Yüz bin tane ağzı olsa, her birinin içinde yüz bin tane dil olsa, her dil yüz bin farklı lisanda şükretse ve yüz bin yıl yaşayıp bu şükre devam etse o andaki sevincinin ancak yüz binde birine denk gelebilirdi.
Büyük Defter~Kanıt~ Üçüncü Yalan
Ana karakterler;
Lucas
Claus..
Ama beni en çok yaralayan, belki de hiç unutamayacağım karakter "Mathias"...
Ensest ilişki sonrası dünyaya gelmiş.
" Kambur, eciş bücüş. Bacakları çok zayıf, kolları çok uzun, vücudu orantısız ." (sayfa 161) bir çocuk Mathias...
Lucas ile kesişiyor yolları,benimsemeye, sevmeye başlıyor Mathias'ı.
Annesi terk ediyor Mathias'ı..
Kalıyor Lucas ile Mathias iki kişi.
Ama Mathias geceleri hep yalnız.
-"Her gece yalnızım."
-"Geceleri uyumalısın."
-"Odanda uyuduğunu bilirsem bende uyurum."
Hiç görmemişti babasını ( dedesi)
Terk edip gitmişti annesi
Tek yakını Lucas onun da kendisini yetimhaneye bırakacağını düşünüyordu.
Okula başladı ama fiziksel farklılıklarından dolayı aşağılandı, örümcek, kambur, piç gibi söylemlere mağruz kaldı,kimse yanına oturmak istemedi. (sayfa 223)
Ama her şeye rağmen bırakmadı Mathias okulunu.
Tek dayanağı Lucas ve onun da hayatına başkalarını almasıyla elindekini yitirmekten ölesiye korktu hep Mathias.
Baştan beri olmasından korkutuğum ama olacağından emin olduğum, yüreğim ağzımda beklediğim o an...
" Anne ile bebeğin iskeletinin yanında Mathias'ın küçük bedeni asılı, morarmaya başlamış bile."...(sayfa 245)
Ahhh çocuğum... Okurken yüreğini ezber ettim.. Acılarını, korkularını, yalnızlığını yaşadım seninle. "Ben burdayım" deyip sarılmak, bağrıma basmak, saçlarını okşamak, dizimde uyutmak istedim seni...
Seçemediklerinle , mecbur bırakıldıklarınla savaştın durdun...
Lucas da savaştı, sende...
Çok ağlattın be Mathias...
Kitap üç kitabın bir araya getirildiği bir eser. Ágota Kristóf konuşturmuş hayal dünyasını. Duygudan duyguya sürükledi beni. Birinci kitapta anlatılan olaylardan sonra ikinci kitapta yani "Kanıt" bölümünde ne oluyoruz ya! dedim. Lucas 'ın hayal dünyası mıydı