Aysun

Aysun

, bir kitap okudu
Puan vermedi·80 syf.·
1 saatte okudu
·
2025 3. kitabı
İmam Gazali
9.3/10 · 1.218 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu grup oruçla aldananlardır. Bunların bir kısmı sürekli oruç tutar, bir kısmı mübarek günleri oruçlu geçirir. Oruca göster­ dikleri özene karşı dilleri gün boyu gıybet ve boş sözlerden, kalpleri riyadan, akşamları mideleri haramdan uzak durmaz. Bunlar Üzerlerine farz olmayan nafile ibadetlere bu kadar il­ giliyken asıl sorumluluklarını ihmal ederler. Hal böyleyken kurtulacaklarını sanırlar ama ne mümkün! Ancak Allah'a se­lim/an-duru bir kalple gelenler kurtulurlar.
Bunlar Kur'an tilaveti konusunda aldananlardır. Sabah akşam gürül gürül Kur'an okur, bazen bir güne bir hatim sığdırır­lar. Dilleri Kur'an okurken kalpleri kah kuruntulara dalar kah dünyalık işlerin düşüncesine kapılır. Kur'an okudukları halde onun manasını düşünmez, öğüdünden etkilenip sakındır­dıklarından sakınmaz, buyruklarını yerine getirmez, ibretlik kıssalarından ibret almazlar. Kur'an okurken, belki onun laf­zından keyif alsalar da mana ve inceliklerinin manevi hazzını yaşayamazlar. Biri, Kur'an'ı günde yüz ,kere hatmetse de eğer onun içindeki buyrukları yerine getirmez, yasaklarından sa­kınmazsa Allah'ın cezasını hak eder. (Bunların hali, içinde­ki kurallara uyması için efendisi tarafından kendisine yazılı belge verilmiş uşağa benzer. Uşağın derdi belgeyi anlamak ve içindeki kurallara uymak olması gerekirken onun derdi başkadır. Uşak belgeyi ezberler, onu sabah akşam nağmeli nağmeli okur, ama içindeki kurallarla ilgisi yoktur.) Bunların bazıları güzel seslidir. Bazen Kur'an'ı makamla okurken keyif alır ve bunu Allah'a yakarışın manevi hazzı zannederek ken­ dini kandırır. Heyhat! Onun bütün lezzet ve keyfi nağme ve makamdadır. Eğer Allah'ın sözünün lezzet ve keyfini tatmış olsaydı kendi nağme ve makamı ne dikkatini çeker ne hatırına gelirdi. Allah'ın sözünün lezzeti manasındadır.
Bu grup, namazda Fatiha, diğer sure ve duaların okunuşun­ da, harflerin doğru telaffuzu (meharic-i hurılf) ve tecvide uy­ gunluğu konusunda aşırıya kaçanlardır. Şeddelerin hakkını vermek, özellikle "dat'' harfi ile "zı" harfini birbirinden ayır­mak ve namaz boyu harflerin mahreçlerini tutturabilmek için gereğinden fazla ihtiyat gösterir, adeta namazın diğer rükün ve inceliklerini unuturlar. Fatiha'nın ne manası ne derinlik­ leri üzerinde düşünürler. İnsanların namazda Fatiha oku­ ma sorumluluğunun, Arapların günlük hayatta konuşurken harflere gösterdiği özenden daha fazla özen gerektirmediğini anlayamazlar. Bu büyük bir aldanıştır. Bu kimselerin hali, sul­ tanın huzurunda diplomatik/siyasi önemi haiz bir mektubu okurken, doğru telaffuz edemeyeceğinden korkup harfleri üs­ tüne basa basa seslendiren ve emin olamayıp arada kelimeleri tekrar eden evhamlı elçinin haline benzer. Evhamını yatıştır­ma derdine düşen elçi ne protokol kurallarını aklına getirir ne mektubun içeriğindeki mesajın önemini fark eder. Böyle bir elçi görevinden alınıp cezalandırılmakla kalmaz ayrıca akıl hastanesine de yerleştirilir.
Ona "Bunlar çök önemli hususlar, sıradan insanlar gibi umursamazlık etme, sen Allah katında daha değerlisin," diyerek ibadetin özünden uzaklaştırır.