmasına engel olurlar."
Tekrar etmek gerekirse kaprislerle dolu, donuk, boş beyinlerle geçirilen tüm zamanlar israf olmakla birlikte ahlaksızca geçirilen zamanın güzel geçtiği sanılır. Tekrar tekrar söylemekten gocunmadan parayı, zamanı aptalca harcadığımızı ve ardından da zihnin boşuna yorulduğunu bilelim. Kaçırdığımız gerçek zevkleri, gezebileceğimiz müzeleri, okuduğumuzda bize muhteşem fikirler katacak kitapları düşünelim; zekice sohbetleri, arkadaşlarla güzelim yürüyüşleri unutmayalım.
•Zevküsefayı takip edene düşense mutsuzluk, mutsuzlukların da en acısı olsa gerek...•
"Kendini beğenmişlik, kendini gösterme peşinde olmak eziklik göstergesidir. Çalışarak başarmanın verdiği onurun yanına yaklaşamaz. Öğrencinin sözüm ona "eğlenceleri" aslında son derece monoton, verimsiz, üstelik içi boş, aptalca işlerden ibarettir."
"On beş gün boyunca öğrenciden değerlendirme yapmasını isteyelim. Geçici hevesleri bir sütuna yazalım. Diğerine de bunların sebep olduğu sıkıntıları ve ruh halimizi...Sonucu görünce çok şaşıracaksınız. Günlerin, haftaların, hatta ayların nasıl boşa gittiğini kendi kendine fark edecek, sözüm ona eğlendiğini sandığı zamanın aslında can sıkıntıları, iğrençliklerle dolu olduğunu görecektir."