"On beş gün boyunca öğrenciden değerlendirme yapmasını isteyelim. Geçici hevesleri bir sütuna yazalım. Diğerine de bunların sebep olduğu sıkıntıları ve ruh halimizi...Sonucu görünce çok şaşıracaksınız. Günlerin, haftaların, hatta ayların nasıl boşa gittiğini kendi kendine fark edecek, sözüm ona eğlendiğini sandığı zamanın aslında can sıkıntıları, iğrençliklerle dolu olduğunu görecektir."
Ölümün insanoğlunun başına gelen iyiliklerin en iyisi olup olmadığını kimse bilmiyor ama güya başa gelebilecek en büyük kötülük olduğunu sandıklarından ondan korkuyorlar.
Bu kitabı ikinci okuyuşum. Kim bilir daha kaç kere kaç yaşlarında bir daha okuyacağım. Yaşama bilinci ve hayat üzerinde sohbetler diyebiliriz kitap için. Öğretmen Arif Okurer ile mesleğin bilinci ve daha bir konu hakkında kimi çay bahçesinde kimi bir başka yerde buluşmalarla okuyucuya gözlemlerini aktarmaktadır Doğan bey. Hem sohbet hem çevrede yaşayan insanlar üzerinde gözlemler üzerine konuşmalar sanki bizim de orada gibi hissetmemizi sağlamaktadir. Çok değerli sohbetler. Sanki Doğan Cüceloğlu ile karşılıklı oturmuşuz da hayat üzerine konuşuyoruz hissi uyandırıyor. Kendisini ve hayatına dair bir çok şeyi takip eden biri olduğum için kitapta anlatılan Arif bey üzerinden anlatılan anılar bile Doğan Cüceloğlu'nun kendi anıları olduğunu biliyorum. Bunu düşünerek kitabı okuyunca kendi ile sohbet eden ve gözlemlerini bize aktaran bir insan canlanıyor gözümde. Aslında her yazarın yaptığı da bu değil mi kendi deneyimlerini başkası gibi anlatabilmektir edebiyat belki de. Ben çok keyif aldım. Herkesin okumasını istediğim bir eser. Şiddetle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar. *Not: böyle değerli bir insanı erken kaybettiğimiz için üzgünüm.Allah rahmet eylesin.